İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülen Uzman Erbaş Kanunu teklifi üzerine yaptığı konuşmada, hükümetin iç ve dış politikalarına yönelik kapsamlı eleştirilerde bulundu. Taşçı’nın gündeminde Ankara’daki NATO Zirvesi hazırlıkları, ekonomik krizin toplumsal etkileri ve Muharrem ayı dolayısıyla verilen adalet mesajları yer aldı.
“Ankara’da Olağanüstü Hâl Tablosu Oluştu”
Konuşmasına güçlü orduların devletlerin toprak bütünlüğü, milli onuru ve caydırıcılığı için taşıdığı stratejik öneme değinerek başlayan Taşçı, Uzman Erbaş Kanunu’nun sadece bir özlük hakkı düzenlemesi değil, devletin güvenlik politikalarının temel bir parçası olduğunu vurguladı. Ankara’da düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesindeki güvenlik önlemlerine dikkat çeken Taşçı, başkentte olağanüstü hâl ve sıkıyönetimi andıran bir tablonun ortaya çıktığını savundu. Devletin tüm imkânlarının yabancı misafirlerin güvenliği ve konforu için seferber edildiğini belirten Taşçı, aynı hassasiyetin vatandaşlar için gösterilmediğini ifade etti.
“Vatandaşa Bulunamayan Kaynak NATO’ya Bulundu”
Ekonomik sorunlara ve sosyal adaletsizliğe de geniş yer ayıran Milletvekili Taşçı, milyonlarca vatandaşın temel yaşam sorunlarıyla baş başa bırakıldığını dile getirdi. Çocukların okula aç gittiğini, ücretsiz okul yemeği uygulamasının hayata geçirilemediğini ve emeklilerin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Taşçı, asgari ücretin artık toplumun ortalama gelir seviyesine dönüştüğünü vurguladı. NATO Zirvesi öncesinde protokol güzergâhlarındaki çalışmalar için kısa sürede büyük bütçeler ayrılmasını eleştiren Taşçı, iktidarın yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine yabancı heyetlerden gizlemeyi ve makyajlamayı tercih ettiğini söyledi.
NATO toplantısı için yapılan hazırlıkları “heveskârlık” olarak nitelendiren Taşçı, bazı NATO üyesi ülkelerin Orta Doğu’daki sivil kayıplardaki rolüne, Türkiye’nin terörle mücadelesinde kullanılan silahların tedarikçileri olmalarına ve asılsız Ermeni iddialarına verdikleri desteğe dikkat çekti. Bu ülkelere karşı daha temkinli bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirten Taşçı, hazırlıkların geldiği noktayı eleştirerek, “Millî Mücadele’nin başkentinde Kocatepe’nin ve Hacı Bayram-ı Veli’nin minareleri arasına mahya açıp ‘Welcome’ da yazılacak mı acaba?” sorusunu yöneltti.
Ayrıca, uluslararası bir toplantı gerekçe gösterilerek TBMM çalışmalarına ara verilmesinin milli egemenlik ilkesiyle bağdaşmadığını belirten Taşçı, bu durumun iyi bir ev sahipliğinden ziyade sorgulanması gereken bir tablo olduğunu savundu.
Muharrem ayının önemine de değinen Selcan Taşçı, Kerbela olayının tarihsel bir vaka olmanın ötesinde tüm insanlık için zulme karşı duruşun bir sembolü olduğunu ifade etti. Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da söylediği rivayet edilen sözleri Genel Kurul kürsüsünden okuyan Taşçı, bugün de masum insanların dökülen kanına sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulayarak, “Zulüm saraylarında Yezid olmaktansa Kerbela’da Hüseyin’in oğlu Ali olmayı yeğleriz” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.