Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

Hakan Türksoy – KAHRAMAN DOKTOR

29 Temmuz 2026 Güncel
29 Tem 2026 11:12

Hakan Türksoy – KAHRAMAN DOKTOR

Kiraz, karpuz derken yerli domates de çıkınca menemenin tadı geri geldi.

Hem menemenin hem de ağzımızın tadı gelmesi bir yana, iki biber, üç iri domates ve iki yumurtayla iki kişi bir öğünü çıkarabiliyor.

Yerli domatesin kilosu şimdilik 40-50 lira olsa da kısa zamanda biraz olsun ucuzlamasını umuyorum.

“Ucuzlayacak.” derken öyle 15-20 liraları hayal etmiyorum. Çünkü Avrupa’nın en pahalı sebzesini, meyvesini biz yiyoruz. Avrupa’nın en pahalı benzini bizde. Ev kiralarında da Avrupa’nın en ön sıralarındayız.

Ama alınan ücretlerde ve emekli maaşlarında sonlardayız. Bence buna “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” denir.

Denir ama ne şartlarda yaşadığımızı anlatmak için daha ne yazmam gerektiğini düşünüyorum. Düşünürken üzülüyorum.

Halimiz böyleyken çözüm üretmek yerine başka işlerle uğraşılıyor. “Acaba bugün yine ne duyacağız?” diye insan haber izlemeye bile çekiniyor. İzlesen moral bozuluyor, izlemesen memlekette olup bitenden haberin olmuyor.

Ama dün, uzun zamandır ilk defa içimizi ısıtan bir haber çıktı karşıma. Meğer sadece ben değil, herkes bu olayı konuşuyormuş.

Başlıktan konu zaten anlaşıldığı için doktorlarımıza şiddet uygulayanlar, hakaret edenler ve bu tür olayları alkışlayanlar bu haberi dikkatle okusun. Bir de Cem Yılmaz’ın son gösterisinde anlattığı o doktor ve tesisatçı örneğini hatırlasınlar.

Neyse uzatmayayım, olay Bursa’nın Nilüfer ilçesinde meydana geldi. Mudanya Yolu üzerindeki özel bir hastanenin önünde otomobilin çarptığı 53 yaşındaki Abdullah Aktiz ağır yaralandı. Kalbi durmuştu.

Hastanenin acil servisinde görev yapan kadın doktor, kazayı duyar duymaz dışarı koştu. Hiç vakit kaybetmeden kalp masajına başladı.

Sağlık ekipleri yaralıyı sedyeye alıp hastaneye götürürken doktorun tek düşündüğü şey vardı: Kalp masajı bir saniye bile durmamalıydı.

Bunun için sedyenin üzerine çıktı. Hastane koridorlarında hareket halindeki sedyenin üzerinde, dengesini koruyarak dakikalarca kalp masajına devam etti. Acil müdahale odasına girene kadar ellerini hastanın göğsünden hiç çekmedi.

O fedakârlık, o bilgi, o soğukkanlılık ve o meslek aşkı sayesinde hastanın kalbi yeniden çalıştırıldı. Yaralı yoğun bakıma alındı.

O anları görenler cep telefonlarına sarıldı. Kısa sürede milyonlarca insan bu görüntüleri izledi. Bu kez sosyal medyada kavga değil, takdir vardı. İnsanlar o kahraman doktoru ayakta alkışladı.

Aslında alkışlanan sadece bir doktor değildi. Alkışlanan; gecesini gündüzüne katan, nöbet üstüne nöbet tutan, bayramını hastanede geçiren, bazen kendi ailesini bile ikinci plana bırakarak başkalarının hayatı için mücadele eden bütün sağlık çalışanlarıydı.

Elbette her meslekte olduğu gibi sağlık camiasında da yanlış yapanlar çıkabilir. Ama birkaç kişinin hatası yüzünden, hayat kurtarmak için kendi canını bile hiçe sayan binlerce doktoru ve sağlık çalışanını aynı kefeye koymak büyük haksızlıktır.

Bazen bir insanın kahraman olması için pelerin takmasına gerek yoktur.

Beyaz önlüğünü giyip, hareket halindeki bir sedyenin üzerine çıkması yeterlidir.