Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

CHP’Lİ YONTAR’DAN TBMM’DE YOĞUN MESAİ

19 Haziran 2026 Güncel
19 Haz 2026 17:34

CHP’Lİ YONTAR’DAN TBMM’DE YOĞUN MESAİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’ndaki çalışmaları kapsamında eğitim, çocuk hakları, çalışma hayatı ve uluslararası sözleşmelere dair önemli açıklamalarda bulundu. Hafta boyunca TBMM Genel Kurulu’nda Kâtip Üye olarak görev yapan Yontar, meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalarda özel okul öğretmenlerinin sorunlarından Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarına, Suudi Arabistan ile yapılan yatırım anlaşmasından Rize’deki bir çocuk istismarı iddiasına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yaptı.

“MESEM, Çocuk İşçiliğinin Kurumsal Hâlidir”

Milletvekili Yontar’ın meclis gündemine taşıdığı en önemli başlıklardan biri çocuk işçiliği ve MESEM uygulamaları oldu. TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk 2025” verilerine atıfta bulunan Yontar, 15-17 yaş grubundaki çocukların iş gücüne katılım oranının yüzde 25,5’e, erkek çocuklarda ise bu oranın yüzde 36,5’e ulaştığını belirtti. MESEM projesinin kâğıt üzerinde bir eğitim reformu olarak sunulduğunu ancak uygulamada denetimsizliğin ve yapısal ihmallerin merkezi hâline geldiğini savunan Yontar, uygulamanın pedagojik bir model olmaktan çıkıp çocuk işçiliğini kurumsallaştırdığını ileri sürdü.

Sadece 2024-2025 yıllarında en az 18 çocuğun MESEM programı kapsamında çalışırken hayatını kaybettiğini hatırlatan Yontar, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre ise 2025 yılında 94, 2013 yılından bu yana ise toplam 862 çocuk işçinin çalışırken yaşamını yitirdiğini ifade etti. Bu tablonun temel nedeninin yoksulluk olduğunu vurgulayan Yontar, zorunlu eğitim çağındaki çocukların geleceğinin sermayenin ihtiyaçlarına göre değil, pedagojik ve insani değerlere göre şekillendirilmesi gerektiğini belirterek mevcut hâliyle MESEM uygulamasının sonlandırılmasını talep etti. Yontar, çocuk işçiliğinin önlenmesi için ailelere sosyal destek verilmesi ve kural ihlali yapan işletmelere ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini kaydetti.

Özel Okul Öğretmenlerinin Hak Mücadelesine Destek

Eğitim sektöründeki sorunlara da değinen Yontar, özel okullarda görev yapan öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti. Özel okul öğretmenlerinin yıllardır eğitim emekçisi olarak değil, ucuz iş gücü ve bir maliyet kalemi olarak görüldüğünü savunan Yontar, kamu öğretmenleriyle aynı işi yapmalarına rağmen çok daha düşük ücretler aldıklarını ve güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiklerini belirtti. Eğitimin ticarileştirilmesini eleştiren Yontar, özel okul öğretmenlerinin insanca ücret, güvenceli çalışma ve mesleki saygınlık taleplerinin bir lütuf değil, anayasal bir hak olduğunu ifade ederek bu mücadelede öğretmenlerin yanlarında olduklarını vurguladı.

Uluslararası Yatırım Anlaşmasında “Sahte Oy” İddiası

TBMM Genel Kurulu’nun son gününde görüşülen ve Suudi Arabistan sermayesine ayrıcalıklar tanıdığı öne sürülen “Uluslararası Yatırım Anlaşması” da Yontar’ın sert eleştirilerinin hedefi oldu. Türk yatırımcısına tanınmayan hak ve imtiyazların yabancı sermayeye verilmesini kabul etmediklerini açıkça dile getiren Yontar, oylama sürecine dair çok ciddi bir iddiada bulundu. Yontar, meclis çoğunluğu sağlanamamasına rağmen anlaşmanın geçirilmesi için Genel Kurul’da bulunmayan iktidar partisi milletvekilleri adına 79 adet sahte oy pusulası verildiğini ileri sürdü. Bu girişimin TBMM’nin itibarını zedelediğini ve demokratik meşruiyeti tartışmalı hâle getirdiğini savunan Yontar, oylaması ertelenen sözleşmeye karşı yerli yatırımcının hakkını savunmaya devam edeceklerini dile getirdi.

Rize’deki Kur’an Kursu İddialarına Tepki

Konuşmasının son bölümünde hukuki bir sürece dikkat çeken CHP’li Yontar, Rize’de 11 yaşındaki bir çocuğun yatılı Kur’an kursunda şiddete maruz kaldığı iddiasıyla açılan dosyaya verilen takipsizlik kararını eleştirdi. Mağdur ailenin sesini Tekirdağlı bir gazeteci aracılığıyla duyurabildiğini belirten Yontar, dosyada tanıkların tamamının dinlenmediğini, kamera kayıtlarının incelenmediğini ve mağdur çocuk için avukat görevlendirilmediğini öne sürdü. İnceleme raporlarında başka çocukların da şiddete uğradığına dair beyanlar bulunduğunu hatırlatan Yontar, devletin asli görevinin çocukları korumak ve hesap sormak olduğunu belirterek, adaletin tecelli etmesi için bu kararın yeniden değerlendirilmesi ve sorumluların ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.