Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

SELCAN TAŞÇI:İKİNCİ SEVR’E KARŞI YENİ BİR MİLLİ MÜCADELE BAŞLATMAK ZORUNDAYIZ

24 Temmuz 2026 Güncel
24 Tem 2026 15:57

SELCAN TAŞÇI:İKİNCİ SEVR’E KARŞI YENİ BİR MİLLİ MÜCADELE BAŞLATMAK ZORUNDAYIZ

İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda partisinin grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada, Türk dış politikası, egemenlik hakları ve uluslararası anlaşmaların ihlalleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi olarak kabul edilen Lozan Barış Antlaşması’nın 103’üncü yıl dönümü öncesinde kürsüye çıkan Taşçı, antlaşma hükümlerinin günümüzde açıkça tartışmaya açıldığını ve ihlal edildiğini savundu. Lozan’ın basit bir diplomatik metin olmaktan ziyade, işgale karşı verilen milli mücadelenin tescili ve Cumhuriyet’in tapu senedi olduğunu vurgulayan Taşçı, Türkiye’nin egemenlik haklarını korumak adına yeni bir milli mücadele ruhuna ihtiyaç duyulduğunu belirterek iktidara ve meclise çağrıda bulundu.

“Patrik ‘Ekümenik’ Değil, Fatih Kaymakamlığı’na Bağlı Bir Din Görevlisidir!”

Milletvekili Taşçı’nın meclis kürsüsünden gündeme getirdiği en önemli başlıklardan biri Fener Rum Patrikhanesi’nin hukuki statüsü oldu. Lozan Barış Antlaşması kapsamında Patrikhane’nin yalnızca İstanbul’da yaşayan Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla mükellef olduğunu belirten Taşçı, kurumun Türk yasalarına ve doğrudan Fatih Kaymakamlığı’na tabi olduğunu hatırlattı. Patrikhanenin son dönemde uluslararası toplantılarda “ekümenik” unvanını kullanmaktaki ısrarını ve kendisine siyasi bir kimlik kazandırma çabalarını sert bir dille eleştiren Taşçı, bu fiili durum karşısında yetkililerin sessiz kalmasının Türkiye’nin egemenlik anlayışıyla bağdaşmadığını ve devletin kendi hukuk düzenine sahip çıkması gerektiğini ifade etti.

“Türk Okulları Bir Bir Kapatılıyor, Ruhban Okulu Açılıyor”

Konuşmasında Batı Trakya Türklerinin yaşadığı hak ihlallerine geniş yer ayıran Taşçı, Lozan’ın sadece Türkiye’nin değil, Batı Trakya’daki Türk azınlığın da haklarını güvence altına aldığını hatırlattı. Yunanistan’ın azınlık politikalarını eleştiren Taşçı, Batı Trakya Türklerinin kendi müftülerini seçme hakkından mahrum bırakıldığını ve etnik kimliklerinin reddedilerek yalnızca “Müslüman azınlık” olarak tanımlandıklarını belirtti. Bölgedeki Türk okullarının sistematik olarak kapatıldığına dikkat çeken Taşçı, geçmişte 307 olan okul sayısının 76’ya düştüğünü ve son olarak “öğrenci yetersizliği” gerekçesiyle 8 okulun daha kapısına kilit vurulduğunu aktardı. Taşçı, Yunanistan’da bu asimilasyon politikaları yürütülürken, Türkiye’de yükseköğretim seviyesindeki Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasının gündeme gelmesini bir taviz olarak nitelendirdi ve merhum lider Dr. Sadık Ahmet’i vefatının 31’inci yılında anarak azınlık hakları mücadelesine vurgu yaptı.

“Ege’de Silahlanan Adalar Milli Güvenlik Meselesidir”

Ege Denizi’ndeki jeopolitik gelişmelere ve Yunanistan’ın adaları silahlandırma faaliyetlerine de değinen Taşçı, bu durumun sadece diplomatik bir anlaşmazlık olarak görülemeyeceğini ifade etti. Uluslararası anlaşmalarla gayriaskeri statüde olması gereken adaların silahlandırılmasının Türkiye için doğrudan bir milli güvenlik tehdidi oluşturduğunu belirten Taşçı, geçmiş dönemlerdeki devlet politikalarını hatırlattı. 1995 yılında Yunanistan’ın karasularını genişletme girişimlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “savaş sebebi” olarak ilan edildiğini anımsatan Taşçı, geçmişteki bu kararlılığın ardında milli şuur ve onurun yattığını, günümüzde de aynı devlet ciddiyetinin ve kararlılığının sergilenmesi gerektiğini dile getirdi.

“Haklarımızı İhlal Edenlere Karadeniz Altın Tepside Sunuluyor”

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerindeki çekişmeler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) deniz yetki alanlarına yönelik ihlaller, Taşçı’nın konuşmasının son bölümünü oluşturdu. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin küresel enerji şirketleriyle anlaşmalar yaparak hem Türkiye’nin hem de KKTC’nin haklarını gasp ettiğini belirten Taşçı, ihlalde bulunan bu küresel şirketlere yaptırım uygulanması gerektiğini savundu. Buna karşılık, Türkiye’nin aynı şirketlerle Karadeniz’de imtiyazlı iş birliklerine gitmesini eleştiren Taşçı, bu tutumu bir “ödül” olarak nitelendirdi. Kıbrıs meselesinde Türk dünyasına da seslenen İYİ Partili vekil, bazı Türk devletlerinin çekingen tutumunu eleştirerek, KKTC’nin uluslararası alanda tanınması ve haklarının korunması için Türk Devletleri Teşkilatı’nın milli dava etrafında ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti.