Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

MARAŞ KIYIMINDAN ANILAR: “MARAŞ’TAKİ ÇOCUK”-Hasan Akarsu

08 Haziran 2026 Köşe Yazıları
08 Haz 2026 11:02

MARAŞ KIYIMINDAN ANILAR: “MARAŞ’TAKİ ÇOCUK”-Hasan Akarsu

Yazar Birgül Sarıkaya 1963 Sivas-Eymir doğumludur. Pamukpınar Köy Enstitüsü kitabında babasının eğitim yaşamını anlatan yazar, bu kez “Maraş’taki Çocuk” kitabında Maraş’ta 23 Aralık 1978’de yaşanan kıyımı ele alır. Alevi kökenli ailenin kızı olarak çocukluğunu, eğitimini, geçimlerini, insanlık dışı olayları bire bir anlatır. Babası Süleyman Metin, Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsü mezunu öğretmen, önce atandığı köylerde özveriyle köylünün uyanması, öğrencilerin okuması için çalışır. İlk eşinden ve ikinci eşi Gülnaz’dan beş kızı olan öğretmen, ailenin geçimini sağlarken sıkıntı çeker. Birsen, Nursen, Songül, Hürriyet ve anlatıcı Birgül her durumda birbirilerine destek olur. Birgül’ün uçurtma tutkusu, ailesine bağlılığı öne çıkar. Babası ilköğretim müfettişi olunca Maraş’a atanır. Orada 4 yıl zorunlu çalışması gerekir. Maraş insanlarının giyimini, yaşamını yadırgayan çocuk yaşındaki Birgül, Sivas’taki yaşamını özler. Ev sahipleri Sünni bir aile olduğu için onlara, giyimlerine kadar karışır. Alevi olduklarını gizlemeye çalışırlar. Babası Süleyman, TÖB-DER’e üye olur, dernek çalışmalarına katılır. Çevrede öğretmenler üzerinde de baskı vardır. Elbistan köylerinde görevli olduğu için evine ayda bir gelebilir. Büyük kızlar Maraş Lisesi’ne giderken Birgül, ilkokulu bitirip ortaokula başlar, okulu sever, başarılı olur. Küçük yaşta peşine takılan erkeklerden korkar. Bir Alevi ailenin, Musa Suna’nın evine taşınırlar. Bahçe içindeki iki katlı evde rahat ederler.

23 Aralık 1978’de kıyım

Ailenin yanına gelen babaanneleri Maraş’ı beğenmez. Onları korumaya çalışır. Ölünce Sivas-Kangal-Karamuk köyüne gömülür. Ecevit Hükümeti’nin güçlendiği dönemde, halkta bir umut vardır. Süleyman Metin de gelecekten umutludur. Çalışma arkadaşlarıyla dayanışma içinde olur. Bir arabayla izlendiğini anlar. Evlerin kapılarına çarpı işaretleri konur. Malatya ve Elazığ’daki olaylar ilgi çeker. Zalimlerin bir hazırlık içinde olduğu anlaşılır. 19 Aralık 78’de Çiçek Sineması’nda patlama olur. 21 Aralık’ta Töb-Der üyesi öğretmen öldürülür. 23 Aralık’ta Süleyman eve gelmez, öğretmenin cenazesini bırakmaz. Ailesi korku içindedir. “Kentimizi kızıllar bastı” sesleri duyulur. O gün öğleye doğru evleri kuşatılır, taşlarla, sopalarla, silahla saldırılar başlar. Evler ateşe verilir. Süleyman kurşunlanarak öldürülür. Yanmasın diye kızları onu bahçeye taşırlar, 300-400 kişi evin çevresini sarar. Kızların liseden arkadaşı Ramazan, kızları evden uzaklaştırır. Yardımsever ailelerin evlerine sığınırlar. Sığındıkları evler de basılır. Jandarma yardıma yetişir, Hükümet Konağı’na götürülürler. Süleyman’ın arkadaşları onlara yardım eder. Küçük kız Hürriyet kayıptır, Süleyman öldürülmüştür. Akrabaları Sivas’tan minibüsle gelip cenazeyi ve onları alıp köylerine dönerler. Ev sahibi Musa Amcanın iki çocuğu da öldürülür. Kent kan kokarken, cesetler sahipsizken ayrılıklar yaşanır. Anne Gülnaz da bir gözünü yitirir. Amcaoğlu, Hürriyet’in yaşadığı haberini verir. Kıyım sonrası durum: “Kaybedilen onca masum insan ki elleri, kolları, bacakları doğranmış, gözleri oyulmuş, memeleri kesilmiş… tecavüze uğramış, kıyafetleri kana bulanmış, kimi yanmış, cesetlerde bir bulguya rastlamak bile mümkün olmamış…” (s.151)

Ankara’da yaşama tutunma savaşımı

Amcaları aileye sahip çıkar ve Ankara’ya taşınırlar. Yapımı tamamlanmayan bir daire alıp taşınırlar. Nursen, Gazi Eğitim’e giderken Birgül liseye devam eder. Okullarda sağ-sol çatışmaları yaşanır. Birgül, Denizler asıldığında babasının dediği sözleri anımsar: “Yazık oldu gençlere!” Defterine notlar alır Birgül: “Bize yaşattıklarını, bizden çaldıklarını hiç unutmayacağım Maraş!” (s.155). Ondaki baba-anne sevgisi sınırsızdır. Köy onlara baba toprağıdır, baba kokar. Ablaları akraba evlilikleri yapar. Birgül, arkadaşı Sakine’yle iyi anlaşır, onunla devrimci savaşıma katılır. Tam bağımsız devlet yönetimini istemeyen egemenler, ABD’nin desteğiyle 12 Eylül 1980 Darbesi’ni yaparlar. Dilinden, dininden ve dünya görüşlerinden dolayı insanlar tutuklanır, işkenceyle yaşamları karartılır. Hürriyet, üniversite sınavlarına hazırlanırken Birgül, Servet’le evlenir. Bir yıl sonra bebeği Gülnaz doğarken, annesi Gülnaz’ın yüksek tansiyondan felç geçirip öldüğünü öğrenir. Annesi karlı kışta köyüne, eşinin yanına götürülmeyip Ankara’da toprağa verilir.

Yazar Birgül Sarıkaya, Köy Enstitülü bir babanın kızı olarak onun devrimci çalışmalarını, örnek eğitimci davranışlarını, insancıllığını başarıyla anlatırken, gericiliğin, yobazlığın, bilgisizler üzerinde ne denli etkili olduğunu yaşayıp görerek doğrular.

(*) Maraş’taki Çocuk-Birgül Sarıkaya, Anı, Şey Kitap, Temmuz 2024, 206 s.

(Haber. dk, Danimarka internet gazetesi, 07.06.2026)