Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

Hakan Türksoy – KATARAKT ŞÖLENİ

17 Haziran 2026 Güncel
17 Haz 2026 20:59

Hakan Türksoy – KATARAKT ŞÖLENİ

Geçenlerde gözde oluşan kataraktın, saçın beyazlaması gibi yaşla birlikte ortaya çıkabilen doğal bir durum olduğunu yazmıştım.

Teknoloji ve gelişen tıpla birlikte insan ömrü uzadı. Ömürler uzayınca yedek parça sorunu da ortaya çıktı(!)

En basiti, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesine katarakt deniyor. İç kulaktaki sesleri elektrik sinyallerine çeviren minik tüylü duyu hücreleri (koklea) ise zamanla yıpranıyor veya ölüyor. Bu hücreler yenilenemediği için işitme kaybı başlıyor.

İşte bu nedenle her yerde katarakt ameliyatı ve işitme cihazı reklamı görüyoruz.

Sünnet gibi, katarakt ve işitme cihazı konusunda da bir sektör oluşmuş. Hadi işitme cihazları dışarıdan geliyor. Ama saç ekiminde olduğu gibi, katarakt ameliyatı konusunda da belki Avrupa’nın en iyisiyiz.

Bizim tadımızı bozan ise başta ekonomi olmak üzere bazı önemli konular. Bu şartlar altında, “Belediyeler çocuklar için sünnet şöleni düzenlediği gibi emeklilere de toplu katarakt ameliyatı şöleni düzenlesin” şeklinde bir espri geldi aklıma.

Moralimiz iyi olsa daha neler gelecek neler…

Şaka bir yana yaş ilerledikçe kataraktla tanışan insan sayısı gerçekten artıyor. Eskiden çevremizde bir iki kişide duyduğumuz bu ameliyatı, şimdi neredeyse herkesin yakın çevresinde geçiren biri var. İşin vatandaş tarafında ise başka bir gerçek var.

Katarakt ameliyatı olmak isteyenler; devlet hastanesi mi, üniversite hastanesi mi, yoksa özel hastane mi derken ciddi bir araştırmanın içine giriyor. SGK’lı vatandaşlar için devlet ve üniversite hastanelerinde standart katarakt ameliyatları genellikle ek ücret çıkmadan yapılabiliyor. Bu nedenle özellikle emeklilerin ilk durağı çoğu zaman kamu hastaneleri oluyor.

Özel hastaneleri tercih edenler ise daha kısa bekleme süresi, farklı mercek seçenekleri veya kendi doktor tercihleri gibi nedenlerle bu yolu seçiyor. Sonuçta karar herkesin bütçesine ve beklentisine kalıyor.

Bu kısmı yaşıtlarım için yazıyorum; Farkında mısınız 20 yıl evvel ne konuşuyorduk şimdi ne konuşuyoruz?

Demek ki yaşlanıyoruz…

Ama moral bozmak yok. Önemli olan gözümüzdeki merceğin değişmesi değil, hayata bakışımızın bulanıklaşmaması.

Özellikle bugünlerde olup bitene dikkat edip çok iyi duymak ve görmek gerekiyor…