Bundan dört yıl önce, yani 2022’de TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nde o yılın en önemli gök olaylarından biri izlenmişti. Yedi gezegen ve Ay aynı hizaya gelmiş, gökyüzü adeta bir sahneye dönüşmüştü.
Aralık ayının son günlerinde, beşi çıplak gözle, ikisi ise dürbün ya da küçük teleskopla görülebilen bu dizilim için bir sonraki tarih 2040 olarak açıklanmıştı.
O gün “daha 18 yıl var” demiştik. Dört yıl geçti, kaldı 14 yıl.
Yani 14 yıl sonra Mars, Jüpiter, Satürn, Venüs, Merkür, Uranüs ve Neptün yeniden tek sıra halinde dizilecek. Biz de başımızı kaldırıp gökyüzüne bakacağız.
Ama o zamana kadar dünyada çok şey değişir. “Kim öle, kim kala” derler ya… Gerçekten de öyle oldu, olmaya da devam ediyor.
Aslında 14-18 yıl çok uzun bir zaman değil. 40 yılın, 99 yılın yanında çocuk kalır. Biz bu sayılara da yabancı değiliz; bazı devlet mallarının kiralanma sürelerinden alışığız.
Bir yandan da yaşın hesabı değişiyor. Eskiden “yolun yarısı 35” denirdi, şimdi 50 oldu. 70 yaş ve üzeri “yaşlı” sayılıyor.
Bu değişimin sinyali de çoktan verilmişti. Toplu taşıma sürücü yaşı 65’ten 69’a çıkarıldığında anlamıştım. Umarım bir gün “65 yaş üstü kart” da 70’e çekilmez (!)
Verilen hak geri alınmaz denir ama bundan sonrakiler için kurallar değişebilir. Zaten yaş hesabı değişince, 65 yaşındakilerin yürüyüşü bile değişti. Hasta olanlar iyileşti. İnsan psikolojisi böyle bir şey… Öte yandan, bu dünyada her hastalığın bir tedavisi olduğu söylenir. Etrafımızda keşfedilmeyi bekleyen nice bitki, maden, taş var. Ama en önemlisi huzur, neşe ve mutluluk. Huzur varsa gerisi geliyor.
Gelelim tekrar gökyüzüne… Yedi gezegen olayını izlemek için “çıplak göz” vurgusu yapılıyor. Ama çıplak göz dediğin de öyle her şeyi gören bir şey değil. Göz sağlıklı olacak ki görebilsin. Yani çıplak göz, çıplak ayağa benzemez (!) Uzağı göremediğimizde dürbün ya da teleskop devreye giriyor. Ama bazen yakın mesafeyi bile göremiyoruz. Futbol maçlarında tribünlerin “hakemin gözüne gözlük!” diye bağırdığı günleri hatırlayın.
Neyse ki artık VAR sistemi var. Hakemin göremediğini büyütüyor, yavaşlatıyor, tekrar izletiyor. Ve çoğu zaman hak yerini buluyor. İşte insanın aklına şu soru geliyor:
Keşke hayatın da bir VAR’ı olsa… Gözümüzün önünde olup da göremediğimiz olayları yeniden izleyebilsek… Hatalarımızı geri sarıp düzeltebilsek…
Yanlışlarımızdan ders almayı sadece sözde değil, gerçekten yaşayabilsek… O zaman belki de bambaşka bir dünyada yaşıyor olurduk. Kötüyü iyiden ayırmak bu kadar zor olmazdı.
Savaşlar çıkmadan önlenirdi. İnsanlar birbirini anlamayı öğrenirdi.
Bu bir hayal değil.
Görünen köy kılavuz istemez misali… Yeter ki görmek isteyelim.