Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

Hakan Türksoy – ESKİDEN KARPUZ İDİK

06 Haziran 2026 Güncel
06 Haz 2026 11:07

Hakan Türksoy – ESKİDEN KARPUZ İDİK

“Halı sahada onlarca izleyici önünde rakibine diziyle girdiğini inkâr eden adama; sokakta da, iş hayatında da güven olmaz.

Trafikte “Neden sinyal vermiyorsun?” diye uyarı yapmak zorunda kalan sürücüye argo cevap veren kadın sürücü ne kadar hanımefendidir?

Pazar günü sabahın erken saatinde, eski çaydanlık gibi öten elektrik süpürgesini çalıştıran alt komşu gerçekten komşu mudur?

Mart ayında bileğine kırmızı beyaz marteniçka bağlayan “sabahları lutenitsadan başka bir şey yemiyorum” diyen ama leyleği görmeden marteniçkayı çıkarıp atan siyasetçinin Trakya’ya ne kadar faydası olur? Seçim öncesi gözlerinin içine adeta “beni öp” der gibi bakan siyasetçi, seçildikten sonra kafasını çeviriyorsa, o siyasetçiden hayır gelir mi?

İş yerinde arkadaşlarını ispiyonlayıp müdür olan birine organ fıkrasını anlatsan ne olur?

Üç yıldır bozuk olan taharet musluğunu değiştirmeyen pasaj yönetimi tekrar yüksek oyla seçiliyorsa; o pasaj 9 şiddetindeki depreme dayanıklı da olsa kesinlikle kentsel dönüşüm programına alınmalıdır.

“Ben büyüğüm” ayağına kardeşinin hakkını yiyen, kardeş değildir. Kadın dövenden insan olmaz; öksüze, yetime el kaldırandan ne dayı olur ne de keman yayı…

Günümüzde yalanın, pusunun dozu öyle arttı ki, Arabistanlı Lawrence’ın Osmanlı’ya yaptıkları masum kaldı.

Hal böyle olunca; tefeciler, dolandırıcılar, pusucular, fahiş fiyatla mal satanlar, açgözlü ev sahipleri çoğaldı.

Halk sağlığı, kamu yararı, aç emekliler, yoksul emekçiler derken biri Karadeniz fıkrasındaki mitokondri olayına dikkat çekti ama kimse anlamadı.

Aylak bakkal dijital terazide tartmaya devam ediyor. Darbuka şovu yapanlar “biz perküsyoncuyuz” deyip darbukatör Baryam’ı yine yalnız bıraktılar. Seçim zamanı geldiğinde bütün Baryam’lar da onları yalnız bırakacak.

“Nasıl olur?” diyen perküsyonculara Baryam’lar darbukalarla “düm tek, düm tek” diyerek cevap verip her şeyin güzel olmasını başka bir zamana bırakacak.

O meşhur hastane kapısı hikâyesini yazmaya cesaret edemeyenler, o günden bu yana her mart ayı vatandaşı tuhaf şeylere baktırıp kazma kürek yaktırdılar.

Başkasının arka bahçesinde gözü olanın bahçesini kazarlar. Öyle bir kazarlar ki üstünü kapatsalar bile bir süre sonra obruk oluşur. Sonra yedi sülalesini “Obruklugiller” diye anarlar.

Özellikle bankaların kara listesinden çıkmaya ömürleri yetmeyen emekliler için “Öldükten sonra kara listeden çıkılır mı?” sorusunu yazmamı çok istediler. Cuma namazı çıkışı bu soruya “Borçlar sigortalıysa çıkarlar” diye cevap veren hacı ağabeyi tebrik ediyoruz.

Kısacası; her şeye rağmen ülkemizi, yaşadığımız şehri çok seviyoruz. Ama bizim sevgimiz öyle bir sevgi ki; bizde askerlik hiç bitmez. Rahmetli Erkin Koray’ın şarkısında dediği gibi “kızları da alın askere?

Yeri gelmişken rahmet isteyen üstat Cem Karaca’da şöyle demişti “İşte geldik gidiyoruz bilinmez bir diyara… Eskiden karpuz idik, şimdi döndük hıyara (!)