ÇORLU TREN KAZASI DAVASINDA YER ALAN MARJİNALLER KİM?

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
Serap Cömertoğlu
ÇORLU TREN KAZASI DAVASINDA YER ALAN MARJİNALLER KİM?
10.07.2019


25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı, tüm ihmalsizliklerin göz ardı edilmeye çalışıldığı  Çorlu tren kazasının ilk duruşması olaylı şekilde gerçekleşti.
8 Temmuz 2018'de  Çorlu Sarılar bölgesinde ki raylarda bakım onarım çalışmalarının yapılmaması sonucu göz göre göre meydana gelen katliamda, acılar hala tazeyken, aileler, adeletin yerini bulmasını,  sorumluluların cezalandırılmasını beklerken, karşılaştıkları  ise tarifi imkansız bir acı.
130 kişilik salon tahsis edilen davanın ilk duruşmasında,  salonun dolduğu gerekçesiyle kapıları kilitlendi.Dışarıda kalan çoğu aile ve avukatın ısrarla içeri girmek istemesi üzerine  çevik kuvvetin müdahalede bulunduğu duruşmada, sanık savunmaları dahi alınmadan mahkeme heyeti davadan çekildi.
Başlı başına her anlamda ayrı ayrı incelenmesi gereken, her detayının insanı acı içerisinde bıraktığı davada, Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım'ın açıklamasında belirtilen provokatif tavırlar sergileyen marjinaller ise açıkçası merak konusu...
Duruşmaya katılamasamda sosyal medyadan, haberlerden ve orada yer alanlardan olanları takip etmeye çalıştım. Sayın Valinin açıklamalarından sonra da  duruşmaya bilfiil katılanlardan,orada kimlerin bulunduğunu, neler olduğunu öğrenmeye çalıştım. 
Büyük bir çoğunluk, kazada yakınlarını kaybedenlerin, kazazedelerin, avukatların ve gazetecilerin olduğunu, neredeyse sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin dahi çok olmadığını belirtti. 
Sayın Valinin açıklamasında ise, polis ve duruşmaya katılanların karşı karşıya geldiği, her türlü provokatif harekete rağmen emniyet güçlerinin soğukkanlılığını muhafaza ederek, müessif bir olay yaşanmasının önüne geçildiği,  sözlü ve fiziki taarruza teşebbüs ederek, kargaşa çıkarmaya çalışan şahışlara ve marjinal gruplara prim verilmediği kaydedilirken; bazı avukatların ise duruşma salonu dışında aileleri ve avukatları engelleyen ve fiziki müdahalede bulunan polisler için kimlik tespiti ve suç duyurusu isteyerek,  mahkemede silahlı bulunan polislerin de dışarı çıkarılması talebinde bulunulduğu belirtildi.Hayatını kaybedenlerin yakınları arasında da polis tarafından darp edildiğini dile getirenler mevcut. 
Açıklamalara göre; provokatif marjinaller, salonun dolu olduğu gerekçesiyle kapıyı kilitleyip, diğer müştekilerin dışarda kalmasına neden olanlar mı?
Yoksa, bir yıldır bugünü bekleyen, duruşma salonunun dolu ve kapısının kilitli olduğunu duyunca, adalet aramak için  içeri girmek isteyen,annesini, babasını, evladını ihmalsizlikler sonucu göz göre göre kaybetmiş acılı aileler mi? 
Izdırap  içinde,adalet arayışında bulunan ve ısrarla  içeri girmek isteyen yakınını kaybetmiş insanları, engelleyen emniyet güçleri ve onlara bunun talimatını verenler mi? 
Gerçekten kim bu marjinaller? Onlara bu ortamı hazırlayanlar kimler? 
Olayın en başına gidip, bakacak olursak;  tren kazasının yaşandığı hat üzerinde Halkalı-Muratlı menfez bakım çalışması yapılması için 11 Haziran 2018'de  açılan ihaleyi ‘ödenek tahsis izni çıkmadığı’ gerekçesiyle 20 Haziran’da iptal edenler mi?
 Yoğun yağış uyarısına rağmen  yolu denetlemeyerek, 25 kişinin hayatını kaybetmesine, yüzlerce kişinin yaralanmasına  neden olanlar mı? 
Kazanın, yağış sonucu raylar ve menfez arasında oluşan boşluk nedeniyle doğa olaylarından kaynaklı bir kaza olduğu algısı oluşturmaya çalışanlar mı? 
"Kaza kaderdir" deyip ihmalsizlikleri yok sayıp, özür dahi dilemeyen sorumlular mı? Evladını kaybetmiş bir aileye; "Daha gençsiniz bir tane daha çocuk yapın" diyen ve evladını kaybetmiş bir annenin, kazaya ve sorumlulara  yönelik eleştirilerine karşı, sosyal medyadan o anneyi engelleyen,  umarsız yönetici mi?
Asıl sorumlu olan birçok üst düzey yönetici dışında, sadece 4 personeli sorumlu tutarak dava  açanlar mı? Bilirkişi olarak, daha önce TCDD ile ticari ilişkisi olan kişileri belirleyenler mi?
TCDD’nin üst yönetiminde yer alan kişiler hakkında ki takipsizlik kararına ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak başvuru öncesi, AYM önünde açıklama yapmak isteyen ailelere ve avukatlara, henüz açıklama dahi yapmadan, müdahale eden, plastik mermi sıkan emniyet güçleri mi?
Bu insanlarla empati kurmadan, acılarını anlanmaya çalışıp, sorumluları ortaya çıkarmayanlar mı?
Annesini, babasını, evladını kaybeden, tüm bunlara maruz kalan ve sorumluların ortaya çıkması, adaletin yerini bulması için bir yıldır o davanın duruşmasını  bekleyip, salonun dolu olduğu gerekçesi ile kapının kilitlendiğini, içeri giremediğini duyunca, tepki gösteren  aileler mi? Yoksa onları bu hale getirenler mi? Ya da var olduğu dile getirilen marjinallere o ortamı oluşturacak zemini hazırlayanlar mı?
Belki  de en başta sorumlular,  herkesin açıkça gördüğü ihlalleri, hataları kabul edip, özür dilese,  yakınlarını kaybedenlerin acısına saygı gösterse ve  en önemlisi de gerçek adalet tahsis edilseydi o duruşmada;  isyan eden, sinir krizi geçiren, öfkeli, devletin hiçbir şeyine inancı kalmamış insanlar yerine;  acısı ömür boyu  dinmeyecek olan  ama sorumluların hesap vermesinden, yargılanmasından, adaletin yerini bulmasından dolayı içi bir nebze de olsa rahatlamış insanlar olabilirdi.
En temele bakıp, o insanların, o hale nasıl geldiklerini görmek yerine, farklı şekillerde nitelendirmek en kolayı sanırım...
En önemlisi de kolaya kaçmak yerine halkın isteği ve  asıl olması gerekeni yapmak. Yani  yöneticilerin, her alanda halka karşı olan sorumluluklarını yerine getirmesi ve gerçek adaletin tahisis edilmesi. Devletin varoluş amacının sistemli şekilde uygulanması.
 

 

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org