ŞEHZADENİN OKLARI

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
Şafak LAYİÇ
ŞEHZADENİN OKLARI
09.10.2018


Sultan’ın tek varisi olan oğlu, ne yazık ki yalanlarıyla ünlenince, ona, ülkenin en kurnaz adamı hoca olarak tutulur. Dersler başlamadan önce Sultan, Hoca’yı iyice uyarır:

-Oğlum, çok yalan söylediği için, halk nezdinde pek itibar görmüyor. Onun hep yanında olacak ve her bir sözünde, dinleyenlere mantıklı gerekçeler söyleyip, bu yalanlarına mantıklı kılıflar bulacaksın. Yoksa kellen gider!

Zavallı Hoca, haftalarca, aylarca Şehzade ile zaman geçirdikten sonra, neredeyse onun bütün yalanlarına birer mantıklı kılıf bulmayı başarır. Sonunda Sultan da, oğlunun halk nezdinde yeniden itibar kazanabilmesi için, sarayda büyük bir davet düzenletir.

Avcılık hatıralarını anlatan Şehzade, beklendiği gibi, yine palavralarına başlar:

-Bir ok attım, kebap oldu!

Saraya davet edilen şehrin ileri gelenleri, bu yalan karşısında gülmeye başlayınca, Hoca hemen devreye girer:

-Bunda gülünecek bir şey yok ki! Biz, birlikte ava çıkmıştık. Şehzademiz, havada uçan kuşu bir okla vurdu. Bu ok, kuşla birlikte yere düşerken, bir kayaya çarptı ve çıkan kıvılcım otları tutuşturduğu için kuş da bu ateşte kebap oldu.

Dinleyiciler bu “mantıklı” açıklama karşısında seslerini keser. Ancak Şehzade, daha da coştuğu için, palavralarına bir yenisini ekler:

-Bir ok attım, göl oldu!

Misafirler bu sözü de anlamsız bulunca, Hoca yine devreye girer:

-Ey ahali! Şehzademiz veciz konuşmasına devam ediyor. Onun bu sözle anlatmak istediği şudur: Bir gün kırlarda gezerken, gölü besleyen ırmağın akışını kesen bir taş parçası gördük. Şehzademiz işte bu taş

parçasını bir ok atışıyla vurup parçaladı. Böylece suyun akışını serbest bırakarak gölün yeniden dolmasını sağladı.

Misafirler, Hoca’nın bu “mantıklı” açıklamasından sonra, Şehzade’yi alkış yağmuruna tutarlar. Ancak iyice gaza gelen Şehzade, en büyük palavrasını atar:

-Bir ok attım, aşure oldu!

Ahali, yine gözlerini Hoca’ya ve yapacağı açıklamaya çevirir. Ancak Hoca ne diyeceğini bilemez. Adeta kıvranır, durur. Sonunda Sultan’ın ayaklarına kapanır:

-Sultan’ım, buyurun kellem sizindir. Kebap ve göl meselesini hallettik. Lakin bu aşure de nereden çıktı? Suyu bulsak şeker lazım. Şekeri bulsak, buğday lazım, nohut lazım. Ben şimdi bunları bir okla nasıl bir araya getireyim? İsterseniz Şehzade’ye siz sorun; bir ok atınca aşure nasıl olur, diye?

X X

Ben, bu hikâyedeki Şehzade’nin palavralarını doğrusu pek sevimli buldum. Bana sevimli gelmeyen asıl yalanlar, bir milleti yanlış yere yönelten yalanlardır. Örneğin, Hitler ve Saddam gibi zalimlerin yalanlarını kendi milletlerine yayan medyalarının verdiği zararlar, bu palavralardan çok daha büyük olmuştur.

Hoşça kalın…

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org