BARIŞIN ROMANI:“YORGUN HEYKEL”

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
Hasan Akarsu
BARIŞIN ROMANI:“YORGUN HEYKEL”
28.08.2019


           Prof. Dr. Üstün Dökmen, 1954 İstanbul doğumludur. Oyunları, incelemeleri ve romanlarıyla tanınır. “Menderes:Irmağın Gölgesi” romanından sonra şimdi de “Yorgun Heykel” romanıyla okurlarına ulaşır. Yazar, bu romanında Arnavutluk yakınlarındaki bir ülkenin Sergen kasabasında yaşanan olayları anlatır. Her dinden, her ırktan insanın nasıl bir arada yaşayabileceğini kanıtlarken, barışın insanların dünyasındaki önemini vurgular.

          Sergen, yaşlı bir çiftin, Anya Ana ile kocasının yaşadığı boşalmış bir kasabadır ve karı-koca da canlı heykelin son tanıklarıdır. İletişim Fakültesi’nde okuyan iki genç, bitirme tezi olarak “canlı heykel”i konu seçip Sergen’e giderler ve yaşlı çiftle söyleşi yaparlar. Yaşlıların bellekleri zayıftır ve açıklamaları birbirini tutmamaktadır. Yine de açıklamalardan bu kasabada önceleri Katoliklerle, Protestanlar ve Müslümanlar arasında, Türkler’le, Sırplar, Arnavutlar, Hırvatlar vb arasında çok savaşlar ve kıyımlar olduğu anlaşılır. Anya Ana, aşkı ne güzel yorumlar o yaşında bile:”…Aşk nedir biliyor musunuz çocuklar? Aşk, gençken heyecan duymaktır, orta yaşta sürekli onunla birlikte olmayı istemektir, yaşlılıkta ise hatalarını, bağırıp çağırmalarını hoş görmektir…” (s.21).

         Yazar, yaşlıların anlatımlarından “günübirlik bellek” ile “gizli bellek” ayrılığını yansıtır. Sergen kasabasında, her dinden ve her ırktan insanın bir arada yaşayışlarını örnek alır. Müslümanların yalnız bayram namazlarında camiye gittiklerini, Ortadokslar ile Katoliklerin aynı kiliseyi kullandıklarını, birbirilerinin cenazelerine katıldıklarını vb. belirtir. Gençler kasaba dışındaki dünyayı merak ederler. Okudukları kitaplarla düşünmeye başlarlar ve anılarını yazarlar. Sergen’in belleği bu anılarda gizlidir. Heykel öncesinde Sergen’de  hırsızlık olmaz ve kapılar açıktır.

          Kişiler

        Belediye Başkanı ve eşi İsabel, kayınvalidesi Almira Hanım, Ebe Mari ile kocası ve oğulları Karlı Dağ, Mercedes ile arabacı kocası ve kızları, Lalesu ve kızı Gülbeyaz, Anya ile oğlu Kitap Kurdu, bakkalın kızı Heleni, kafeci Raşel Hanım, Arşaluş Hanım, Caroline, semercinin kızı Ceylan, nalbantın karısı Zaya ve oğlu Küheylan, Klarisa Teyze, Sırp güzeli Adrijana vb.

         Olaylar

     Yazar, anlattığı olaylarla dünya insanlarını kaynaştırır ve bir arada nasıl yaşanacağını gösterir. Sergen’in insanları kendi yağlarıyla kavrulur. Kasaba ekonomisi dışarıya kapalıdır. Kendi aralarındaki takaslarla (peynir, yağ, ekmek vb.) geçimlerini sağlarlar. Kasabaya kahramanlık heykeli dikmek isterler. Belediye Başkanı bu isteğe sahip çıkar ve öncülük eder. Bağışlarla para toplanır ve heykeltraş bulunur. Başka kasabalardaki heykelleri görmeye giderler, kültür turları başlar böylece. Başkan rüşvet yemez ve temiz birisidir. Kasabada banka bile yoktur. Paraları Belediye Başkanı saklar, korur. Anneler, babalar heykele yöneldikçe, gençler özgür kalmaya başlar ve aralarındaki aşk ilişkileri gelişir. Gülbeyaz ile Heleni, Kitap Kurdu’na, Sessiz Bulut Heleni’ye, semercinin kızı Ceylan, Küheylan’a tutulur. Heleni, Kitap Kurdu’nun ilgisini çekemeyince, annesi Anya Ana’nın gözüne girmek için her şeyi yapar ve başarır.

       Kasaba insanları benmerkezcidir. Heykel seçiminde kavga çıkar, herkes kendi dedesinin heykelini önerir. Kura çekilmesi uygun bulunur. Almira Hala, erkek savaşçı yerine, bir kadın sanatçı heykelinin yapılmasını önerir. Kasaba yazarlarından Narlı Nine’nin “Hayatımın Sırrı” adlı bir romanı vardır ve sırlar son üç sayfadadır. Üç sayfa da kayıptır. Narlı Nine Heykeli’nin dikilmesine karar verilir. Heykeltraş da kadındır. Yazar, önyargıların kişileri köleleştirdiğini vurgular. Din-ırk ayrımının yanlışlığını anımsatır. Kasaba meydanındaki havuz yanına heykelin kaidesi dikilir. Heykel getirilip yerine konur. Başkan konuşma yapar, halk beğenir. Heykel kasabanın çekim merkezidir ve birleştiricidir:”Sergen’in heykeli henüz yepyeniydi; elinde kitabı, sırtında pelerini uzak ufuklara bakıyordu” (s. 111).

     Bir sabah, dükkânını açan fırıncı, heykelin yerinde olmadığını görür, telaşlanır ve Başkan’a haber verir. “Heykel yürümemiş, yürütülmüştür”. Kasabalı yas tutar, birbirini suçlar. Jandarma gelir, çözüm bulamaz. Yazar, kişilerin bunalımlarının nedenini açıklar. Umudunu yitirenler içkiye sığınır. Almira Hala, görüşleriyle ilgi çekicidir. Kasabanın ileri gelenlerini toplar ve kaidenin yerinde sırayla birer saat heykel gibi durmayı önerir. Çözüm bulunur ve bundan sonra “Canlı Heykel”le ünlenen kasabaya yeniden bir canlılık gelir. Gençlere yine gün doğar. Daha çok buluşup sevişirler. Ceylan, Küheylan’dan gebe kalır. Kasaba çalkalanır. Küheylan’ın ailesi Ceylan’ı ister, düğünleri yapılır. Kitap Kurdu ile Heleni de evlenip kente üniversite okumaya giderler. Gülbeyaz ile Sessiz Bulut anlaşır. Kasabaya gelen bir gazeteci, canlı heykellerle söyleşi yapar. Gazetede yayımlanınca kasabaya ilgi artar. Turizm patlaması yaşanır. Esnafın yüzü güler, belediyeye gelir sağlanır vb. Elde edilen gelir, halka eşit olarak dağıtılır.

         Atıyla gezen bir kasabalı, atını tökezleten yükseltide gömülü olan çalıntı heykeli bulup başkana haber verir. Heykel ortaya çıkarılmaz. Canlı Heykel olayı tutmuştur çünkü. Narlı Nine’nin romanının son üç sayfası bulunur ve sır da ortaya çıkar. On sekiz yaşındaki Narlı’nın sevdiği genç, savaşta düşman tarafına geçer ve Narlı’nın annesini, babasını öldürür. Narlı, annesinin ve babasının katiliyle evlenir. İkisinin dışında bu gerçeği kimse bilmez. Bu nedenle, Narlı Nine Anıtı, “Geçmişin kavgalarını bitirmişlerin anıtı” olarak yer tutar belleklerde. Almira Hala’nın cenazesi de görkemlidir. Görüşleriyle, önerileriyle kasabaya hizmeti büyüktür. Sergenliler bu kez Almira Hala’nın mezarı başında nöbet tutmaya başlar. Zamanla, kentlere göçler nedeniyle Sergen boşalır. Üniversite okuyanlar da kasabaya dönmez. İletişim Fakültesi’nden iki genç kasabaya söyleşi için geldiğinde, Terzi Anya ile kocası dışında kimseyi bulamazlar. Çağdaş yaşama yönelme, özgür düşünce vb. nedenlerle Sergen kasabası boşalmıştır. Yazar, insanlığı önemsediğini şu son cümlesiyle vurgular:”…İnsanlar göç edebilir, insanlık göç etmemelidir; akıl ve duygu uzaklara gitmemelidir” (s.223).

         Yazar Üstün Dökmen, “Yorgun Heykel” romanında, insanlığı, barışı önemsemek gerektiğini belirtir. İnsanları, din-ırk ayrımı gözetmeden bir arada yaşamaya çağırır. Roman, kurgusuyla, akıcı anlatımıyla ilgi çekicidir.

 

(*) Yorgun Heykel-Üstün Dökmen, Roman, Remzi Kitabevi, 1. Basım, Mayıs, 2016, 223 s.

(Öykü Şiir, Ankara, Ağustos 2019)

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org