Tekirdağ’ın arıtma tesislerinde kullanılacak pompa ve mikserlerin test edilmesi için İsveç’e gönderilen heyetin açıklanan listesi, teknik bir görevlendirmeden çok siyasi ve idari bir organizasyonu andırıyor.
Kimse teknik personelin gitmesine itiraz etmiyor. Elbette milyonlarca liralık ekipmanın kabulü yapılacaksa mühendisler, teknikerler ve uzmanlar yerinde inceleme yapmalıdır. Ancak vatandaşın aklına takılan soru çok basit:
Pompa testinde Basın Yayın ve Halkla İlişkiler’in görevi nedir?
Abone İşleri Dairesi’nin test havuzunda inceleyeceği teknik detay nedir?
Daha da önemlisi, bu görevlendirmelerin kamuoyuna açıklanabilir ve ikna edici bir gerekçesi var mıdır?
Bir zamanlar bir kasabada köprünün sağlamlığını kontrol etmek için bir heyet gönderilmiş. Heyette mühendisler olduğu gibi, kasabanın davulcusu, tellalı ve muhasebecisi de yer almış. Halk şaşkınlıkla sormuş:
“Bu kişiler köprüden anlıyor mu?”
Yöneticiler cevap vermiş:
“Hayır.”
“Peki neden gidiyorlar?”
Bu soruya kimse cevap verememiş.
Köprü sonunda yapılmış, insanlar üzerinden geçmiş. Ama kasaba yıllarca köprüyü değil, o heyeti konuşmuş.
Çünkü kamu yönetiminde bazen sorun yapılan iş değildir; o işin nasıl yapıldığıdır.
Vatandaş bugün İsveç’teki pompanın çalışıp çalışmayacağını değil, kendi ödediği faturaların ve vergilerin ne kadar dikkatli harcandığını merak ediyor. Kamu kurumları unutmasın ki teknik şartnameler kadar önemli olan bir başka şey daha vardır: Kamu vicdanı.
Ve kamu vicdanı, çoğu zaman bir test havuzundan çok daha hassas ölçüm yapar.