Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
Nazif KARAÇAM
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)
09.10.2019


Değerli okuyucular bu yazım da yılların tartışılan ve günümüz de  daha da önem kazanan konusu, Genetiği değiştirilmiş organizmalar ve bunlardan elde edilen ürünler şeklinde tanımlayabileceğimiz konuyu açmak istiyorum. Mümkün mertebe herkesin anlayacağı şekilde açacağım. Genetiği değiştirilmiş bu organizmalara ne işlem yapılıyor. Bu değişimi organizma nasıl algılıyor ve nasıl cevap veriyor. Halk konuyu genetiği değiştirilmiş gıda olarak algılıyor.  Bu duruma göre tavır alıyor.

               Bu gıdaların satıldığı marketlerde gıdalara bu damgalar gelişmiş ülkelerde vuruluyor. Yani devlet bu durumdan haberdar ve halkını da bilgilendiriyor. Böyle olunca hayatımızı tehdit etmekten çıkmış gibi gözüküyor. Ülkemiz de sigaranın üzerine öldürür yazarak içicileri uyarmamız gibi düşünmeyin. Ancak sigara evet öldürüyor ve milyonlarca örneği var. GDO da bu durum tartışmalı. İşte bunu açmak istiyorum. Market raflarında gıdanın üzerinde yazan GDO içermez etiketi. Gıdanın GDO lu olmadığını, sağlığa zararlı olup olmadığını belirtmiyor. Korkuyu gidermek için takip etmek gibi bir şey..

               GDO ne demek? Normal de bir organizmanın hücrelerinde doğal olarak meydana gelen gen kombinasyonlarının değiştirilmesi ile ortaya çıkan durumdur. Hücre çekirdeğinde karakterimizi belirleyen DNA molekülünü çok iyi çözümleyen bilim insanları normal de belki kendiliğinden asla kesişmeyecek türlerin genlerini bir araya getirebilmekteler. Bu  gelişmeyi cinslerin çeşitlenmesinde, gıdaların çeşitlenmesinde kullanır hale geldiler. Amaç daha iyi bir tür yaratmak. Daha yararlı, daha ekonomik ve daha bol olana erişmek… Bu alanda ki çalışmalar 20-30 yıla dayanıyor. Günümüze hangi veriler ile ulaşıldı Bu konuda genetiği değiştirilmiş=Biz buna klonlanmış diyoruz. (Şu koyunların kopyalanması gibi) Bu tip meyveler üretildi ve biz bunları yiyoruz. Dünyada klon ile karşılaşmamış hiçbir canlı yok. Örneğin dünyada ki çilekler bir anne bitkiden çıkan kök sürgünlerin üreticiler tarafından ıslah edilmesiyle üretilir. Hepsi ana bitkinin aynisidir. Bu ana bitkilere adet haline gelmiş eski yunaca isim “klon” denmiştir. Bir çok şaraplık üzümün üretilmesinde de benzer durum vardır ve bu nedenle şaraplar da klonlama ürünüdür. Aslına bakarsak klonlama kötü bir şey değildir.. Ancak günümüzde yapay klonlar artmıştır. Bu yapay klonlama da ana bitki ortadan kaldırılmış doğal evrimin dışına çıkılmıştır.

               Dünya klonlanmayı “Dolly” isimli koyun ile öğrenmiştir. Bu hayvan bir koyunun yumurtasına diğer bir koyunun DNA’sı konularak yapay döllenen yumurta daha sonra dişi bir koyunun uterus’una konularak “Dolly” dünyaya getirilmiştir. Genetik olarak annesinin aynisidir. Baba dan hiçbir eser yoktur. Genleri onu doğuran dişi koyundan bağımsız ve bağlantısızdır. Bu koyun biyolojik anne değil taşıyıcı annedir. Organizmanın büyüme hücresi=Somatik hücre kullanılarak bir genetik oynama ile yani genetik mühendislik becerisi ile GDO’lu sonuçlar elde edilmiştir. Genler organizmalara döllenme olmadan konularak yeni ürünler elde edildi. Mühendisler bu işlemler ve elde edecekleri sonuçlar için en küçük mikroorganizmaları=virüsleri kullandılar. Anlattığım olayların her aşamasında genetik, biyolojik ve biyo teknolojik uygulamalar kullanılmaktadır. Her aşama bir uzmanlık ve bilim işidir. Bu işlemler ile günlük hayata uyguladığımız pek çok sorun çözümlenmektedir. (Örneğin çocuk sahibi olmak, tedavisi zor veya hiç tedavi edilmeyen hastalıkları yenmek, hasta olmamak vb bir çok alanda yararlanılmaktadır.

GDO teknikleri; mısır, soya, kanola, şeker pancarı, pamuk, papaya da çok yaygın olarak kullanılmaya başlandı. GDO lu üretim ve bunun doğal evrim süreci tartışılmaya başlandı. Evrimsel kaygı, çevreye yeni bitki türleri girmesi sıkıntısıdır. Ekosistem bunu nasıl karşılamaktadır. Doğru, yanlış? İyi ve kötü neticeler için nihai son sözün bir türlü söylenememesidir. (Ancak son çalışmalar çok olumlu yöndedir ve bunu da gelecek yazılarımda anlatacağım)

               Dünyanın; insanlığın, açlığın, yoksulluğun sorunlarına bilim yardıma koşuyor. Tehlikenin boyutu tam olarak anlaşılmış değil. Bir milyar insan açlık sınırında…Ancak dünyanın en genç ve zengin ülkesi ABD mısır ve soya fasulyesinde % 80-90 larda GDO lu ürün üretiyor ve tüketiyor. Etkisi altında ki dünyanın pek çok alanında bu ürünlere rağbet artmış durumda. Tarım tohumu üreticileri ciddi bir maliyet altına girerek hasatta inanılmaz artışlar sağlamışlardır. Bugün tartışılmaya başlanan konu bu tohumları alan çiftçi tarlasına bunları ektiğinde ayrı bir para ödeyecek mi? Bu tip genetiği değiştirilmiş bitkilerin daha az alanda daha çok verim alması güzel. Şimdilik sorun gözükmüyor. Zararlılara karşı kullandıkları ilaçlarda da yok. Sanki genetiği değiştirilmiş bu bitkiler harika gibi görünüyor. Ancak pek çok insan bu duruma yine de yanlış bilgilendirme veya eksik bilgilendirme nedeniyle karşı çıkıyor. Sorun ve çözüm  psikolojik gibi.. Çünkü bilimsel olarak zararları tespit edilmemiş ve dünyanın bilim de en ileri ülkesinin marketlerinde bu ürünler satılıyor.

               Genetiğini değiştirdiğimiz organizmaya ne olduğunu bilsek, görmüş olsak bile doğal evrim sürecinin dışına yapay olarak çıktığımızdan, çevresinde ki diğer bitkilere uzun zaman sonra ne olacağını düşünmeden edemiyoruz. Acaba günü mü kurtarıyoruz. Ancak işin tadını alan endüstriyel GDO’cular dünyada ki milyarlarca insanı daha ucuza beslemenin tadını çıkarıyorlar. Mevcut ortamda üretim; kalitenin engellendiği, hava şartlarının etkilediği şartların dezavantajlarını yenerek başarılı oluyorlar. Umudumuz, beklentilerimiz insana zarar vermemek. İnşallah vermiyoruzdur. Türkiye de ise hala eski teknoloji çok  fazla kullanıldığından asıl uğraşı alanımızı elden geçirmekte yarar var. Ekonomi ve Bilim ile, ihtiyaçlar ve Bilim önemli doğrularımız olmalıdır. Burada insanlığın diğer önemli bir ihtiyacı sağlıkta, özellikle kanser de bu tip çalışmaların hızlandığını belirtmek isterim. İyi ve kontrollü  çalışmalar ve üretimler yapmalıyız.  Yeterince iyi besinle birlikte herkes için sağlıklı besin üretme yolları araştırılmalı ve bilimsel çalışmaları dünya standartlarına getirmeliyiz.

Yazdıklarımı anlayan kaç kişiyiz. Bizim bilgi düzeyimiz ve itibarımız ne düzeyde bunlar diğer önemli sorunlar. Bu sorunun cevabını veriniz bakalım Artık bilimsel ve öğretici yazılar yazmaya devam edeceğiz. Gerekirse tartışacağız. Hatta gazetemiz defalarca yazacak. Aldığı uyarıları bize geri bildirim olarak verecek. Biz de doğruyu bulana kadar, ikna edene kadar ve öğretene kadar uğraşacağız…

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org