Bu işler sırayla...

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
Hakan Türksoy
Bu işler sırayla...
08.10.2019


Bankalar, bu ağustos 4 milyar 603 milyon liralık net kar ile rekor kırmış.

Ne var bunda demeyin! Bankalar tarihinin en yüksek ağustos ayı rekoruymuş bu.

Fakat ters giden bir şey var. Bankaların 2018'in Ocak-Ağustos dönemindeki 38 milyar 46 milyon liralık net kârının bu yılın aynı döneminde 32 milyar 838 milyon liraya gerilemesi, sektörün 8 aylık kârının yüzde 15,9 azaldığına işaret ediyormuş.

Bunun nedeni faizlerin yükselmesi. Böyle yazınca ekonomist mi oldun? diyenleriniz olabilir.

Ekonomist olsam daha doğrusu hesap, kitaptan anlasam buralarda ne işim var?(!)

Sizlere doğru bilgi vermek için elimden geldiği kadar araştırıyorum, okuyorum. Kısacası fasarya işlerle sizleri meşgul etmemeye çalışıyorum. Arada benimde tribünlere oynadığım oluyor. O kadar da olsun.

Şaka bir yana ekonomimiz çok hassas. "Osuruktan nem kapıyor" misali... Bizim ekonomi her şeyden etkileniyor.

Rahmetli anneannem "tilki bir yerini  görmüş yara sanmış, kırk arşın beze sarmış"(!) derdi. Keşke bizde tilki kadar hassas olsaydık. Yara mara derken önceden tedbir alırdık. Şimdi el alemin tilkileriyle uğraşıyoruz. Kurtları hiç sormayın(!)

İşte Amerikan Başkanı bizi yine tehtid etti, Dolar anında yükseldi. Böyle giderse faizlerde yükselecek. Ama olsun ister Yusufff, ister İbrammm. Sonuna kadar devam...

Çünkü biz haklıyız. Bu arada bankaların yüksek faizden zevk aldığını iddia edenler var. Uzmanlar tam tersi olduğunu söylüyor. Dünya Gazetesi'nden gerçek ekonomist kardeşimiz Açıl Sezen'in yazısının bir bölümünü sizlere aktarayım.

"Bankaların yüksek faizi sevdiği bir şehir efsanesidir. Çünkü tam tersine bankalar düşen faizden para kazanır. Çünkü bir bankanın bugün yüzde 15 faizle verdiği bir kredi, 2 yıl sonra faiz yüzde 13’e düştüğünde bankaya kâr, yüzde 17’ye çıktığında ise zarar yazdıracaktır. Siz banka olsanız hangisini istersiniz?

Bankaların kârlılığı, her zaman en çok tartışılan konulardan biri oldu. Bunun iki nedeni var. Birincisi, Türkiye’de siyasiler gelişen bir ülke olduğumuz için haklı olarak “büyüme” istiyor.

Fakat bu büyümeyi finanse edecek kaynağımız yok. İç tasarruflarımız yetersiz. Hal böyle olunca, bizim büyüme modelimiz şu şekilde yürüyor:

1) Yurtdışından borç al. 2) Bunu krediye dönüştür. 3) Ülkede yaşayan insan ve kurumları kredi yoluyla borçlandır. 4) Onları harcamaya teşvik et ve büyü.

Bunların yetmediği yerde devlet baba harcama yapar, ekonominin büyümesine katkı sağlar."

Ekonomist kardeşimiz yazının devamında "model değişikliğine ihtiyacımız var" demiş.

Zaten herkes bunu söylüyor. Ona da sıra gelecek. Bizim ömrümüz "iyi günler ileride" demekle geçti. Eee bu işler sırayla(!)

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org