Siyasetin ilginç bir şey olduğunu biliyorduk ama ne yazık ki bizdeki siyaset çok daha ilginç hale geldi.
İster ilginç, ister çok ilginç olsun dün alkışlanan biri, bugün eleştirilebiliyor.
Bugün eleştirilen biri de yarın yeniden alkışlanabiliyor. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin kurucu başkanı Kadir Albayrak’ın bugünlerdeki siyasi hikâyesi biraz buna benziyor.
Son anda aday gösterilip seçimi kazandığını herkes biliyor. Ardından ikinci kez aday oldu ve yeniden kazandı.
İlk döneminde Büyükşehir’i kurdu. İkinci döneminde ekibiyle çok çalıştı. Görev yaptığı yıllar boyunca çarşıda, pazarda, kahvede, sokakta görünmeyi seven bir başkandı.
Vatandaşla sohbet eder, esnafın elini sıkar, düğüne de giderdi cenazeye de.
Bu tavrı seven de vardı, eleştiren de. Ama genel kanaat, halkın içinde olan bir siyasetçi olduğu yönündeydi. Derken siyaset sahnesinde değişimler yaşandı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde genel başkan değişti. Kadir Albayrak üçüncü kez aday gösterilmeyi beklerken aday yapılmadı ama Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin kasasını dolu bıraktı.
Yerine yeni bir isim geldi ve seçimi kazandı. Siyasette bunlar olur. Dün görevde olan bugün olmaz. Bugün görevde olan da yarın olmayabilir.
Fakat son günlerde yaşanan gelişmelerden sonra dikkatimi çeken başka bir şey oldu.
Bir zamanlar çarşıda pazarda sevgiyle karşılanan Kadir Başkan hakkında şimdi farklı görüşler dile getirilmeye başlandı. Özellikle CHP içindeki son tartışmalarda aldığı tavır nedeniyle bazı vatandaşların eleştirilerine rastlıyorum.
Elbette herkesin siyasi görüşü kendine. Herkes istediği ismi destekleyebilir.
Bu demokrasinin gereğidir. Ama bana ilginç gelen başka bir şey. Düne kadar “Halk adamı” denilen bir siyasetçi için bugün bazı insanların farklı şeyler söylemesi.
Demek ki siyasette hizmet kadar zamanlama da önemli. Bazen yıllarca yaptığınız hizmetler konuşulur. Bazen de son söylediğiniz birkaç cümle.
Siyasetin acımasız tarafı da galiba burada başlıyor. Çünkü vatandaşın hafızası bazen çok kısa, bazen de hiç ummadığınız kadar uzun olabiliyor.
Rüzgâr arkadan estiğinde herkes yelken açıyor. Ama rüzgâr yön değiştirince kimin nerede durduğu daha net görülüyor.
Ben yine de son sözü vatandaşa bırakayım.
Çünkü seçim günü geldiğinde son kararı veren ne siyasetçi oluyor ne gazeteci.
Sandığa giden vatandaş oluyor.