Trakya Üniversitesinde, “Kamu Hayatında Türk Kadını” Konuşuldu

Tekirdağ Estemed Kusursuz Bir Cilt İçin
Kadınlara yönelik faaliyet gösteren kurum, kuruluş ve sivil toplum dernekleriyle birlikte, kadınların her alandaki haklarına ve olanaklarına ilişkin farkındalık sağlamak ve kadın sorunlarına yönelik akademik çalışmaların daha geniş bir tabana yayılması amacıyla çalışan Trakya Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜKSAM), kadının kamu hayatındaki yeri ve Türkiye'deki tarihsel sürecin konuşulduğu bir konferansa imza attı. Tanzimat döneminden başlayarak Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında ve ilerleyen dönemlerde kadınların siyasal ve kamusal yaşamda duruşlarını konu alan konferans, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Edirne Şubesi iş birliğinde, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlendi. Programda, Trakya Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü bir sunum yaptı, ardından panel şeklinde devam eden konferansta katılımcılar, hem soruları hem de düşünceleriyle etkinliğe katkı sağladı. Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Mehmet Akif Ersoy Eğitim Binası Konferans Salonu’nda “Kamu Hayatında Türk Kadını” başlığıyla düzenlenen konferansa, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevinç Sakarya Maden, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Edirne Şubesi Başkanı Vildan Yazıcı, akademisyenler, dernek üyeleri ve öğrenciler katıldılar. Gazeteci Yazar Özlem Özdemir’in “İlham Veren Cumhuriyet Kadınları: Öncü Kadınlar” isimli kitabının katılımcılara hediye edildiği konferansın açılışını Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevinç Sakarya Maden yaptı.
Haber Gündem 2 Kasım 2019 Bu Haber 96 kişi tarafından okundu.

tekirdağ Trakya Üniversitesinde, “Kamu Hayatında Türk Kadını” Konuşuldu

Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevinç Sakarya Maden, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, tüm imkânsızlıklara rağmen, büyük bir inanç ve kararlılıkla yürütülen Kurtuluş Savaşımız, tarihte eşine az rastlanır bir zaferle sonuçlanmıştır. Bu zafer, Cumhuriyet ile taçlandırılarak, tarihimizin en büyük dönüm noktalarından biri olarak gerçekleşmiştir. Millet egemenliğine dayanan Cumhuriyet idaresi, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlıkla bağlı olan herkese bir fert olma hakkını vermiş, ancak aynı zamanda sorumluluklar da yüklemiştir. Cumhuriyet, modern dünyanın kavram ve değerleriyle Türk insanını tanıştırmakla gerek erkek gerek kadınların ufkunu açmış, yaratıcı gücünü ortaya koymuştur. İstiklal Savaşı’ndaki Şerife Bacılar gibi Cumhuriyet döneminde de çok sayıda öncü kadın, döneme damga vurmayı başarmıştır. Bizler de bu bilinç ve anlayışla bugün Türk kadınının, Cumhuriyetin ve medeniyetimizin gelişimine yaptığı katkıları konuşacağız.” dedi.
 

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Edirne Şubesi Başkanı Vildan Yazıcı konuşmasında, derneğin 2002 yılında, Edirne’de kurulduğunu belirterek, “Kuruluşumuzdan itibaren kadının güçlenmesi ve hayatın her alanında yer almasını sağlamak için çalışmalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bu çalışmaların bir diğer odağı ise üniversite öğrencileri. Bu kapsamda, öğrencilere burs olanağı hazırlayarak eğitimlerine katkılar sunuyoruz. Ve bu desteği verdiğimiz öğrencilerin büyük bir bölümü Eğitim Fakültesi’nden, buradaki sıralardan. Sizin aldığınız eğitimlerin katma değer yaratacağına inandığımız için sizlerle birlikte olmak, birlikte eğitim çalışmalarında bulunmak bizim için çok anlamlı.” dedi.
 

Ardından, Trakya Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, “Kamu Hayatında Türk Kadını” konulu bir sunumunu yaptı. Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü sunumunda, dünyada kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesi ile Türk kadının Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemlerinde ve bugünde toplumdaki durumu hakkında bilgiler verdi. Atatürk’ün, kadınsız bir toplumun kısır bir toplum olacağını, bir elmanın iki yarısı gibi erkek yoksa veya kadın yoksa asla tam olunamayacağını ifade ettiğini belirten Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, kadını yok sayarak kalkınmanın asla mümkün olmayacağını söyledi. Bugün, kadının farkındalığı için bir arada olduklarını hatırlatan Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, kadının statüsünün toplumsal manada toplumun zihniyet ve düşünce kalıplarının değişiminden bağımsız olamayacağını bilmek gerektiğini vurguladı. Söylenecek son sözü ilk söz olarak söylemek istediğini ifade eden Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, “Bilinçli yurttaşı yetiştirmek ve toplumu dönüştürmek, yapılacak ilk iştir.” dedi.

Tarihsel süreç içerisinde, kadının erkek karşısındaki güç kaybının ekonomik temelli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, “Ekonomik etkinliğin fiziki kas gücüne dayandığı bu dönem tarım ekonomisine geçiş sürecini de etkilemiş, erkek egemen kültür ve ataerkil aile modelinin temelleri atılmıştır. Kadının kamusal hayata katılımı ve birey olarak varoluş savaşımı Fransız Devrimi sonrası yayınlanan ‘Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi’ ile ivme kazanmıştır. Devrime kitlesel anlamda katkıda bulunan kadınlar, devrim ilkelerinin dışında tutulmuş, bekledikleri haklara kavuşamamıştır. Sanayi Devrimi ve kapitalizmin getirdiği sorunlar, kadının varlığını kabul ettirmesi açısından önem taşımıştır. New York’ta 1857’de, 40 bin dokuma işçisi tarafından başlatılan grev, 14 saati aşan çalışma sürelerinin ıslah edilmesini amaçlarken, greve karşı polisin sert tepkisi sonucu çok sayıda kadın ve çocuk işçi hayatını kaybetmiştir. 8 Mart günü gerçekleşen bu olay 120 yıl sonra, 1977’de, Birleşmiş Milletler’in kararı ile Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilmiştir.” dedi.
 

19. yüzyıl itibariyle Osmanlı Devleti’nde başlatılan Batılılaşma hareketinin, devletin tüm kurumlarında yapısal bir dönüşümü hızlandırırken, Osmanlı kadınının da bu dönüşümden pay aldığına dikkat çeken Ündücü, kadın sorunlarının Osmanlı toplumunda edebiyattan basına, parti programlarından düşün akımlarına kadar pek çok alanda kendini gösterdiğini ifade etti. Ündücü, kadın haklarının ilk savunusunun, Tanzimat dönemi erkek aydınları tarafından başlatılmasının da dikkat çekilmesi gereken önemli bir nokta olduğuna işaret etti. Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü “Meşrutiyet’in ilanıyla kadın dergilerinin sayısında bir patlama gerçekleşiyor. Bu dergiler, kadınların kendilerini birey olarak ifade etmelerini sağlamıştır. Ancak söz konusu dönemde özellikle kamusal hayata katılım noktasında daha çok yardım ve hayır dernekleri biçiminde kendilerini gösterebildiklerini görüyoruz.” dedi.
 

Kadın örgütlenmesi ve kadının kamusal yaşama katılımında savaşların büyük önemi olduğunu dile getiren Ündücü, “Balkan Savaşları ve özellikle I. Dünya Savaşı ile erkek nüfusun cephede oluşu nedeniyle çalışma yaşamından uzaklaşması, erkeklerin bıraktığı boşlukları kadınların doldurmasına zemin hazırlamıştır. Kamu alanına itilen kadın silah ve gıda fabrikalarına kadar sanayi ve hizmet sektöründe yerini almaya başlamıştır. Türkiye’de kadının kamusal yaşama tamamıyla dâhil oluşunda dönüm noktası, ülkenin varlığı ile özdeş olan Kurtuluş Savaşı’dır. Savaşın başlangıcından sonuna dek her alanda desteğini esirgemeyen Türk kadını gerek cephede, gerekse cephe gerisinde var olma mücadelesi vermiştir. Cephelere erzak ve mermileri at arabası, kağnı ve sırtlarında taşıyan kadınlar, şiirlere, destanlara, heykellere konu olmuştur. Fatma Onbaşı, Hatice Hatun, Gördesli Makbule ve nice kahraman kadınlar bizzat savaşta görev alarak adlarını tarihe yazdırmıştır. Öncelikle düşman kuvvetlerinin İzmir ve ardından İstanbul’u işgal etmeleri ile başlatılan mitinglerin düzenleyicisi, katılımcısı ve konuşmacısı olan kadınlar, ülkede var olan manevi değerleri ve birlik inancını yeniden ortaya çıkarmıştır.” ifadelerini kullandı.

Savaş sonrası dönemde kadınların haklarına yönelik tepkilerin parlamentoda kendini gösterdiğini ifade eden Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, “Tevhid-i Tedrisat Kanunu, kadının kamusal alana katılımı için ilk hamledir. İlk aşamada kadına erkek ile eşit eğitim hakkını tanımıştır. Kadınların aile ve toplumsal yaşamının iyileştirilmesine yönelik asıl düzenleme 1926 yılında çıkarılan Medeni Yasa ile sağlanmıştır. Çok eşli evlilik yasaklanmış, resmi nikâh kurumu getirilmiş, miras hukukunda cinsiyet ayrımcılığı giderilmiş, kadına da boşanma konusunda erkeklerle aynı haklar verilmiştir.” dedi.
 

Türk kadınının siyasal faaliyetinin, Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı sonrasında Batılı ülkeler tarafından işgal edilmesiyle başladığını söyleyen Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, “Direniş hareketi için mitingler düzenleyen, düzenli ordunun oluşumunda aktif görev alan ve kurtuluş için çözüm yolları üreten Türk kadını, siyasal hayatta söz sahibi olabilmesi amacıyla, 13 Haziran 1923’te Nezihe Muhiddin başkanlığında, Kadınlar Halk Fırkası’nı kurmuştur. Partinin amacı kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda haklarını elde etmelerini ve gelişmelerini sağlamaktır. Ancak partinin kurulduğu tarihe bakıldığında henüz Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmamıştır. Dolayısıyla böyle bir partinin oluşumuna izin verilmemiştir. Bunun üzerine söz konusu parti, Türk Kadınlar Birliği adıyla bir derneğe dönüşmüştür. Siyasete katılma konusunda istekli olan Türk kadınının, 1930 yılında belediye seçimlerinde ve 1934 yılında milletvekili seçimlerinde, seçme ve seçilme hakkı elde ettiğini söyleyen Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü “1935 ve 1939 yılları arasında kadınlar, TBMM’de toplam 18 milletvekili ile temsil edilmiştir. Fatma Memik de ilk Edirne milletvekili olarak kentimizi temsil etmiştir. Şu anda parlamentomuzda 600 milletvekili içerisinde 104 kadın milletvekilimiz bulunmaktadır.” dedi.
 

Türkiye’de kadının eğitiminin, Cumhuriyet dönemi ile önem kazandığını sözlerine ekleyen Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü, “Kurtuluş Savaşı’nın ertesinde Türkiye, 13 milyonluk bir nüfusa sahipti ve nüfusun sadece yüzde 1,5’i okuma yazma biliyordu. 19 Mart 1919’da Milli Eğitim Bakanı Ali Kemal Bey, İstanbul Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde kadınlara özgü dersler başlatmıştır. Bu tarihlerde İngiltere’de kadınlar üniversiteye, erkeklerin vekâletiyle girebiliyordu. 1945’e kadar İngiltere’de kadınlar, yanlarında bir erkek olmadan üniversitelerin kütüphanelerine de giremiyordu. 1921’de kız ve erkeklerin birlikte ders izledikleri sınıflar açılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, kadınların eğitimine yönelik 1928 yılında Kız Enstitülerini ve daha sonra Akşam Kız Sanat Okullarını açmıştır. Eğitimde Türkiye’nin hedefi, kız ve erkek çocuklar için okullaşma oranını yüzde yüze ulaştırmaktır. Bu kapsamda pek çok proje ve kampanya başlatılmıştır.” dedi. Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü ayrıca, 2016 yılı verilerine göre ülkemizde okuryazar olmayan nüfus rakamlarını ve oranlarını açıkladı. Türkiye nüfusunun yüzde 7’sininin (2 milyon 482 bin 432 kişi) okuryazar olmadığını söyleyen Ündücü, bu oranın yaklaşık yüzde 6’sını, yani 2 milyon 86 bin 294’ünü kadınların oluşturduğunu söyledi.
 

Son olarak, Türkiye’de kamu alanında çalışan kadınların sayısının 1938 ile 1988 arasındaki dönemde 34,5 kat arttığını söyleyen Ündücü, “Özellikle erkek işgücünün ticaret ve ekonomide istihdam edilmesinden dolayı 1980 - 1988 arasında kamu alanında istihdam edilen kadın sayısında büyük bir sıçrama yaşanmıştır. Türkiye’de toplam istihdamın %20-30’unu kadınlar oluşturur. Kırsal alanda çalışan her 100 kadından 84’ü tarım sektöründe ve bunların da %77’si herhangi bir ücret almaksızın ‘aile işgücü’ olarak çalışmaktadır. Üretim sürecinin her aşamasına katılan kadın ücretsiz aile işçisi konumundadır. Kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları sorunlardan biri de sigorta ve sosyal güvenceden yoksun işlerde çalışmak zorunda kalmalarıdır. Türkiye’de istihdam edilen her 100 kadından 58’i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışmak zorunda kalmaktadır. Çalışma yaşamında yer alan kadınlar hamilelik, çocuk bakımı, ev işleri gibi faktörlerden dolayı da oldukça dezavantajlı duruma düşmektedir.” dedi.
 

Konferans, Prof. Dr. Sevinç Sakarya Maden’in, Doç. Dr. Cemile Arıkoğlu Ündücü’ye teşekkür belgesi ve çiçek takdim etmesiyle sona ererken, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle düzenlenen programda, günün anısına düzenlenen resim sergisine geçildi. Sergide, Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim İş Eğitimi Ana Bilim Dalı öğretim elemanları öncülüğünde, öğrenciler tarafından hazırlanan linolyum baskı sanatıyla oluşturulan eserler yer aldı. Her öğrencinin, 3 eserinin sergilendiği etkinlikte, 16 öğrencinin grafik derslerinde yaptığı çalışmalardan oluşan eserler sanatseverlerle buluştu. Doç. Dr. Aylin Beyoğlu öncülüğünde birbirinden güzel eserleri ortaya koyan öğrenciler, hazırladıkları baskı resimlerle Edirne Görünümleri ve oto portrelerini sergiledi.

Prefabrik & Çelik Evlerde Ekonomik Sağlam Çözümler Adalı İnşaat
 haberleriMisafir Kaldığı Evin Sahibini Öldürdü


GÜNDEM 10 Aralık 2019
genel haberleri
 haberleriAtatürk Evinin Temeli Atıldı


GÜNDEM 9 Aralık 2019
genel haberleri
 haberleriEnez'de 38 kaçak göçmen yakalandı


GÜNDEM 9 Aralık 2019
genel haberleri
 haberleriEdirne'de vakıflara ait iş yerlerine rayiç ayarı


GÜNDEM 9 Aralık 2019
genel haberleri
 haberleriEvinin merdiveninden düştü, hastanede öldü


GÜNDEM 9 Aralık 2019
genel haberleri
 haberleriKırklareli'de avcılara sıkı denetim


GÜNDEM 9 Aralık 2019
genel haberleri
 haberleriÇorlu'da Uyuşturucu Operasyonu


GÜNDEM 9 Aralık 2019
genel haberleri
Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
çorlu emlak ilanları
facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org