ZAMAN AKIP GİDİYOR ACABA NE KADARIMIZ ZAMANI DOĞRU KULLANMAYI BİLİYOR

Tekirdağ Estemed Kusursuz Bir Cilt İçin
Cahide Ulaş
ZAMAN AKIP GİDİYOR ACABA NE KADARIMIZ ZAMANI DOĞRU KULLANMAYI BİLİYOR
21.07.2018


“Şu hayatı öyle bir yaşa ki, kendini alkışlayasın. İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse bir kaç mantıklı cümle söylemelidir.”diyor Sokrates

Bu cümlenin içindeki esas anlamı kavramak gerek.

İnsan olmanın yolu sadece makine gibi çalışıp, yiyip, içip, yatmak değildir. İnsanı insan yapan unsurlar, sanatla yoğrulmak, okumak, görmek, gözlerini ve ruhunu estetikle doldurmaktır.

Bunun için de zamanını kullanmayı, programlı olmayı bilmeliyiz. İnsan, tüm günün yoğunluğunun ardından sevdiği şeylere ve hobilerine vakit ayırdığı zaman, daha saygın ve üretken bir birey haline gelir.

Seyahatlerimizde bile zamanımızı iyi programlamalıyız.

Seyahat ne salt yiyip içmekten, ne de alışverişten ibarettir.

Seyahat ettiğin vakit, hem o şehrin veya ülkenin kültürüne, hem sosyal hayatına, hem yemeğine, hem de küçük alışverişlere zaman ayırmalısın.

Bunların tümünü yaşayabileceğimiz bir seyahat, hem paramızı, hem vaktimizi, hem de zevkimizi boşa harcamayacağımız bir deneyim olacaktır.

Hayatta hiç bir zaman ‘vakit bulamıyorum’ diye bir bahanenin arkasına saklanmamalıyız. Boşa harcanan tonlarca zamanlarımız vardır. Onları bir incir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerle boşa harcarız.

Lev Tolstoy “Hepimiz kaybettiğimiz ya da ulaşamadığımız şeyler için zamanı suçlarız. Oysa unutmamak lazımdır ki, zaman konuşacak olsa, hepimiz utanırız.”diyor.

Bazen zamanı bahane edip, vakitsizlikten dem vurup, çok önemli şeyleri ıskalıyoruz. Basit gibi görünen bir çok şeyi erteliyoruz ve hep ‘geniş zaman’larda yaşıyoruz.

Sonra ertelediğimiz için bazı fırsatlar elimizden kaçınca ‘di’li’, ‘miş’li’ geçmiş zamanlarda kalıyoruz.

Bu yazılanlar içinde sevdiklerini aramak, onlarla buluşup mutlu saatler yaşamak, sonradan keşkelere kapılmadan “seni seviyorum” demek, özlediklerini sıraya koymadan aramak, istediğin kitapları okumak, güzel bir filmi izlemek... gibi sonsuz seçenekler var.

Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? Bütün bunlar için zamanı doğru kullanmak ve bunun için istekli olmak...

BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİMİZ

Hayatta karşınıza çıkan durumlarda hissettiğiniz duyguları anlamlandıramadığınız veya verdiğiniz tepkinin normalin üzerinde olduğunu düşündüğünüz anlar olmuş mudur?

Peki, bulunduğunuz ortamda (iş, aile veya arkadaş çevresi) kendinizi rahat veya ait hissetmediğiniz zamanları hatırlıyor musunuz?

Bu sorulara bir çoğumuzun cevap verebileceğini ve kendi hayatından destekleyecek örnekleri kolayca bulabileceğini düşünüyorum.

Peki, size, ”değerlerinizin’’ neler olduğunu sorsam bana net bir şekilde cevap verebilir miydiniz? Bir adım daha ileri gidip, değerlerinizden ilk üçünü önem sırasına göre sıralayın desem?

Sanırım şimdi zorlanıyoruz. İnanın bu normal… Belki çalıştığınız şirketin değerlerini sorsam (tanımlanmış ise tabii) sizin için bir ihtimal daha kolay olabilirdi.

Değerler derken tam olarak neyi kastediyoruz? Birçoğumuz elbette ”değer” ‘in sözcük anlamını (bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet) biliyoruz ama kişisel değerlerimizin hayatımızda ne kadar büyük ve önemli bir rol oynadığının farkında mıyız, tam da bu noktada çok emin değilim.

Kişiliğimiz, davranışlarımız, seçimlerimiz ve ilişkilerimiz ile değerlerimiz arasında bağı kendimden bir örnekle anlatmak faydalı olabilir.

Ne zaman şahsıma veya 3. şahıslara karşı bir haksızlık yapıldığını düşünsem kendimi kötü hissetmişimdir. Bu cümleyi okuduğunuzda sizin için de elbette bunun geçerli olduğunu düşünmüş olabilirsiniz.

Böyle durumlar ile karşılaştığımızda ya ciddi tepki vermiş, çözüme kavuşturmakta zorlandıysak içimize atmış ya da tersine sonuna kadar mücadele etmiş ve bu süreçte mutlaka üzülmüşüzdür.

Bir başkasının ise benzer durumlar ile karşılaştığında mevzulara daha farklı yaklaştığını, benim kadar etkilenmediğini gördüğümde ise genellikle şaşırmış ve bir anlam verememişizdir.

İşte bu noktada ”Adalet’’ değerimizin yüksek, hatta ilk sıralarda yer aldığını öğrenir ve rahatlarız.

Peki, bunu bilmek neden önemli oldu? Sizce artık bir haksızlık ile karşılaştığımı düşündüğümüzde ne yapmalıyız dersiniz?

Her şeyden önemlisi ilk ani tepkilerimi azaltmayı,

Mümkünse haksızlığa uğrayabileceğimiz ortamlardan ve insanlardan kendimizi bilinçli olarak uzak tutmayı,

Başa çıkma noktasında daha sakin olmayı ve içimize atmaktansa bunun bizi rahatsız etme sebebini ifade etmeyi öğrenmeliyiz. Tam hakkıyla yapabilmek adına ise üzerinde çalışmaya ve kendimizi geliştirmeye devam etmeliyiz.

Kişisel değerlerimizin üzerimizdeki gücünü fark etmek ve her birimizin birbirinden farklı değerleri olduğunu kabul etmek ile önümüze birçok kapı açılıyor. Bir sonraki ve en önemli aşama ise değerlerinizi besleyecek anlamlı hayatlar sürdürmeyi öğrenmekten geçiyor.

Şayet ”Özgürlük’’ değeriniz yüksek ise ve sürdürdüğünüz hayatta bu değeriniz yeterince beslenmiyorsa tam anlamıyla mutlu hissedemiyorsunuz.

Denklem bu kadar da basit aslında.

YAŞAMIMIZA ANLAM KATAN ARKADAŞLIKLAR DOSTLUKLAR

“Arkadaşınız, cevap bulan gereksiniminizdir.

O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

O, sizin sofranız, ocak başınızdır.

Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız

Arkadaşınız sizinle, içinden geldiği gibi konuştuğunda,

Ne hayır demek zor gelir, ne de evet demekten çekinirsiniz.

Ve o sessizleşince, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.

Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler,

Gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

HALİL CİBRAN

“Arkadaş” insanın hayatında en çok gereksinim duyduğu varlıklardan biridir. Bir arkadaş, seni en kötü ruh durumundan çekip çıkartır, mutluluk alemine sürekler. En sıkıntılı anlarında, bazen öz ailene, kardeşine, eşine bile açamadığın sıkıntılarını, kaygılarını, arkadaşına açıp içini dökersin.

O, seninle birlikte üzülür, sevinir. Sana sıkıntıların hakkındaki fikrini söyler, yerine göre seni takdir eder, yerine göre seni uyarır, aklını başına toplamanı tavsiye eder.

Sevgi dolu, yumuşacık bir yaklaşımla seni sakinleştirir, rahat ettirir. O anda hak etmediğini düşünse bile yine senin tarafında yer alır, seni sağduyuya davet eder ama elini hiç bırakmaz. Tökezlediğin zaman sana koltuk değneği olur.

Gün gelir, aynı yaklaşımları senin de ona göstereceğini bilir çünkü. İyi bir arkadaş canın sıkıldığında senin içini açan, neşeli olduğunda coşkuna katılan, karanlık gününde senin yanı başındayken, aydınlık gününde seninle kahkahalarına ortak olan kişidir.

İyi bir arkadaş, insanın ekmek, su gibi gereksinimi olan bir varlıktır. İnsanlar her ne kadar genelde yalnız olsalar bile, aslında hiç kimse bir “ıssız ada” değildir.

Herkes iyi bir veya birkaç arkadaşa gereksinim duyar. Arkadaş sevgisi çok kutsal ve değerli bir sevgidir. Gerçekten çok iyi bir arkadaşa sahip olmak, bir insanın hayattaki en büyük zenginliklerinden biridir.

Güzel bir arkadaşlık, çok lezzetli yemeklerle donatılmış bir sofrada, mutlulukla yemek yemeye benzer.

Güzel bir arkadaşlık, ekip biçtiğin buğdaylardan elde edilen bembeyaz undan pişirilmiş, çıtır çıtır taze bir ekmek kadar lezzetlidir.

Biliyor musunuz, insanın en yaslı gününde bile, onu çok seven bir arkadaşının yanı başında durması, kişiye cesaret ve yaşama gücü verir. Böyle karanlık günlerde insan sevilip, sayıldığında kendini daha iyi, bu dünyayı daha yaşanası hisseder.

Çok uzaklardayken bile, seni hatırlayan ve özlediğini söyleyen bir arkadaşının telefondaki sesi, içini sıcacık duygularla doldurur. Bu dünyada bir değerinin olduğunu, suya yazı yazmadığını anlarsın.

İyi bir arkadaşla bazen kelimelere bile ihtiyaç olmaz. Aslında arkadaşlarınla olan ilişkilerde de insanların karakterlerinin yansıması vardır.

Bu yalnız arkadaşlıkta değil, tüm hayat düzleminde de öyledir. Bahsettiğimiz bu duygular, aile ve tüm ilişkileri kapsar.

Dostlarla dostluklarla ve sevgi saygı çerçevesinde kurulan arkadaşlıklarla yaşam daha güzel ve anlamlı.. Gerçek dostlarınızın ve arkadaşlarınızın çok olması dileğiyle..

DOST DEDİĞİN

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli… Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı… Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı… Dost dediğin; fanatik olmalı; Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli. Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında, seninle ağlamalı… Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmali; Sevinci çarpmalı… Üzüntüyü bölmeli… Geçmişi çıkarmalı… Yarını toplamalıi… Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı… Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı… İşi bitince seni bir tarafa atmamalı…

Mevlana

Hayatını gerçek anlamda sürekli bir şükran duygusu ve olumlu beklentilerle yaşayan bir insan olma yoluna girin. Büyük hayaller kurun ama içinde bulunduğunuz yerin tadını da çıkarın. Yol da hedef kadar iyidir. Bu zihniyete sahip olduğunuz da, mutluluk yaşamınıza adeta yağacaktır.

Robin Sharma

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org