GÖKKUŞAĞINDAKİ RENKLER GİBİ FARKLIYIZ AMA UYUM İÇİNDE YAŞAMALIYIZ

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
Cahide Ulaş
GÖKKUŞAĞINDAKİ RENKLER GİBİ FARKLIYIZ AMA UYUM İÇİNDE YAŞAMALIYIZ
14.06.2018


Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve hepimiz özeliz.

Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız.

Dünyanın bütün renkleri bir gün bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli, en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar;

YEŞİL demiş ki:

“Elbette en önemli renk benim, ben hayatın ve umudun rengiyim. Çimenler, ağaçlar, yapraklar için seçilmişim. Şöyle bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı. MAVİ hemen atılmış:

“Sen sadece yeryüzünün rengisin, ya ben? Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir ve huzur olmadan siz hiçbir işe yaramazsınız”

SARI söz almış:

“Siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim, güneşin rengiyim, ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz.”

TURUNCU onun sözünü kesmiş:

“Ya ben? Ben sağlık ve direncin rengiyim, insan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde bulunur. Portakalı, havucu düşünün. Ben pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın”

KIRMIZI daha fazla dayanamamış:

“Ben hepinizden üstünüm!. Ben kan rengiyim!! Kan olmadan hayat olur mu?. Ben tehlike ve cesaretin rengiyim!. Savaşın ve ateşin rengiyim!! Aşkın ve tutkunun rengiyim!. Bensiz bu dünya bomboş olurdu!.”

MOR ayağa kalkmış:

“Hepinizden üstün benim, ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir. Ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz, dinler ve itaat ederler”

Ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar.

Her biri diğerini itip kakıyor; ”En büyük benim” diyormuş.

Derken bir anda şimşekler çakmış ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış. Bütün renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar.

Ve YAĞMUR’un sesi duyulmuş;

“Sizi aptal renkler.. Bu kavganızın anlamı ne? Bu üstünlük çabanız neden? Siz bilmiyor musunuz ki, her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz. Şimdi el ele tutuşun ve bana gelin”

Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar. El ele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay şeklini almışlar.

Yağmur onlara; “Bundan böyle” demiş “Her yağmur yağdığında siz birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne uzanacaksınız ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç bulacaklar, insanlara yarınlar için umut olacaksınız. Gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size GÖKKUŞAĞI diyecekler. Anlaştık mı?..”

Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde GÖKKUŞAĞI belirir.

Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve hepimiz özeliz.

Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız

EĞER HASTA OLMAK İSTEMİYORSAK

Brezilyalı bir doktora ait bu yazıyı mutlaka okuyun ve hatta her gün yeniden okuyun.. “Eğer hasta olmak istemiyorsan : Duygularını anlat. *Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. *Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.

*Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! *Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir! Karar Vermelisin.. *Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. *İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. *Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. *Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar. Olduğundan Farklı Yaşama. *Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. *Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur. Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır. Kabullen. *Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. *Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. *Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir. Çözümler Bul. *Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. *Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. *Biz ne düşünüyorsak oyuz. *Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir. Güven. *Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır. Hayatı Üzgün Yaşama. *Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. *Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”. *Mutluluk sağlık ve terapidir. Dr. Dráuzio Varella”

UZUN ÖMÜRLÜ İNSANLARIN 10 ORTAK ÖZELLİĞİ

1- Hayatlarına anlam kazandıran basit amaçları var. Basit ve ulaşılabilir amaçlar edinip hırsı aklın önüne koymadan bu amaçları geliştirmek uzun ömürlülerin önemli bir ortak özelliği.

2- Neşeli, keyifli, coşkulu olmaya önem veriyorlar. Depresyon, sinirlilik, düşmanlık onlara çok uzak kavramlar. Hoşgörülü ve paylaşımcılar. Paylaşırken de önce almıyor, veriyorlar. Daha da güzeli birbirleriyle de kendileriyle de dalga geçebiliyorlar.

3- Umutlu olmak, olup bitenlere de geleceğe de olumlu bakmak: Çok önemli bir uzun ömür kriteri.

4- Kahvaltı yapmadan güne başlamıyorlar. Yemeklerini aileleri ile birlikte yemeye gayret ediyorlar. Öğle yemeğinden sonra kısa bir kestirme uykusu çoğunun ortak tutkusu.

5- İnançlı insanlar. Şükretmeyi, fark etmeyi, yetinmeyi çok iyi biliyorlar. İnanmanın insanı hafiflettiğini, sakinleştirdiğini, huzur ve güven yüklediğini düşünüyorlar. İnanç dünyası ve güçlü bir maneviyat onlar için güvenli ve iyi bir dost. Vazgeçilmez bir yol gösterici..

6- Arkadaşlık ve dostluk olmazsa olmazlarından biri. Arkadaşlarına en az aileleri kadar önem veriyorlar. Bu seçim onları depresyondan da, anksiyete-ruhsal gerginlik sorunundan da uzak tutuyor. Sevgi ve güven duygularındaki yükseklik, en az omega3’ü, zeytini, sebzeyi, meyveyi bol bol tüketmeleri kadar etkili birer kalp damar koruyucusu, kanser önleyicisi olduğundan kuşku duymuyorlar. 7- Yapacak bir iş bulmak onlar için vazgeçilmez bir tutku. Toplumsal faaliyetlerde görev almak, çocuklar, hastalar ya da yoksullarla ilişkili yardım örgütlerinde çalışmak, aileye yardımcı işler yapmak

kısacası ne yapıp edip yaşlanırken de “hayatın bir parçası olarak yer almak” bu insanlar için son derece önemli.

8- Dinlenmeye ve eğlenmeye de zaman ayırıyorlar. Hemen her günün birkaç saatini dinlenip eğlenerek, kişisel bakımlarına özen göstererek, okuyarak veya dans ederek geçiriyorlar.

9- Dünün geçmiş, yarının bilinmeyen bir gelecek olduğunun farkındalar. Günü, anı, şimdiyi yaşıyorlar. Şimdiyi değerlendiriyor, neşeyi, coşkuyu ertelemiyorlar.

10- Duayı ve şükretmeyi en etkili detoks ilaçları kabul ediyorlar. “Her gün önemlidir, her an değerlidir” ortak bakış tarzı ama ana, zamana odaklı bir yaşamları da yok. Bu onları zamanla yarışmak, bir şeyleri yetiştirip tamamlamak gibi vakitle bağlantılı streslerden uzak tutuyor.

_________________________________________________________________________________________

SATIRLARDA MUHABBET

Zaman durur birlikte, can seninle ben varım, Bak olmazsan yanımda, bu varlığım hep yarım. Işıl ışıl gözlerin, aydınlatan sen far’ım, __Hep dinledik baş başa, şarkımızı her gün çal, __Gözlerimden kaybolma, gerçekleşir bir gün fal!

Kağıtlara dökülen, evciliktir bu oyun, Birbirine eşit denk, enin kilon ve boyun. Mukayese edilmez, asilmiş bak o soy’un, __Ağacımız büyümüş, uzanıyor sana dal, __Bakışlarım dillenmiş, dilim olmuş şimdi lâl!

Vurulan şu kalbimi, delip geçen bir ok’san, Tebrik eder yüreğim, atışların hep doksan. Hızlı geçer saatler, bu günlerim çok noksan, __En büyük hazinemsin, neye yarar sensiz mal, __Bizi bekler denizler, bağlı durur hep bir sal!

Ağır basar bu hasret, biraz da al sen taşı, Yalnız akşamlarımda, dinsin gözümün yaşı. Seni görür kalp gözüm, yoksan olur hep şaşı, __O dillerin çok tatlı, sürülmüştür bir kat bal, __Paketledim kalbimi, bekliyorum gel de al!

Başlamıştır benimle, geçmişteki bu anın, Tüm vücuda dolaşır, damardaki o kanın. Böyle candan severken, acıyacak sol yanın, __Fani dünya curcuna, bilinmiyor durum hâl, __Satırlarda muhabbet, canım aşkım Hoşça kal!

H.Hakan KURTARAN

(1959 Denizli doğumlu şiir yürekli şair dostumuz HAKAN Kurtaran’ı kaybettik! Mekanı cennet olsun!)

________________________________________________________________________________________

Herkes mutluluğu sever, hiç kimse acıdan hoşlanmaz. Ama küçük bir yağmur olmadan gökkuşağına sahip olamazsınız.” Ingmar Bergman

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org