Karlı Kışlı Ankara Günleri

Tekirdağ Estemed Kusursuz Bir Cilt İçin
Muhsin Durucan
Karlı Kışlı Ankara Günleri
09.01.2019

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları

Gökyüzü kapkara bulutlandı,

Deli bir fırtına esti yöremde.

Gözlerim, tanıdık iki göz aradı

Ayazlanan doğaya bakakaldım,

Bir anda yanım, yörem karlandı

Karlı kışlı Ankara günlerimde…

MD

Aralık ayının son haftası… Pendik Tren İstasyonu… YHT’in 5 numaralı vagonunda yerimi aldım. Derin düşünceler içinde yol alırken güneşini yitirdiğim mevsimin karabasanı ağırlığını koydu!

Dört buçuk saat sonra Ankara Gar… Oradan Aşti… Upuzun salonu adımlarken iki gözüm çevrede gezindi. Belki de tanıdık yüz aradı.

Binerek yol aldığım Beypazarı aracından Nasko önünde indim. Tırmanarak otele geldim. Devasa bir tesis… Daha çok yaz yeri… İşlemler sonrası odama… Umduğumdan da sıcak ve iç açıcı buldum!

Hafta süresince gözlemledim! Tesisin bölüm müdürü Nadir Şahin’i tanıdım. Ülkemizin güneyindeki turistik otellerde başarıyla görev yapan bir turizm insanı… Cana yakınlığını gösterdi! Kahvesini yudumladım. Söyleşimiz sürdü. “Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı var.” Yüreğime yudum yudum işlendi.

Resepsiyonda (Ön büro) genç, güler yüzlü, çalışkan ve pratik görevlilerden; Yasin Sucu, Ali demir, Derya Er ve kat görevlilerinden Emine Hanım, tanıma fırsatını bulduğum soğuk ortamın sıcak insanları oldu!

Kimi gün karlara basa basa otel çevresinde yürüyüşümü gerçekleştirdim. Acıtan ayaza koşut o tertemiz havayı bol bol soludum! Günümüz Edebiyatı konulu toplantıya katılmak üzere Ankara’ya gidiş, dönüş sürdü.

***

Nasko’daki odamın penceresi önüne sandalye attım. Çayımı yudumlarken iki gözümle yakından uzağa dalışla yağan ve kara dönüş yapan yüzü soğuk yağışı seyre daldım. Cenap Şahabettin’in ünlü Elhan-ı Şita’sını aygıttan okumadan geçemedim.

İşte Elhan-ı Şita ve Günümüz Türkçesi

Elhan-ı Şita

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, (Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,)

Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar (Eşini kaybeden bir kuş gibi kar)

Gibi kar (Gibi kar)

Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar... (Geçen ilkbahar günlerini arar)

Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu, (Ey kalplerin divane şarkısı)

Ey kebûterlerin neşideleri, (Ey güvercinlerin şiirleri)

O baharın bu işte ferdâsı (O baharın bu işte yarını)

Kapladı bir derin sükûta yeri (Kapladı bir derin sessizliğe yeri)

Karlar (Karlar)

Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar. (Ki sessizce arasıra ağlar)

Ey uçarken düşüp ölen kelebek (Ey uçarken düşüp ölen kelebek)

Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek (Bir melek kanadının beyaz püskülü)

Gibi kar (Gibi kar)

Seni solgun hadîkalarda arar. (Seni solgun bahçelerde arar.)

Sen açarken çiçekler üstünde (Sen açarken çiçekler üstünde)

Ufacık bir çiçekli yelpâze, (Ufacık bir çiçekli yelpâze,)

Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde (Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü)

Başladı parça parça pervâze (Başladı parça parça altın kırıntıları)

Karlar (Karlar)

Ki semâdan düşer düşer ağlar! (Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!)

Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar; (Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar)

Küçücük, ser-sefîd baykuşlar (Küçücük, beyaz başlı baykuşlar)

Gibi kar (Gibi kar)

Sizi dallarda, lânelerde arar. (Sizi dallarda, yuvalarda arar.)

Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân, (Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,)

Şimdi boş kaldı serteser yuvalar; (Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar)

Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! - (Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm-)

Son kalan mâi tüyleri kovalar (Son kalan mavi tüyleri kovalar)

Karlar (Karlar)

Ki havada uçar uçar ağlar. (Ki havada uçar uçar ağlar.)

Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir (Ey kış göğü, elinde yığın yığındır)

Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter... (Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut...)

Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir- (Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-)

Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler! (Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!)

Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! - (Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -)

Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid... (Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz)

Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek. (Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.)

Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd! (Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!)

Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar (Göklerden emeller gibi dökülüyor kar)

Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar (Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar)

Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar(Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar)

Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar, (Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,)

Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân, (Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçışarak)

Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân (Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmede)

Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun, (Karlar, sessizliğin dualarının bütün nağmeleri )

Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun. (Karlar, ruhların bahçelerinin çiçekleri )

Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök. (Dök siyah toprak üstüne, ey göğün eli dök.)

Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök: (Ey göğün eli, izzetin eli, kışın eli, dök )

Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi; (Bahar çiçekleri yerine beyaz kar)

Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi. (Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu.)

***

Dünden bugüne karın bendeki olumsuz ve derin izlerini anımsadıkça içim acır! Nedenlerini anlatayım:

1)Karlı-tipili bir günde ilkokul öğrencisiyken annemi yitirdim!

2)İlçem ile köyüm arasındaki tipili bir gündeki at üstündeki yolculuğumda 2 saatlik yolu 12 saatte alabildim!

3)Ağrı’daki ilk öğretmenliğimde kara tutuldum. Sırtımda 10 kg’lık erzakımla karın örttüğü yolda azdım! Yanımdan geçen kurtlarla dans ederek uzun süre sonra okuluma ulaşabildim!

***

Necati Cumalı’nın “Kar Aydınlığında” başlıklı şiirinden uyarladığım dizeler, anılar sayfamda nakış nakış yerini aldı!

“Sen sıcaktın yataklar sıcak,

Pencerende aydınlık kar

Ateşim, aydınlığım, sevgilim

O günlerin tadı başka nerde var?

On sekizlik âşıktık, deliydik

Seviştikçe ağardı karanlıklar

Bunca dağın karlarını erittik.

Planlanan süre sonunda geldiğim yolu izleyerek Ankara Gar’dan 6 numaralı vagonda İstanbul’a yol aldım. Yer yer uyuklarken çoğu zaman gözlerim doğayı taradı.

Ulaştığım Pendik İstasyonu’nda yağışlı ve sisli bir ortamdan sıyrılarak bindiğim otobüsle Maltepe yönüne hareket ettim.

 

*

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org