“ENGELSİZ YAŞAM”A DESTEĞE VAR MISINIZ?

Tekirdağ Estemed Kusursuz Bir Cilt İçin
Adnan Karadüz
“ENGELSİZ YAŞAM”A DESTEĞE VAR MISINIZ?
01.12.2018


Herkesin bir yaşam öyküsü vardır… İçinde bulunduğumuz yaşamın derinliklerinde kaybolarak yazarız her birimiz kendi öykümüzü; kolaydır bazen, bazen de gayret gerektirir ve zordur... Yaşamak onurlu insan için emek ister, ne kadar zor olursa olsun. Tutunmak gerekir mavi dünyanın sularında sürüklenirken bizler, bir dal parçasına da olsa. Tadı damağımızda kalan bu güzel dünyanın doyumsuz yaşama lezzetini bazen kolayca ellerimizde bulsak da her zaman emek vermek, güçlü kalmak yakışır erdemli ve onurlu olabilene. Haksızlık yapmadan, zulmetmeden, paylaşarak insan hak ve özgürlüğüne, emeğe saygıyla... Yaşamak, emekle yoğrulduğunda onurlu bir birey olabilmenin hazzı doyumsuzdur. Çok zaman aynı yollarda, aynı koşullarda yürümeyiz oysa, herkesin yaşam öyküsü farklıdır çünkü. Her zaman talih kuşu gelip de konmaz ya başımıza. Elbette ki aynı dünyada yaşasak da aynı hayat yolunda yazamayız yaşam öykülerimizi... Kendi yolumuzda yürürken bizler, kendimizden daha öte dünyaların var olduğunun bile farkına varmadan, söyleyip dururuz özgün türkülerimizi. Çok zaman yanımızdan gelip geçen, onurla ve erdemle yazılmış nice yaşam öyküleri vardır, akar akar gider kendi sessizliğinde. Onlar içlerinden söylerken kendi yaşam türkülerini; zorlukları engelleri aşmak, güçlü bir şekilde ayakta kalabilmek ne de güzel bir erdemdir. Olmadık zamanlarda kaderin onlara hazırladığı fizyolojik engellere, zor sürprizlere aldırmadan; her türlü engeli yok sayarak, kendi yaşam öykülerini yazarlar. Fizyolojik eksikliğin engelleri kolay değildir elbette, empati kurması bile ne kadar da zor; yaşamadan nasıl anlaşılabilir ki. Ama onlar aklıyla, emeğiyle, yüreğiyle bu zorlukları kabullenir, yener, aşar ve kendi mutluluk türkülerini söyler, yese düşmeden; kendi yollarında yürürken bazen güler geçerler hayata, canları yansa da arada bir. Sosyal yaşamın tam orta yerinde bir tekerlekli sandalyede ya da bastonunun ucuyla yolunu bulan; engelleri yok sayan, güçlü bireylerle karşılaşırız kimi zamanlarda. Erdemin, azmin ve onurun canlı abideleridir onlar. Adı, bu yüzden “Engelsiz yaşam”dır

Empati kurmadan hatta bazen de onlar için açılmış yaşam alanlarını da işgal ederek onların yaşadığı dünyayı yeterince anlayabilir miyiz sizce? Bir bakarsınız yürüme alanlarını sandalyelerle, bir bakarsınız park ettiğimiz araçlarla işgal etmişiz. Evet, onların anlayamadığımız engelsiz yaşam öyküleri var. Bir onur ve azim abidesi gibi ayakta kalanlar var aralarında ama içlerinde belki de kendi karanlıklarında yaşayan, engelsiz yaşamı öğrenmek adına, yaşama tutunmaya çalışan, elinden tutulmasını bekleyenler de yok değil tabi... Geçen gün Tekirdağ Engelsiz Yaşam Derneğiyle tanıştım. Yıllar sonra geç gitmiş olmanın ezikliğiyle kapısını aralayarak girdim içeri. Evet, yıllar sonra yapılan bir ziyaret; ne de zor oldu benim için! Çok üzüldüm, ezildim doğrusu. Ah “ben” kocaman bir yüreğimin olduğunu sansam da nasıl da ihmalkârım!.. Ve yirmi yıldır, bir onur abidesi olarak masası başında tekerlekli sandalyenin üzerinde oturan, kararlı, mücadeleci, güçlü bir hanımefendiyle tanıştım. Dört yıl önce kurduğu Tekirdağ Engelsiz Yaşam Derneğini gerçek bir sivil toplum örgütü lideri olarak yönetiyor; hakkıyla, aklıyla, azmiyle, vicdan ve onuruyla… Engelsiz Yaşam Derneğinin yaptığı faaliyetleri bir bir sıralıyor ben sordukça: Üyelik işlemleri, projeler, görüşmeler, eğitim etkinlikleri, kurumlar arası iletişim ve sosyal etkinlikler vs… O kadar çok etkinlikler var ki her birini yazmak mümkün değil. Görme sorunu olan kardeşlerimiz için iki yıl önce kurdukları sesli kütüphaneyi anlatıyor; ses kayıt cihazlarından, kolları olmayanlar için gözle komut verilen cihazlardan söz ediyor Şerife Başkan. Sonra tekerlekli sandalye bağış kampanyalarını konuşuyoruz. Yıllar sonra kiradan kurtulmak için belediyenin dört yıl sonra da olsa verdiği ofisin tadilatından, yaşama daha bir tutunmak için aile içinde kurulan müzik korosundan... Yapılması gereken ne de çok işleri var, ne de çok desteğe ve emeğe ihtiyaçları var diyorum içimden. Birçok insanın eli, kolu, ayağı, aklı olma gayreti ne de onurlu ne de değerli... Bedensel ve zihinsel sorunları olan geniş bir kitlenin temsilcisi Engelsiz Yaşam Derneği. Ellerini,

kollarını, ayaklarını aktif olarak kullanamayanlar, görme sorunu olanlar, otistik kardeşlerimiz, spastik, down sendromlu kardeşlerimize destek verme amacıyla kurulmuş bu saygın “sivil oluşum”. Bu kadar geniş bir kitlenin temsilcisi olan bir derneğin Tekirdağ genelinde sadece ve sadece 328 üyesi var. Dedim ya bazen yanımızdan akıp geçse de bazı insanların yaşam öyküsünün farkına bile varamayız bizler. Bilir misiniz güzel yurdumda beş milyona yakın fizyolojik engeli olan kardeşimiz var. Tam bunları konuşurken yaşlı annesiyle el ele kara yağız bir delikanlı zorlukla giriyor içeri. Selvi boylu bir yiğit, annesine tutunuyor, bir sandalyeye oturtuyoruz bu beyefendiyi. İki yıl önce başını çarparak görme yeteneğini kaybetmiş meğer. Kırk yaşında Bülent ama yaşını da hiç göstermiyor, ne de güzel günleri olmuştur kim bilir geçmişte. Ama ne yazık ki iki yıldır yaşama küsmüş, çekilmiş kendi karanlık dünyasına bir yandan da kendisine yapılan haksızlıkları karanlık dünyasında iki yıl boyunca soluklayıp durmuş sanki. Hastane hastane gezmiş, gözleri yüzde yüz göremezken önce bir rapor bile verilmemiş, sonra yüzde seksen göremezlik raporu yazılmış. Anne tarafından yapılan yasal itirazlar devam ediyor. Anlatmayla biter mi bu hazin öykü. Edirne’ye gidecekler, anne “Nasıl da gideriz? Özel araç yok, Bülent’le bir yerlere gitmek ne kadar da zor.” diyor. Üzüldüm sözcüğü yeterli olur mu? Yandım, yüreğimde ne volkanlar alev aldı bilseniz! Ah Bülent, nice canlar var böyle!.. Sonra Şerife Başkan, raporlarını istiyor Bülent’in, “Baston eğitimi verelim Bülent’e bir de Braille alfabesi eğitimi aldıralım Halk Eğitimi Merkezi desteğiyle.” diyor. “Gerçek bir sivil oluşum”un gücüne bir kez daha tanık oluyorum. Bülent okumayı elleriyle öğrenecek ve bastonunun ucuyla da yaşama katılacak artık. Anne tebessüm ediyor, Bülent’in solan yüzünde umut tomurcukları yeşeriyor sanki. Nice Bülentlerin yüzlerinde yaşama umudu uyansın artık, gelin destek olalım hep birlikte el ele onlara engelsiz bir dünya kuralım. 2 Aralık, Pazar günü engelsiz bir yaşam için saat 12.00’de sahil dolgu alanında buluşmak dileğiyle... Engel diye bir şey yok aslında, gerçek engel sevgisizlik ve ilgisizliktir.

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org