DOĞANIN “ZİRVE GÖNÜLLÜLERİ”YLE “ENGELSİZ YAŞAM” SEVGİ YOLUNDA EL ELE

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
Adnan Karadüz
DOĞANIN “ZİRVE GÖNÜLLÜLERİ”YLE “ENGELSİZ YAŞAM” SEVGİ YOLUNDA EL ELE
05.12.2018


Hava soğuk, ışıksız bir kış günü; yüzünü asmış gökyüzü, kıyıda kükreyen dalgaların sesi... Diğer tarafta ise sosyal hayata ışık ve sinerji kazandıran berrak yüzlerdeki sıcak tebessümler… İş birliğinin, dayanışmanın onurlu yürüyüşü için insanlarla bir bir doluyor sahil dolgu alanı… Her yaştan, her kültür seviyesinden aydın, saygın sivil toplum gönüllüleri bir arada… Bu tarz etkinlikler ne de değerlidir. Toplumun farkındalığı yüksek bireyleri, onurlu duruşlarıyla canlandırıyor her ortamı... Beyefendi, hanımefendi duruşlarıyla, gürültüsüz sivil bir yürüyüş… Kibar, nazik tavırlar, her şeyden daha da önemlisi bilinçli insanların oluşturduğu bir duyarlılık, ezgi ezgi yayılıyor karşılıklı sanki…. Soğuk bir kış gününde yürekler dolu, gözler berrak, aynı duygu ve coşkuya odaklanmış, engelsiz dünyaya gönül veren siviller, yürümek için sahil dolgu alanında... Ve saygın iki sivil oluşum, flamalarıyla boy gösteriyorlar. Öyle ya ortak evrensel insanlık değerleri güzergâhında yürüyorsanız her türlü övgüye layıksınız; iki sivil toplumun da engelsiz bir dünya arayışını dillendirmek hedefleri. Amaçları farkındalık oluşturmak, engelsiz yaşamın sesini duyurmak yüreklere ve beyinlere; sağduyu kazandırmak, dayanışma kültürünün fitilini ateşlemek Tekirdağ’da hatta belki de daha da ötelere…. Soğuk bir kış gününde “Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Külübü” ile “Engelsiz Yaşam Derneği”, resmi kurumlarla birlikte ele ele, tek yürek olmanın erdemiyle.

3. Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla yürüyüş etkinliğinin ikincisi düzenleniyor... Bu defa resmi kurumlar da destek veriyor bu anlamlı etkinliğe. Tekirdağ Valiliği, Süleymanpaşa Kaymakamlığı, Süleymanpaşa Belediyesi, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, yöneticileri, onların saygıdeğer hanımefendi, beyefendi çalışanları… Öyle değerlidir ki bu ortamlar, çünkü dayanışmanın zirvesindeki sivil toplum gönüllüleri, arı katıksız, hesapsız, çıkarsız anlayışla bir arada... Ve stantlarda emek veren gönüllüler; yaşlı genç, fiziksel olarak sorunu olan ya da olmayan hepsi coşkuyla, neşe içinde aynı duyarlılıkta… Dayanışma kültürü ne de değerli, diyorum; ne de değerli erdemli bir duruş… Oturuyorum bir masaya sonra, sağımda 14-15 yaşında bir kız çocuğu, solumda Birsen abla, kayıt masasındaki iş gücüne ben de katılıyorum; onurlu bir sorumluluk omuzlarımızda… Bir ara gelen birkaç yabancı uyruklu öğrenci dikkatimi çekiyor, evrensel bir platform oluştuğu düşüncesi geçiyor içimden. İşte, gerçek bir mutluluk bu!.. Özverili, insancıl değerlerle yoğrulmuş, onurlu, engelsiz bir duruş adı… Toplumsal bilince uyanışın adı bu işte, bu!.. Siyasi, çıkar yok, siyasilerin araçlarla getirdiği kitle yok, üç beş kuruşa tenezzül hiç yok. Herkeste aynı heyecan; engelsiz bir yaşam için bir arada çarpan kalpler, insanlığın vicdanlı duruşu göz kamaştırıyor! Onurlu, vakarlı, sevgi dolu!..

Etkinlik orta yerinde Zirve Doğa ve Dağcılık Kulübü gönüllüleri tarafından hızla kurulan çadırlar, dağıtılan sıcak içecekler, yürüyüş için yapılan kayıtlar... Çocuklarıyla ele ele gelen anne ve babalar, down sendromlu gençler ve çocuklar; tekerlekli sandalyede yaşama sevincini tebessümleriyle haykıran engelsiz kardeşlerim… Günlerden 2 Aralık soğuk bir kış günü ama yürekler sımsıcak. Her etkinlikte olduğu gibi yapılan duyurular ve bir de protokol konuşmaları… Oldukça informal bir ortamda çok dikkate alınmıyor. Böyle zamanlara yüreğiyle gelen insanlar eylemle, emekle varlığını hissettirir aslında. Ah kırmızı montlu Zirve doğa gönüllüleri, doğanın ve erdemin sevdalıları; ne değerlisiniz, yüzlerinde uyanan kardeşlik tutkusu, kollarında al bayrağım… Doğaya duydukları sevdanın yanı sıra engelsiz yaşam yürüyüşüne kattıkları dinamizm, her alanında sorumluluk almanın keyfini ne de güzel çıkarıyorlar. İl dışından gelen Zirve gönüllüleri de var. Öyle ya en büyük mutluluklar emekle, onurla yaşatılır, büyük insanlık değerlerini var ettiğinizde onurlu bir mutluluğa

erişirsiniz. Kendi çıkarlarını her şeyden üstün tutanlar, kendisi için yaşayanlar bir gün gelir yalnızlığın karanlığında girdaba düşerler. Hele başkalarının kazançları üzerinden elde edilen sahte, arsız ve geçici mutluluklar; insanlığı felakete götürür. Evrensel insanlık değerleriyle karakterlerini yeşertenlerin gönülleri, gün gelir gelecekte bütün güzelliklerin, sevginin yurdu olur.

Her yaştan engelsiz bir dünyanın gönüllüleri, denizden esen poyraza aldırmadan el ele, kol kola bir yürek birliği edasıyla engelsiz yaşamın yollarında… Sahil boyu yürüyüş alanında koşan down sendromlu çocuklar, bir bayram neşesine dönüyor ortam, onların coşkusuyla. Bir spastik çocuğun yüzünde beyaz tebessüm gülleri açmış, öylesine masum ve arı; sevginin limanı sanki. Devam ediyor yürüyüş el ele omuz omuza. Tekerlekli sandalyede yetmişine yakın felçli Mustafa Ağabey, çehresi sanki mutluluğun sılası olmuş... Engelsiz Yaşam Derneği Başkanı Şerife hanım, yürüyüşün ritmini belirliyor, özverili, vakarlı güçlü bir yönetici… Bir ara da Süleymanpaşa Kaymakamı dikkatimi çekiyor, sivil kıyafeti, eşofmanı ve davranışlarıyla… Halktan birisi gibi doğal ve samimi... Kamu yöneticileri de böyle olmalı aslında. Sonra bir bayram havasında el ele giriliyor Tekirdağ Spor Stadyumu’na, bu güzelliği karşılayan yeşil saha, ardından yapılan anonslar. Bir de öğreniyoruz ki fiziksel engeli olan kardeşlerim arasında yarış da yapılacak. Derken bir bayram havası daha esiyor, tekerlekli sandalyeyle yarışanlar; kısa mesafeli koşular... Ortamda mutluluklar, coşkular kanat açıyor yeniden engelsiz bir dünyada. Ve bitti derken yarışmalar, koşular yetmişine yakın yüzde doksan görme engelli Kemal Ağabey ve Zirve Doğa ve Dağcılık Kulübünün Başkanı Adnan Bey, koşunun son finalini yapıyorlar, el ele yürek yüreğe. Bunlar da coşkunun son heyecanı, son adımları… Adeta sevginin geçit resmi oldu bu son koşu!.. Ah sevgi, yaşama can veren en değerli varlık, öz kültürüm, Yunus’um Mevlana’m!. Bizler seni nasıl da kaybettik!... Sevgi bayrak bayrak çekilse güzel yurdumun her bir yerinde gönlere, diyorum. Gönüllerde sokaklarda hep yürüse yürüse sevgi!.. O zaman engel mi kalırmış? En büyük engel sevgisizlik değil midir zaten! En büyük engel zihinlerde değil midir?

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org