BASINA DEĞER VE DESTEK VERİR MİSİNİZ LÜTFEN?

Adnan Karadüz
BASINA DEĞER VE DESTEK VERİR MİSİNİZ LÜTFEN?
11.01.2019


Yaşamın dili, düşüncesi, sesi ve nefes alma aracıdır basın… Yazılı olsun görsel olsun; dünyanın neresinde olursanız elinizde ya da yanı başınızda bir iletişim aracı varsa hemen kendi dünyanızın çok ötesine gider, uzaklarda olup bitenlerle baş başa kalırsınız adeta. Bir tuşa dokunmanız ya da bir gazetenin, derginin sayfalarını çevirmeniz yeterli. Yazılı veya görsel basınla renkli dünyaların yeni fikirlerin kapısını aralarsınız bir anda. Nice gizemli yolculuklar yaşarsınız bir gazete, dergi, televizyon, internet aracılığıyla. Görsel, sözel bilgi ve birikimin aktarıldığı dünyanın sonsuzluğunda kaybolursunuz. Bir bakmışsınız Afrika’da çok izbe yaşamlar sürdüren bir kabilenin ya da toplumun yaşadığı zor yaşam koşullarıyla baş başasınız… Zor yaşam koşulları altında doğanın ve sömürgeci güçlerin egemenliğine yenik düşmüş insanlar!.. Bir bakarsınız Çin’de zulme uğrayan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin göz, yaşları, içiniz yanar… Savaşlar, göçler dünyadaki birçok siyasi ve sosyal eylemler!... Sonra çevirdikçe bir gazetenin sayfalarını, en yeni spor haberleri ya da magazin haberleri konuğunuz olur; kaybolursunuz popüler dünyanın ortasında. Dünyadaki ya da güzel yurdumdaki siyasi ve sosyal olayları en sıcaklığıyla hemen anında okur heyecan duyarsınız… Gezdikçe görsel ya da sözel medyanın diyarında eğlence, siyaset, sanat, spor, ekonomi vs.. ile ilgili yaşamı dünyanın her alanında her ne varsa ulaşırsınız. Bütün bu kaynaklara erişmenizi sağlayan toplumun gözü kulağı sesi soluğu olan insanlar vardır. Kısacası onlara basın mensupları denir.

Dünyayı küresel köye dönüştüren bu bilgi ağının mensupları ve araçları değerlidir elbette lakin bu kadar görsel ve sözel kaynağı toplumun önüne koyan o kadar çok basın emekçisi var ki, saymakla bitmez. Her biri, her gün yaşamın farklı alanında ulaşabildiği bir haberi ya da bilgiyi kamuoyuyla paylaşmak için koşturur durur. Amaç kamuoyuna doğru ve güvenilir haber ulaştırmaktır elbette. Evet, gazetecinin doğru ve güvenilir haber yazmak gibi bir görevi ve onuru vardır. Bir gazeteci manipülasyon yapmadan tarafsız bir şekilde toplumsal çıkarları dikkate alarak yazdığında onurlu bir görev yapmış olur. Kalemin onuru, toplumun vicdanı olunca bu meslek kutsaldır. Kalem toplumsal çıkarların aksine siyasi ya da ekonomik çıkar sahiplerinin emrine girdiğinde onurunu kaybeder. Basın mensubu gücünü toplumdan alır ve toplumsal yaşamın, kültürün sesi sözü olur. Kalem sahipleri, bir toplumda yaşamın ve vicdanın nabzı, kalbi olduğunda değerlidir. Toplumsal diriliş uyanış böyle zamanlarda başlar, böyle zamanlarda aydınlanır insanlar, böyle zamanlarda yalan ve yanlış olan değil doğru ve hukuka uygun ilkeller kurallar yaşamın en orta yerinde baş tacı edilir. Yaşamak böyle zamanlarda mutlu eder bizleri. Hukuk, adalet ve toplumsal çıkarlar için çarpınca basının kalbi, yaşamak değerlidir.

Hukukun, demokrasinin egemen olduğu, bireyleri mutlu ettiği bir dünyanın yaşatılması için vardır basın mensubu. Yaşamın her alanını, sesini sözünü görselini kaydederek yazarak koşturan düşünce ve yürek emekçisidir her biri. Her zaman yeni olan hem de en ilginç ve dikkatini çekerek toplumun göstermek gibi de bir inceliğe sahip olma zorluğu… Ayrıca etik ve hukuki ilkelerin, kuralların sınırlarında kalarak bireylerin özel yaşamına, mutluluğuna değer vererek haber yapmak zorundadır. Yok etmeden, linç etmeden, kendisini yargının yerine koymadan namuslu bir basın mensubu duruşuyla!.. Bu bakımdan basın mensuplarının doğru ve gerçek bilgi iletme, doğru ve gerçek haber iletme, tanıtım ve tarafsızlık gibi görevleri vardır. Ayrıca eğlendirme, karşılıklı etkileşim, kaynaştırma, kültürel değerlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması, kamuoyu oluşturma gibi birçok görev ve sorumlukları vardır.

Basın mensupları yaşamın akışı içinde toplumsal yaşamın her alanına objektiflerini ve mikrofonlarını tutar, kalemleriyle de yaşadıkları dünyanın düşünce ve duygularını aktarırlar. En yeni ve doğru haberlere bilgiye erişmek temel ilkeleridir. Basının olmadığı ya da sustuğu susturulduğu bir dünyanın birkaç hanelik bir mezradan ne farkı vardır ki!.. Gazetenin, televizyonun ve internetin olmadığı bir yaşam hayal edin isterseniz. Güzel yurdumda ya da dünyada nelerden uzak kaldığınızı düşünün. Nice siyasi, ekonomik gelişmeler, olayları merak eder dururuz o zaman. Neler kaybederiz, neler kim bilir?

Kimleri, hangi olumsuzlukları ya da yararlı bilgileri kaçırırız bir bir. Kısacası her şeyden uzak, sağır ve dilsiz kalır toplum oluşur o zaman. Dünyaya, yaşama ait hiçbir şeyden haberimiz olmaz. Dünyadan, yaşamdan uzak bir toplum bilgisiz her türlü yönlendirmeye yatkın bir kitleye, sürüye döner, dönüştürülür. Kültürel yaşama, siyasete, sanata ve spora yönelik farkındalıklarımız kalmaz. Toplumsal geri kalmışlık başlar her alanda. Demokratik kültür diye bir şey olmaz. Kısacası yazılı ve sosyal medya bizleri sadece bilgilendirmez, aynı zamanda yaşamın bütün alanlarına ilişkin farkındalıklarımızı destekler. Bizler okuduklarımızla ancak algılarımızı geliştirebilir ve bilinçli yurttaşlar olur, tercimizi yaparız. Söz söyleme kudreti gücü, heyecanını okuyarak ediniriz. Söz söyleyebilmek için bilmek, dünyayı okumak ve tanımak gerekir. Sanırım bizlere her gün yeni haberler ulaştıran basın mensuplarına sadece 10 Ocak Dünya gazeteciler gününde değil arada bir de teşekkür etmemiz gerekiyor. Nasıl mı? Onların yazdıklarını okuyarak hatta bazen de onları olumlu ya da olumsuz eleştirerek. Ne dersiniz? karaduza@hotmail.com

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org