Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

Hakan Türksoy – KALBİ TEMİZ İNSAN

23 Haziran 2026 Güncel
23 Haz 2026 12:02

Hakan Türksoy – KALBİ TEMİZ İNSAN

Anlamadığım ya da benim anlayamadığım bir şey var.

Ülkede milyonlarca insan geçim sıkıntısı çekerken, milyonlarcası ay sonunu getirebilmek için dua ederken, geçim derdi olmayan bazı insanların yediklerini, içtiklerini, bindikleri arabaları, gittikleri tatilleri adeta bu insanların gözüne sokar gibi sosyal medyada ya da başka yerlerde paylaşmaları, göstermeleri beni düşündürüyor.

İşin ekonomik tarafını zaten her gün televizyonlarda dinliyoruz. Enflasyonu, hayat pahalılığını, emekli maaşını, asgari ücreti konuşmayan program neredeyse kalmadı (!)

Dikkatinizi çekmiştir; “kalmadı”nın yanındaki iki parantez arasındaki ünlem işareti biraz da ironi.

Çünkü hayat pahalılığı, emekli maaşı ve asgari ücret konusu birkaç kanal dışında pek konuşulmuyor.

Ama benim takıldığım yer biraz farklı. En basiti, asgari ücretle çalışan bir insanla yüksek maaş alan bir kamu görevlisi arasında elbette fark olacaktır. Uzman doktorla yeni işe başlamış bir çalışan aynı ücreti alamaz. Milletvekiliyle memurun maaşı da birebir aynı olmaz. Buna kimse itiraz etmiyor.

Ancak fark makul olmaktan çıkıp uçuruma dönüştüğünde insan ister istemez düşünüyor.

Sonuçta hepimiz aynı marketten alışveriş yapmıyor muyuz? Aynı elektrik faturasını ödemiyor muyuz? Aynı pazara gitmiyor muyuz?

Dünyanın gelişmiş ve demokrasisi oturmuş ülkelerine bakıyorum. Finlandiya’da, Norveç’te, Danimarka’da ya da İsveç’te insanların büyük bölümü geçim derdinden çok hayat kalitesini konuşuyor. Çünkü devletin temel görevi vatandaşın insanca yaşayabileceği bir yaşam zemini oluşturmaktır. Kimsenin çok zengin olmaması değil, yoksul kalmaması önemlidir.

Bizde ise bazen tam tersini görüyoruz. Çocuklarının beslenme çantasına bir adet yerli muz koymakta zorlanan anneler varken, çocuklarının sütten kesilmesini kutlamak için Paris’e gidip Eyfel Kulesi önünde şampanya patlatanları görüyoruz.

Yanlış anlaşılmasın. İnsanların zengin olmasına, gezmesine, eğlenmesine karşı değilim. Kazanmışsa harcasın, gezsin, görsün.

Ama milyonlarca insanın geçim sıkıntısı çektiği bir ülkede bunu gösterişe dönüştürmek başka bir şey.

Ben bu işin gönül tarafındayım. Gerçi gönül dediğimiz şey de sonuçta beynimizin bir ürünü. Vicdan, merhamet, sevgi, empati… Biz günlük hayatta “kalbi temiz insan”, “kalbi bozuk insan” deriz. Oysa bunların merkezi kalp değil, beyindir. Ama ne hikmetse insanlar iyiliği, merhameti ve vicdanı hep kalple özdeşleştirmiştir. İşte benim beynim bu olup bitenleri kabul etmiyor.

Yukarıda verdiğim örnek kendini olduğundan farklı göstermek isteyenler içindi. Böyle hassas bir ortamda kiminle yarışıyorsunuz? Kime hava atıyorsunuz? Bir insanın sahip olduğu servet kadar, sahip olduğu vicdan önemlidir.

Kısacası para herkese nasip olabilir; Ne yazık ki vicdan herkese nasip olmuyor. Belki de bu yüzden insanlar öldükten sonra banka hesaplarıyla değil, geride bıraktıkları güzel duygularla hatırlanıyor.

Kalbi temiz insan olmak da sanırım biraz böyle bir şey.