Yükleniyor
Tekirdağ Yükleniyor...

Hakan Türksoy – OLMAYAN ÖLSÜN

17 Haziran 2026 Güncel
17 Haz 2026 10:58

Hakan Türksoy – OLMAYAN ÖLSÜN

Geçenlerde aile hekimine ilaç yazdırmaya gitmiştim. O sırada 50-70 yaş arasındaki vatandaşlara yönelik kolon kanseri taramasından bahsetmişlerdi.

Bu sabah da Sağlık Bakanlığı’ndan aynı konuyla ilgili bir mesaj geldi. Muhtemelen bu yaş grubundaki birçok kişiye gelmiştir ama daha gençler de bilsin diye mesajı aynen yazayım:

“Sağlık Bakanlığı; 50-70 yaş arası kişilere yönelik ücretsiz olarak yapılan kolorektal (kalın bağırsak) kanser tarama zamanınız gelmiştir. Aile hekiminize, KETEM’e veya Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurabilirsiniz. Unutmayın, kanserde erken teşhis hayat kurtarır.”

Ben en çok “tarama zamanınız gelmiştir” cümlesine takıldım. Her ayın beşinde bankadan gelen faiz ödeme günü hatırlatmasını ya da arabanın yol bilgisayarındaki “yağ değiştirme zamanı geldi” uyarısını hatırlattı bana. Yol bilgisayarı deyince yanlış anlaşılmasın; 12 yıldır aynı arabayı kullanıyorum. Model yılını hiç sormayın.

Bir de bu 50-70 yaş sınırı bana pandemi günlerini hatırlattı. O zamanlar 65 yaşındakiler sokağa çıkamazken 64 yaşındakiler çıkabiliyordu. Şimdi de 49 yaşındaki vatandaş bir yıl bekleyecek, 71 yaşındakilere hayırlı işler.

Sağlık ocağında aile hekimine şakayla karışık “Ben yaptırmayacağım galiba” dedim. Sebebi hastalıktan korkmak değil. İnsanların aklındaki soru başka: Tarama ücretsiz de sonrası ne olacak? Allah rahmet eylesin, üç yıl önce kaybettiğimiz oyuncakçı Neco kardeşim kanser tedavisi görüyordu. Bir gün “Nasıl gidiyor?” diye sordum. “İlk üç ayda sadece tahliller için cebimden dünya kadar para çıktı” dedi. Olmayan ne yapsın deyince “Olmayan ölsün.” dedi.

Aradan birkaç ay geçti, Neco’yu kaybettik. Üstelik ölüm nedeni kanser değil, kalp krizi oldu. Aslında mesele tam da burada başlıyor. İnsanlar hastalıktan çok, hastalığın ekonomik yükünden korkuyor. Çünkü bu ülkede sağlık hizmetleri ne kadar gelişirse gelişsin, vatandaşın aklındaki soru hiç değişmiyor:”Param yetecek mi?”

Yahya Kemal’in dedi gibi “Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç” diyemiyorum. Çünkü önce katarakt meselesi var. Başıma gelince anladım ki katarakt ameliyatı da başlı başına bir sektör olmuş. Sıraya girip beklersen ayrı, beklemek istemezsen ayrı hesaplar çıkıyor önüne.

Belediyeler toplu sünnet şölenleri düzenlediği gibi bir gün toplu katarakt günleri de düzenler mi acaba?

Şaka bir yana… Allah kimseye kötü hastalık vermesin. Bu arada emekliler için söylenen “hemen ölmüyorlar” sözü aklımdan çıkmıyor. Espri amacıyla söylenmiş bile olsa bu cümle insanların hafızasında yer etti.

Çünkü vatandaşın hissettiği şey şu: Bu ülkede paran varsa mücadele ediyorsun. Paran yoksa rahmetli Neco’nun dediği o acı cümle kulaklarında çınlıyor:  “Olmayan ölsün.”

Unutmadan yazayım bu son fasılda bankaların kara listesine giren binlerce emekli var. Öbür tarafa temiz gitmek için kara listeden de çıkmak gerekiyor. Ama nasıl?