“Bugün hiç beklemediğim ilginç bir olaya tanık oldum. Teknolojinin son harikası yapay zeka ChatGPT’nin, Google’ın arama sonuçlarını yapay zeka ile özetleyen AI Bakışı’nı kıskandığını fark ettim.
Peki, yapay zekada duygu olmadığına göre bu kıskanma olayı neyin nesi?
Atom bombasını insanların üzerine atan yine insan olunca insan elinin değdiği her yerde pusu olur, kıskanma olur, kısaca her şey olur. Neyse uzatmadan internetin bilgi kirliliği denizinde bize bir rota çizmeye çalışan AI bakışına CHP’ye (Cumhuriyet Halk Partisi) nasıl baktığını sordum?
Aldığım yanıt, güncel siyasetin sığ sularında boğulan biz faniler için oldukça düşündürücü, bir o kadar da ders niteliğindeydi.
Yapay zeka, günlük siyasi polemiklerin, televizyon ekranlarında tükenmek bilmeyen o kısır kavgaların tamamen dışına çıkarak adeta bir siyaset bilimci titizliğiyle yaklaştı konuya. Ne bir seçmen duygusallığı ne de bir muhalif keskinliği… Karşımda duran metin, tam anlamıyla nesnel ve tarihsel bir pusulaydı.
AI bakışının CHP analizinde ilk ve en güçlü vurguyu yaptığı yer, partinin “kurucu kimliği” oldu. Sivas Kongresi’nden filizlenen, 9 Eylül 1923’te Mustafa Kemal Atatürk tarafından ete kemiğe büründürülen bu yapının, sadece bir siyasi parti değil, devletin modernleşme ve uluslaşma sürecinin ta kendisi olduğunu hatırlattı yapay zeka. İsmindeki “Cumhuriyet” ve “Halk” kelimelerinin, amblemindeki “Altı Ok”un birer tabeladan ibaret olmadığını; bu ülkenin genetik kodlarını ve kurumsal hafızasını temsil ettiğini kalın harflerle çizdi.
Ancak yapay zeka, CHP’yi sadece 1923’ün donmuş bir fotoğrafı olarak da bırakmadı. 1960’lar ve 70’lerde Bülent Ecevit liderliğinde yaşanan “Ortanın Solu” hamlesini, partinin sosyal demokrasiye evrilme sürecini ve geçirdiği sosyolojik dönüşümleri de hakkıyla teslim etti. Yani karşımızda, geçmişin mirasını taşıyan ama zamanın ruhuna göre şekillenen canlı bir organizmanın tanımı vardı.
Peki, bu dijital özet bize ne anlatıyor? Dezenformasyonun, sosyal medya linçlerinin ve kutuplaşmanın tavan yaptığı bir çağda yaşıyoruz. Herkesin kendi yankı odasından bağırdığı bu dönemde, yapay zekanın sergilediği bu “tarafsız hakem” rolü aslında çok kıymetli. Algoritma bize şunu söylüyor: Günlük siyasetin rüzgarı ne yöne eserse esin, tarihi gerçekler ve kurumsal hafıza yerli yerinde durur.
Yapay zekanın aynasından CHP’ye bakmak; sıcak siyasetin sisini dağıtıp, Türkiye Cumhuriyeti’nin köklerine ve o köklerin bugünkü ağırlığına tarafsız bir gözle yeniden bakmamızı sağlıyor. Belki de bazen, kendi tarihimizi ve değerlerimizi daha net görebilmek için, insan hırslarından arınmış bir yapay zekanın nesnelliğine ihtiyacımız vardır.”
Kısacası yapay zekâlar henüz oy kullanmıyor, sandık başına da gitmiyor. Ama görünen o ki insanlardan farklı olarak bağırıp çağırmıyor, slogan atmıyor, kimseye kızmıyor, kimseyi alkışlamıyor.
Sadece sorulana cevap veriyor. Belki de günümüzde asıl ilginç olan şey budur.