OBJEKTİF SEÇMEN NAmigar BAŞBUĞOĞLU - tekirdağ köşe yazarı

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
Namigar BAŞBUĞOĞLU
OBJEKTİF SEÇMEN
02.06.2015


   Türkiyemiz'deki genel seçimlere bir hafta kaldı. Yine bir seçim yarışı heyecanı var. Her ne kadar son yıllarda bu heyecan -nispeten- sönük kalsa da yine de var.

   Bizlere bu heyecanı yaşama imkanı veren cumhuriyete ve kurucularına peşin teşekkürlerimizle...diyerek.

   Yazımın başlığında kullandığım ''OBJEKTİF SEÇMEN'' sözünü biraz açmak istiyorum. Objektif; olduğu gibi, orijinal-katışıksız...demek. Bunu seçmene uyarladığımızda da''Hiç kimsenin etkisi altında kalmadan, kendi hür iradesiyle karar veren-seçebilen'' demek oluyor.

   Peki ama bu bizim çevremizde hatta ülkemizde ne kadar doğru uygulanabiliyor...? Bence çok az. Çünkü okuma yazma oranı her ne kadar yükselirse yükselsin; gerçek anlamda okuyan-öğrenen, kararlarını kendi hür iradesiyle alabilen nüfusumuz az. Bunda, ''Erkek egemen'' toplum anlayışımızın rolü çok büyük. Özellikle kadınlarımız, ''Beyim ne derse o olur'' yaklaşımıyla hareket etmekte. Bu biraz da kolayı seçme alışkanlığımızdan da kaynaklanıyor. Örnek olarak, son yıllarda evlendirme programlarında sıkça duyduğumuz; ''Beni taşıyabilecek bir erkekle evlenmek istiyorum.'' ifadelerinden de anlaşılacağı gibi biz kadınlar, erkeklere sırtımızı dayamışız (İstisna olan saygıdeğer kadınlarımızı tenzih ediyorum). Hatta fikrimizi de öyle. Onlar bizim yerimize de düşünsün, bize bir şey kalmasın. Sonra da gelsin; KADIN HAKLARI ARAYIŞIMIZ..!

   Biz kadınlar, işte bu ince çizgi de bile yani hazır önümüze ''gizli oy verme hakkı'' verilmişken, orada en bağımsız şekilde kendi hür irademizle hareket edebilecekken bile, bunu kullanamıyoruz. Çünkü o güne gelinceye kadarki süreçte fikir üretmiyoruz. Anlayıp-dinleyip, biraz da kafamızı yorup düşünmüyoruz. E tabii erkek egemen toplumun erkekleri, kendi menfaatlerine dokunacak şeyleri ister mi? Ve farkında olmadan onların fikriyle, onların fikrine hizmet edecek sonuçlara hizmet ediyoruz.

   Daha dün Anayasa Mahkemesi'nin aldığı bir karardan söz etmek istiyorum. Artık resmi nikah öncesi dini nikah kıyılması meşrulaştırıldı. Yani serbest bırakıldı. İki şahidin huzurunda, ''aldım-verdim'' diyerek evlenmeler serbest bırakıldı. Kadının kaderi, başlangıçtaki bu aldım-verdimler kadar, biterken de ''boşsun-boşsun-boşsun'' diyen erkeğin iki dudağı arasına sıkıştırıldı. Bence konunun özeti böyle. Bu kararı alan kurumun kaçta kaçı kadındı acaba? Daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur Yazıcı; duruma itiraz edici cümleler söyledi. Ama artık iş işten geçti. İstismara açık bir karar bu.

   Sonuçlardan biri de; çocuk gelinler-güveyler ve bunların ebeveyn olacağı çocuklar... Varıp düşünelim gayrısını...

   ''Dünyanın yarısı kadın, yarısı da çocuk'' deriz ya...

   Öyleyse biz kadınlar-anneler, çocuklarımızı insani değerleri iyice içlerine sindire sindire büyütebilsek...

   Ama önce bunu kendi içimize-eğitimimizle sindirebilsek...

   Sonra da hür irademizle seçme hakkımızın gereğini -layıkıyla- yapabilsek...

   Kemikleşmiş siyasetin zincirlerini önce biz kırabilsek...

   Vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkabilsek...

   Bu uğurda yol alabileceğine inandığımız parti grubuna oyumuzu korkmadan-çekinmeden verebilsek...

   Bakın o zaman her şey nasıl güzel olur-olurdu... Öyleyse;

   HADİ SANDIK BAŞINA!

   BİZE SEÇME VE SEÇİLME HAKKINI VEREN -AYDINLIK YARINLARIMIZIN MİMARI- ATATÜRK'ÜN YOLUNDA OY KULLANMAYA!

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015