İbrahim BİRELMA YAZMADAN OLMADI YİNE...

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
İbrahim BİRELMA
YAZMADAN OLMADI YİNE...
27.05.2014


Bilhassa son haftalarda yazma konusunda, ''tembelliği yar etmişken kendime'', yazmadan olmadı işte...

   ''Nasrettin Hoca, camide vaaz vermekte...Sözlerine, ''Ey cemaat! size ne anlatacağımı bilir misiniz?'' diye başlar. Cemaat,  ''biliriz'' deyince, ''E, o zaman ben size ne anlatayım ki..?'' der ve kürsüden iner.''

   Ben de, ''SOMA FACİASI'' olarak adlandırabileceğimiz konuda yazacağım. Zaten herkesin bildiği bu olayda; acı büyük...anlatması zor. Yiten canlar öyle derinlerde ve geride kalanların hali öyle elem yüklü...ama içimizde kalsa da olmaz. Yani Nasrettin hocanın dediği gibi, ''Ben size ne anlatayım ki?'' demekle bırakılmaz.

   Bu sabah çocuklarımı okula gönderdim. Mutfak işlerinin yanı sıra televizyonda da bir sabah programı izlemekteyim. Bir biri ardından konular paylaşılıyor. Sıra yine SOMA ile ilgili bir paylaşımda...Dürüst olayım, ilk işim hemen kanalı değiştirmek oldu. Çünkü yılların yüküyle biliyorum ki, ''Eğer bir konuda bire bir yapabileceğim bir şey yoksa'' kafamdaki meşguliyetine de fazla yer vermemek, gerek. Çünkü elalemin derdi de olsa beni gerer, etkiler. Ama bu öyle mi ya..? Bu hepimizin hatta duyarlı dünyanın derdi, elbette hepimizi etkilemeli... Dolayısıyla aynı kanala geri dönüyorum. (Kaza diyemiyoruz) Maden faciasında kaybedilen bir baba ve geride kalan iki oğlunun dramı çıkıyor karşımıza. Eşinden ayrı, (9 ve 16 yaşında)  iki çocuğuyla hayatını sürdüren baba, çocukları uyurken onlara iki çeşit (?) yemek yapıp, dolaba kaldırıyor. Sonra büyük oğlunun yanına gelip, eğilip;''Ben madene gidiyorum. Yemeğiniz dolapta. Saati de kurdum, çalınca kalkar okula gidersiniz. Sakın geç kalmayın!'' diye tembih ederek GİDİYOR. Dönmüyor, DÖ-NE-Mİ-YOR! Çocuklardan küçüğünü anne gelip alıyor, büyüğü bir başına kalıyor. Büyüğü dediğim on altı yaşında (ergenliğin zorlu yolunda, gençliğin ilk baharında)ki çocuk...

Tüm dünya bir gün Türk Tohumu kullanacak

   Ağladım... Ağladım da ağladım. Neredeyse hepimiz için... herkes için ağladım. Kim bilir..? Bütün kötülükleri (kötüleri) yıkar belki bu göz yaşlarım. İçimden öyle geldi ki kanatlanıp uçsam, o acılı diyara ulaşsam; en çok da boynu bükük gözü yaşlı çocukları avutsam (kendimi bile avutamazken)...

   ŞİMDİ...

   Bırakalım suçlu arayan eleştirileri. Biz, her birimiz kendimizin payını alalım bu yaşananlardan, yaşatılanlardan. Ortak mekanımız olan vatan sınırları içinde olan her şeyden ne kadar sorumluyuz? Sorumluyduk...ne yaptık..?

   Eğer işverensek, bir yerlerden ve birilerinden sorumluysak yani, iğneyi kendimize batırmalı. İstenmeyen şeyler başa gelmeden, canlar yanıp ocaklar sönmeden tedbirimizi almalı.

   Soma'daki işyerinin patronu mu? -Ha o, ''suç delili yok diye'' serbest bırakıldı. Çünkü patron olmak para ile... Eğitimle, öğretimle, bilgiyle...değil ki. Paran varsa patronsun. Adın büyük! o kadar!

   En büyük eksiklik, ''vicdan''dır değil mi?  Vicdanı dakik işleyen, insana yakışanı yapar. Olmayansa sadece ve sadece maddi kazancına bakar. ''En az yatırımla, en fazla kar ettik'' diyerek, bununla gurur duyar. ''Devletteyken işletme şu kadar kar ediyordu, özelleşince biz onu bu kadara çıkardık'' diye nutuk atar.

   Bütün bu olanların arasında bilmem siz nasıl değerlendirirsiniz, bir şey dikkatimi çekti benim; basın özgürlüğü var mı yok mu acaba? diye. Soma'nın o en acısı taze günlerinde bir makam insanı, Somalı bir madenciyi yerde yatar haldeyken tekmeliyor. Yazarın biri de ''Tekmelerine sağlık Yusuf!'' diyor.  Yani şimdi bu ''özgür basın''ın mı? eseri?  

   Eh! benim elimden gelen bu kadar...Yazmak...paylaşmak. 

   Madendeki yangın söndürüldü belki ama geride kalanların, yaşamaya devam etmeye çalışanların yüreğindeki yangın sönmeyecek. Ateş şimdi asıl orada...O ateşi söndürecek, umutları yeşertecek adımların atılması beklentimiz-dileğimiz.

   Bir daha böylesi acıları paylaşmak zorunda kalmayacağımız günlere...DİLEĞİYLE...      Namigar BAŞBUĞOĞLU

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015