VATANDAŞLAR VE DEVLET ARASINDA KÖPRÜ GÖREVİNDE

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
İbrahim BİRELMA
Vatandaşlar Ve Devlet Arasında Köprü Görevinde
06.12.2017


      Asıl adı Muhammed Celâleddin olan Mevlâna’nın mahlası (takma ad)Rûmi’dir.Daha çok, lakabı olan Mevlâna ile anılır.Celâleddin Rûmi 30 Eylül 1207’de Belh’te doğdu. Annesi Mumine Hatun, babası devrinin ünlü bilginlerinden biri olan ve Sultanul Ulema diye anılan Hüseyin oğlu Bahaeddin Veled’dir. Bahaeddin Veled, Moğolların Belh’i istilası üzerine buradan ayrılmış Konya’ya gelip yerleşmiştir.  Bahaeddin Veled Konya’da halka verdiği vaazlarla büyük bir üne kavuşmuştu. O’nun ölümü üzerine onun bilgi ve aydınlık mirasını temsil etme görevini oğlu Celâleddin üstlendi. Mevlâna, çevresinden büyük itibar gören, birçok bağlısı bulunan bir din bilgini olarak yaşayıp giderken onun hayatını altüst eden bir garip adam geldi Konya’ya: Tebrizli Şems. İşte bu Şems 1244’te Konya’da görülüyor ve Mevlana ile tanışıyor.

     -Mevlana, Şems ile tanışmadan önceki hayatı ile Şems ile birlikteyken yaptığı hayatında  kendisindeki değişiklikleri şu şekilde değerlendirir:

      “ Ben, Şems’ten hissetmeyi öğrendim. Onu tanımadan evvel,sokaktaki fakirler zemheri soğuklarında titrerken ben ya ocak başındaydım yada samur kürk içinde. Yani üşüdüğüm zaman ısınıyordum. Şimdi artık ısınamıyorum. Kapımın önünde açlar dolaşırken, ben soframın başındayım. Şimdi ise bütün açlar doymadıkça doymaz oldum. Çünkü Şems  bana derdi ki “ yeryüzünde bir tek mümin üşüyorsa ısınma hakkına sahip değilsin.” Eskiden açken bir çorba ile doyardım ancak şimdi dışarıda aç insanların olduğunu bildiğim için doyamıyorum. Şems bana

“ hissettirmeyen bilginin sadece bir yük olduğunu “öğretti.

      17 Aralık 1273 tarihinde Konya’da vefat eden Mevlâna’yı, 744.vuslat yıldönümünde bazı görüş ve düşünceleri ile anımsatarak anmak istiyoruz.

      -İnsana saygının ilk basamağı onu  hor görmemek, ikinci ve kamil basamağı da ona hizmet etmektir.

      -İnsana saygının bir uzantısı olan hizmet, karşılıksız hizmettir. Böyle bir hizmete hazır olmayan, insana yol gösteremez, sonsuzluk rehberi olamaz.

      -Kadınlar,aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar kadına üstündür. Çünkü sert ve kaba muameleli adamdır onlar. Onlarda acıma, sevgi ve lûtuf azdır. Tabiatlarında hayvanlık üstündür. Sevgi ve acımak insanlık vasıflarıdır, hiddet ve şehvetse hayvanlık vasıfları. Kadın Hak nurudur, oynaş değil. Yaratıcıdır, yaratılmış değil.

      - Kâmil insan bir rahmet adam olduğu için sahip olduğu imkân ve aydınlığı hemcinslerine yayar, her şeyi onlarla paylaşır. Öfke yoktur rahmet adamda, fildişi kule ukalalığı yoktur. Her şeye rağmen aşağıya iner, halka karışır ve hayatın dikenli patikalarını onlarla beraber yürür. O, güneş adamdır ve: “ Güneş temize de vurur, pise de.”

      -Gerçek Kâbe, Hak erinin gönlüdür.

      -Bir gönül incittin mi bin kez yaya gitsen de Kâbe’yi tavaf etsen  Tanrı kabul etmez.

      -Daha yakın gel, daha yakın. Niceye dek bu yol vuruculuk? Değil mi ki sen bensin, ben de senim. Niceye dek bu senlik, benlik? Tanrı ışığıyız, Tanrı sırçasıyız. Ne diye kendimize karşı bu inat? Neden aydınlık böylesine kaçar duru aydınlıktan? Hepimiz bir tek olgun kişiyiz, neden böyle şaşı olmuşuz? Neden zengin yoksullara hor bakar? Sağ, neden kendi solunu hor görür? İkisi de senin elin değil mi? Nedir bu yomluluk? Aşağılık ne? Birlik ağacını ne diye böyle eğer durursun? Haydi kaç şu benlikten, katıl herkese, birleş, kendinde kaldın mı bir taneciksin, ama herkese katıldın mı madene dönersin.. Dünyada nice canlar var,anlamda hepsi bir. Testileri,kapları kırdın mı su bir olur gider. Sen birliğe erer de, gönlünü sözden kurtarırsan, can , her görüş sahibine senden haber iletir artık. ( Yaşar Nuri Öztürk, Mevlana Celaleddin Rumi ve İnsan, Yeni Boyut, 10.Baskı, İstanbul, Eylül 2014)

      -Sen anılması gereken güzel bir söz ol. Çünkü insan kendisi için söylenen güzel sözlerden ibarettir.

      - Kadın yaratılmış değil, yaratıcıdır. ( Ali Canip Olgunlu, Anadolu’nun Düşünce Mimarları, Kara  Kutu Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2009)

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015