PROF. DR. ŞERİF MARDİN’İN ARDINDAN…

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
İbrahim BİRELMA
PROF. DR. ŞERİF MARDİN’İN ARDINDAN…
12.09.2017


       13.2.1927 tarihinde İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde  başladığı ortaöğrenimini ABD’de tamamladı. Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Bölümü mezuniyetinin ardından lisansüstü eğitimini John Hopkins Üniversitesinde yaptı. 1954’de Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne asistan olarak giren Şerif Mardin, doktorasını “ Yeni Osmanlıların Düşünsel Yapıtları” konulu teziyle Stanford Üniversitesi’nde  tamamladı. 1964’te doçentliğe, 1969’da profesörlüğe yükseldi. 1973’de geçtiği Boğaziçi Üniversitesi’nde  Siyaset Bilimi ve Sosyoloji dersleri verdi.ABD’de Columbia ve California, İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak dersler verdi.  Washington D.C.’deki American Üniversity Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyeliği ve aynı üniversite bünyesinde faaliyet gösteren İslami Araştırmalar Merkezi’nin  başkanlığını yaptı. Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyeliğinde bulundu ve 2010’da emeritus profesör unvanı aldı. En son “ Şehir Üniversitesi”nde ders veriyordu.

        6.9.2017’de 90 yaşında  vefat eden Prof.Dr. Şerif Mardin’in “Atatürkçülük” konusunda yazdığı görüşlerini anımsatarak rahmetle anmak istiyoruz.      

       -Atatürkçülük, Cumhuriyet Türkiyesi’nde, Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma bazı temel yapısal unsurları değiştirip, onların yerine dünya uygarlığına gidişte  ilk adım sayılan Batı uygarlığından esinlenmiş bir topluluğu kurmak amacına yönelen görüştür..

       -Atatürkçülüğü salt bir Batı’ya yöneliş olarak görmek konunun yalnız bir yönünü anlatır. Konuyu tam olarak aydınlatabilmek için Türkiye Cumhuriyetinde amaç edinilen yapıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun yapısını karşılaştırmak gerekir. Bu karşılaştırma yapıldığında  İmparatorluğun şu yapısal özelliklerini görürüz:

      1-Osmanlı imparatorluğu bir “monarşi”dir.Ülkenin siyasal meşruiyet kaynağı “padişah” ve sülalesidir. İmparatorluk’ta teb’a(tabi olma) padişaha (ve onun gücünü temsil eden kişilere) şahsi bağlarla bağlıdır.(ubudiyet)

      2-Osmanlı İmparatorluğu, bir kültürler,dinler ve yöresel kümelenmeler mozağiydi. Din bakımından İmparatorluk Müslüman, Rum, Ortodosk,Gregoryen,Yahudi, Katolik,Süryani, Nasturi, Keldani  ve daha küçük cemaatlerden oluşuyordu. Müslümanlar arasında da  önemli ayrılıklar vardı.( Sünnilik, Alevilik).Konuşulan diller arasında Türkçe, Arapça,Kürtçe’yi saymak gerekir. Kültür grubu olarak Türkler, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Pomaklar, Tatarlar görünür.    

      3-Osmanlı İmparatorloğu’nun temel felsefesi halkın idareye katılması değildir. Klasik Osmanlı devlet idaresi düşüncesine göre seçkinler- eğitim görmüş kimseler ve soylarında devletin emanet edilebileceğini göstermiş kişiler- devletin idaresini ellerinde tutmalıdırlar.

      4-Osmanlı İmparatorluğu’nun başında bulunan padişah hem kamu düzeninin hem de dinin önderi sayılıyordu. Din adamları

(ulema) bu kurumsal ilişki dolayısıyla devlet idaresinde  merkezi bir rol oynuyorlar, eğitim, yargı ve bir dereceye kadar idarecilik alanlarını tekellerinde  tutuyorlardı. Devlet dininin giremediği çevre alanlarında tarikatlar devletle halk arasında bir aracı rolünü üstlenmişti.

      5-Osmanlı İmparatorluğu, iktisadiyatına hakim olamamış, 19.yüzyıldan sonra bu kesiti yabancılara ve yabancılarla işbirliği halinde olan azınlıklara bırakmıştır.

      6-Osmanlı İmparatorluğunun siyasal felsefesi “denge” esasına dayanıyordu, Jön Türkler temel yapı değişmelerine gidilmesi gereğini öne sürmüşlerdi, fakat değişen şartlara göre yapılacak olan devamlı bir uyumdan bahsetmemişlerdi.

       Atatürkçülük bu öğelerin yerine onların karşıtını koymayı amaçlayan yaklaşımdır.

      1-Padişahlık rejimi kaldırılacak. Cumhuriyet getirilecektir. Şahsi bağlılık üzerine kurulu düzen yerine yasaların tanımladığı bir rejim getirilecektir.

      2-Anadolu’nun toprakları üzerinde  kurulan Cumhuriyet bir Türk topluluğudur. Bu bilinç Cumhuriyetin teb’asına rehber olmalıdır. “Temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz”( Atatürk).

      3- Ulemanın devlet katında, azalmış olarak olsa bile, devam eden etkileri silinmelidir. Ulemanın halk önderliği rolüne bir son verilmelidir. Kişinin dünya görüşünü ulema değil, müspet bilim şekillendirmelidir. İslam bir devlet fonksiyonu görünümünü kaybetmeli, herkesin şahsında şekillenen bir inanç şeklini almalıdır. İslam medeniyeti zamanında parlak bir devir açmıştır, fakat bugün için örnek niteliğini yitirmiştir. Örnek olarak alınacak medeniyet Batı medeniyeti ve beraberinde getirdiği müspet bilim anlayışıdır.

      4-Türkiye Cumhuriyeti, bilimum Türk halkının sınıf ayrımı devreye girmeden “say’iyle” ( çalışmasıyla)kurduğu bir yapı olacaktır. Bu özellik sınıf ayrımının kurumlaştığı Batı ülkelerinde  mümkün değildir, fakat bahis konusu ayrılıkların daha kesin çizgilerle ortaya çıkmadığı Türkiye Cumhuriyetinde sınıfsız toplum, vatandaşlara verilmiş bir şans, bir imkandır. Seçilmesi gereken hedef “münevver”, “avam”( basit halk) ayrılığını kaldırıp halkın ihtiyaçlarını halkın katıldığı bir sistemle karşılamaya çalışmaktır.

      5-Türkiye Cumhuriyetinin iktisaden kudretli olabilmesi için devletin şahısların geliştiremediği kaynaklar geliştirmesi, bu işi üstüne alması gereklidir.

      6- Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğunun yapısını temelden değiştirecek yeni bir toplum düzenini kurmalı ve bu toplum düzeni statik bir halde tutmayıp zamanla değişmesini sağlamalıdır. Bu amaç Atatürkçülüğü Jön Türkler zamanında  ortaya çıkan düzenden belki en anlamlı şekilde ayıran öğedir. ( Şerif Mardin, Türkiye’de Toplum ve Siyaset, İletişim Yayınları, 21. Baskı 2015.sh.181-184)                                                  

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015