“Köprünün çıkarılması, pazaryerinin yapılmasını engelliyor. Hayrabolu Belediye Başkan Fehmi Altayoğlu’nun köprünün çıkarılmasını istememesindeki nedenlerden biri de bu”

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
Araştırmacı Gazeteci Yazar Şerif Baysalan, Tekirdağ'ın Hayrabolu İlçesinde 40 yıl önce dönemin Hayrabolu Belediyesi ve Karayolları tarafından yerin altına gömülen 500 yıllık tarihi Hayrabolu Köprüsü'nün çıkarılmasının, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın inisiyatifinde olduğunu fakat önemsenmediğini iddia ederek, Kültür Park’ın yerine kapalı pazar alanı yapılmasına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Haber Hayrabolu 2 Mayıs 2016 Bu Haber 1791 kişi tarafından okundu.

tekirdağ  Tarihi Osmanlı Köprüsünün çıkarılması Albayrak’ın İnsiyatifinde

Konuyla ilgili Yeni İnan Gazetesi'nin sorularını cevaplayan Baysalan, Büyükşehir Belediyesi tarafından konunun önemsenmediğini,  sebebinin ise köprüye bitişik olan Kültür Parkı’nın, pazaryeri yapılması planı olduğunu belirterek, “Pazaryeri ile cazibe merkezi oluşacak ve ova arazisi imara açılacak. Rant söz konusu olacak. Kimse de bunu engelleyemeyecek. Bu Hayrabolu için ciddi bir problem.  Bunu anlatamıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı da bu konu üzerinde ciddi olarak durmuyor” dedi.

 

 

Gömülü köprü olarak bilinen Osmanlı dönemine ait Hayrabolu Köprüsü, gazetecilik hayatınızda en uzun takip ettiğiniz ve bizzat çıkarılması için 40 yıldır mücadele verdiğiniz bir olay. Köprünün çıkarılması ile ilgili nasıl bir süreç ilerledi?

 

Ş.B: 1975 yılında, bir gece içerisinde Karayolları tarafından gömülmüş olan tarihi köprünün geçmişi, 1576 yılına dayanıyor. Tarihi köprünün kitabesinde yer alan zibüfer kelimesinden ebced hesabı ile tespit edilmiştir. Mostar Köprüsü’yle çağdaş köprüdür. Mostar Köprüsü savaş sonucu yıkıldı ve sonra tekrar eski haline getirildi. Onu onarırken, onunla çağdaş olan Hayrabolu Köprüsü, Karayolları tarafından yeraltına gömüldü ve 40 yıldır çıkarılamıyor. Bu sorumsuzluktur.  Ben yerel gazeteci olarak bu konu üzerinde 40 yıldır duruyorum. Köprü gömüldüğünden beri kesintisiz mücadele ediyoruz. Bu mücadele içerisinde kapısı çalınmayan kurum ve kuruluş kalmadı. Kültür Bakanlığı, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, milletvekilleri, Anıtlar Kurulu,  ulusal ve yerel yayın organları dahil. Bölgeyi bırakın, Türkiye’de duymayan kalmadı ve son dönemde Amerika’da da duyuldu.  Amerika’da akademisyenlerin, siyasilerin desteklediği imza kampanyaları açıldı. Hatta çok ilginçtir; Arizona’da  Novaca Kızılderili kabilesi var. İmza kampanyasını başlatan Colombia Üniversitesi Öğretim Üyesi Annetta Milner,  Kızılderili kampına  giderek “Hayrabolu Köprüsü Açılsın” yazılı pankart açtı. Fotoğrafları falan yayınlandı. Amerika bunu ciddiye aldı. Ama maalesef biz bunu kimseye anlatamadık. En son Başkan Albayrak "ilgileneceğim" dedi. 6 ay önce birtakım açıklamalarda, beyanatlarda bulunuldu. Kamulaştırılma yapılması gerekiyor ama yapılmıyor, savsaklanıyor. Şu anda kimseye bir şey anlatamıyoruz. Ne devlet var, ne millet var. Kimseye laf geçiremiyoruz. Geçtiğimiz günlerde konu Belediye Meclisine getirildi. Meclis de komisyona havale etti. Normalde konunun meclise 4 ay önce gelmesi gerekiyordu. Şimdi de 2016 bütçesinde olmadığını belirtip, 2017 bütçesine erteleyebilirler diye kuşkuluyum.

Colombia Üniversitesi Öğretim Üyesi Annetta Milner,  Kızılderili kampına  giderek “Hayrabolu Köprüsü Açılsın” yazılı pankart açtı.

 

-“Bir yönetici, ‘iyi ki köprü yer altına gömülmüş. Orada koruma altında. Dışarıda olsa, şimdiye kadar yıkardık’ dedi.

 

500 yıllık bir köprüyü korumanın önemini, kendi dünyanız açısından değerlendirdiğinizde neler söyleyebilirsiniz?

 

Ş.B: Bu memleket benim dediğim zaman; siz bana şunu diyebilirsiniz: “Tamam da ispatla” Burasının benim olduğunu ispatlayabilmem için buralara ait mihenk taşları olması gerek. Tarihi eserlerin olması gerek. Köprü, cami, türbe, ağaç.. Şu an Ergene tarafında 800 yıllık bir ağaç var. Bu ağacı gördüğüm zaman kendimden geçiyorum. Bunlar, burasının benim olduğunu gösteren şeyler. Onun için benim bunları korumam gerek. Ben karakter olarak sürekli çevresiyle, tarihi eserlerle, doğayla ilgilenen ve sürekli bunlara değer veren bir yapıya sahibim. Bunlar için üzülen ve sevinen bir karakterim. Ruhum sıkıldığı zaman Edirne’ye gidiyorum terapi için. Benim terapim de tarihi eserleri gezmek. Oraları kaçıncıya gezdiğimi bilmiyorum. Ruhum temizleniyor resmen. Tarihi eserler toplumun ne olduğunu, kim olduğunu gösteren değerlerdir. Buradaki köprü de benim için önemlidir. Bir yönetici, “İyi ki köprü yer altına gömülmüş, orada koruma altında. Dışarıda olsa, şimdiye kadar yıkardık” dedi. Böyle bir şey olabilir mi? Ben de sevindim. İyi ki gömülmüş köprü. Onun dönemine gelseymiş resmen köprü yıkılacakmış. Bu zihniyetteki birçok insanla mücadele ediyoruz.

 

Peki konu Amerika’da nasıl duyuldu? İmza kampanyası nasıl oluştu?

 

Ş.B:Tesadüfen oldu.  Amerika’da yaşayan bir arkadaşım var. Sosyal medyadan konuyla ilgili paylaştıklarımı görmüş. Amerika’da turizm amaçlı Nuh’un Gemisi için heykel yapılıyor.  “Nuh’un Gemisinin tüm din kitaplarında, Türkiye’de Ağrı dağında olduğu belirtiliyor. Buna bizim sahip çıkmamız lazımken Amerikalılar sahip çıkıyor” diye yazmış. Ben de ona cevaben; “Nuh’un Gemisini bırak, burada gömülen köprüyü çıkartamıyoruz” dedim. Onun yanında ki Colombia Üniversitesi Öğretim Üyesi Annetta Milner, tarihi şeylere meraklıymış. Ondan görüyor. “Amerika’da 100 yıllık, 50 yıllık köprüler tarihi eser olarak nitelendiriliyor. Onlar 400 yıllık köprüyü nasıl gömerler” diyerek sosyal medya üzerinden imza kampanyası açıyor. Güney Kaliforniya Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Marc Schiller, Teksas eyaletindeki Tarihi Köprüler Vakfı yönetcisi Prof. Kitty Henderson ve Eyalet Milletvekili Ronda Rudd Manlove başta olmak üzere ülkedeki birçok siyasi, sanatçı, milletvekili ve akademisyen destek verdi. Gömülü köprü için Amerika’da İmza kampanyası  başlatan Annetta Milner, bu konuya değindiği için Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak'a teşekkür yayınladı. 

 

Şu ana kadar neden çıkarılamadı sizce?

 

Ş.B: Çıkarılamamasının nedenleri arasında duygusal birtakım gerekçeler var.  Hissi yaklaşımlar ve kişisel değerlendirmeler var. Olayın mantığı yok. Ben bir türlü çözemedim. Geçmiş belediye başkanları, belediye meclis üyelerinin bazıları benim dediğim olsun mantığı üzerinden gitti. Köprü çıkınca ne faydası olacak mantığı da söz konusuydu. Toplumda, tarihi eser ve turizm bilinci yok. Bunları hiçbir açıdan anlatamıyorsunuz. Topluma anlatamadığınız için, toplumu arkanıza da alamıyorsunuz. Herkes sessiz kalınca yöneticilerin işine geliyor.

 

40 yıldır hiçbir belediye başkanı bu konuyla ilgili adım atmadı mı?

 

Ş.B:  Necati Kaan Türkkan Belediye Başkanlığı döneminde ciddi çalışmalar yapıldı. Türkkan, köprü gömüldükten sonra, köprüye ait kitabeyi arayan arkadaşlarımızdan biridir. Kitabeyi Karayolları inşaatında bulmuştuk. Yıllar sonra kendisi Belediye Başkanı oldu.  O dönem köprüyü açmak için girişimde bulundu. Onun şanssızlığı muhalefet belediye olmasıydı. Siyasi gücü yoktu. Halktan destek alamadı. Bunlara rağmen ciddi mücadele verdi. Köprünün açılabilmesi için askeri gazinonun kamulaştırılmasını gerçekleştirdi. Meydan düzenlemesini yaptı. Park çalışmalarını sürdürdü. Ama resmi işlemlerde kurumlar ve bakanlık düzeyinde kazı aşamasına getiremedi. Çalışmayı tamamlayamadı. Bunlara rağmen ilk adımları atan Belediye Başkanı Necati Kaan Türkkan oldu.  

 

Bu konuyla ilgili devletin üst düzey yöneticilerinden herhangi biri ilgilendi mi?

 

Ş.B: Kültür Bakanı İstemihan Talay ilgilenmişti. Tekirdağ’ı ziyaret için geldiğinde Valilikte, “Köprümü istiyorum Sayın Bakanım” dedim. Hayret etti duyunca. Ankara’ya dönüşünden 1 hafta sonra kazı ruhsatını gönderdi. İlk ciddi girişim, 1998 yılında dönemin Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın müdahalesi ile yapıldı.1995 yılında da kazı ruhsatı verilmişti. Çevreyolu olmadığı için kazı başlatılamadı. Kazı yapılması durumunda Edirne istikameti bağlantısı kesilecekti. O nedenle çevreyolu gerekiyordu. Bu gerekçeyle, kazı başlatılamadı. Ruhsatın 1 yıllık süresi vardı. O süre içerisinde geçti ve olmadı. Ondan sonra da her gelen atlattı.  2013 yılında çevreyolu da bitti ve kuruldan tekrar bir karar geldi. Müze Müdürlüğü ve Hayrabolu Belediye Başkanlığı’nın açması gerekiyordu. Maalesef onlar da açmadı. 

 

“KÜLTÜR PARKI’NI PAZAR YERİ YAPMA PLANI VAR”

 

Son dönemde Büyükşehir olduktan sonra, kazı yapılacak alan Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğu altına girdi. Ama Hayrabolu Belediyesi’nin de yapması gereken birtakım şeyler var. Onlarda yapmıyor. Sebebi, köprüye bitişik olan Kültür Parkı’nı pazaryeri yapılma planı var. O çok yanlış bir yer. O parkı, 6 Belediye Başkanı 30 yılda tamamladı. Hayrabolu’nun en büyük parkıdır. Hayrabolu’da insanların çıkıp, nefes alabileceği başka bir park yok. Nedeni ise bazı kişilere sözler verilmesi. Öyle sanıyorum. Pazaryeri ile cazibe merkezi oluşacak ve ova arazisi imara açılacak. Rant söz konusu olacak. Kimse de bunu engelleyemeyecek. Bu Hayrabolu için ciddi bir problem. Bunu anlatamıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı da bu konu üzerinde ciddi olarak durmuyor.  

 

javascript:void(0)

Hayrabolu Kültür Park'ı

 

Bunun sonucunda ne olacak peki?

 

Ş.B: O zaman rant olacak. Bu düşünülerek mi yoksa düşüncesizce mi yapıldı, bilemiyorum. Çok absürd, çok yanlış bir olay. Pazar yapıldığı zaman köprünün açılması da tehlikeye giriyor. Köprünün açılması da pazaryerinin yapılmasını engelliyor. Hayrabolu Belediye Başkanı Fehmi Altayoğlu’nun köprünün açılmasını istememesindeki nedenlerden biri de bu. 

 

Halk desteği sağlandığı zaman yöneticilerin üzerindeki kamuoyu baskısı,  süreci hızlandırabilir. Şu anda vatandaşlar bu süreçle ilgili neler yapabilir? Bilinç nasıl oluşturulabilir?

 

Ş.B: Burada vatandaşın olayın içine girmesi önemli. Halk çok duyarsız. Bu konuya yaklaşıp, seslerini çıkaramıyorlar. Ama yapılabilecekler var. Müze Müdürü Arkeolog Mehmet Akif Işın, bu olayı bilimsel yönüyle aktarıyor. Kurul kararı ile kazı izni var. Bu kurul kararına istinaden kamulaştırılma dahi yapılmadan, kazı yapılabilinir. Kazı başlatıldıktan sonra diğer taraftan da kamulaştırma çalışmaları devam edebilir. İnisiyatif tamamen Büyükşehir  Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ta.

 

Şu anda olabilecek tek şey Büyükşehir Belediye Başkanının inisiyatifini kullanarak kazı talimatı vermesi. Söylemleri ile eylemleri birbirlerini tutmuyor.  Büyükşehir şu an konuyu önemsemiyor.  Aslında bunu gerçekleştirmek çok onur verici bir durum. Uluslararası platformlara taşınan, 40 yıldır toprak altında kalan, 500 yıllık bir köprüyü açığa çıkaracaklar. Onların siyaseten de itibarlarını arttıracak.  

 

-"İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Dilşad Ergin, topu Hayrabolu Belediyesine atıyor. Hayrabolu Belediyesi , gerekli bürokratik işlemleri, yazışmaları alıp göndermiyor”

 

Orada kamulaştırılması gereken araziler kimlere ait?

 

Ş.B: Sanayicilere ait araziler. Belediye Başkanı da bir sanayici. Hayrabolu  Belediye Başkanı o sanayicilerin elinden tuttu, Büyükşehir Belediye Başkanına ve Şehircilik ve İmar Daire Başkanına getirdi. Adamlar, kamulaştırmayla ilgili ricada bulundu. İşin doğrusu,  onlar da bu adamların dediklerini yapıyorlar. Onlar da inkar edemez. Onların fotoğrafları var. Hem belediye başkanını ziyaretleri, hem İmar ve Şehircilik Daire Başkanının ziyaretlerine ait fotoğraflar var. Burada bunlar tamamen savsaklanıyor. 

 

“GÖZ GÖRE GÖRE SAVSAKLAMA SÖZ KONUSUDUR”

 

İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Dilşad Ergin, topu Hayrabolu Belediyesine atıyor. Hayrabolu Belediyesi gerekli bürokratik işlemleri, yazışmaları alıp göndermiyor. Kendisi de içinde bulunduğu daire başkanlığında yazılan yazının takibini yapmıyor. 2 aydır oradaki yazıya cevap vermiyor. Göz göre göre savsaklama söz konusudur. Kazı başladıktan sonra kamulaştırma da, çevre düzenlemesi planları da yapılabilir. Şu an her şey Başkan Albayrak’ın inisiyatifinde. Anıtlar kurulu alınan kararı takip etmediği için durum bu şekilde. Takip ve yaptırım yok. Bakanlığın kazı ruhsatını göndermiş olması yetmiyor. Bakanlığın da takip etmesi gerekiyor. Karayolları’da köprüyü ben gömmedim diyor. Karayolları’na köprüyü gömdüklerini kabul ettirmek için tam 15 yılımı harcadım.

 

Birtakım hatırlı kişilerin hatırını kıramamak için tarihi köprü 40 yıldır toprak altında. Ancak son olarak Kültür Park’ın kapalı pazaryerine dönüştürülmesi noktasında Hayrabolu Belediye Başkanını sorumlu olarak gösteriyorum. Bu çok yanlış yerde gerçekleşecek uygulama. 

 

 

 

-“İtiraf edeyim ki, bu kadar toleranslı davranmamın bir nedeni de CHP’li olmamdı. Yönetimin böyle bir hata yapacağına inanmak istemememdi.”

 

 

Bu kanıya nasıl vardınız?

 

Ş.B: Hayrabolu’daki Kültür Park’ın kapalı pazaryerine dönüştürülmek istenmesinin arka planında ovanın imara açılması düşüncesi yattığı, yerel seçimler sonrasında ortaya atılmış bir iddiaydı. Ancak, ne yalan söyleyeyim bu iddiayı pek ciddiye almayıp, seçimi kaybetmiş olanların karşı propagandası olarak değerlendirmiş, araştırma gereği dahi görmemiştim.

 

Belediye seçimleri yapılıp, yönetim belli olduktan kısa bir süre sonra ortalıkta bazı emlakçıların, aracıların, Alpullu karayolunun sağında ve solunda bulunan arazilerin çevreyoluna kadar imara açılacağını ileri sürerek, müşteri aramaya ve piyasa oluşturmaya başladıkları söylentileri yayılmaya başlayınca bu defa huylandım ama gene de böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermediğim için, üstünde durmadım. İtiraf edeyim ki, bu kadar toleranslı davranmamın bir nedeni de CHP’li olmamdı. Yönetimin böyle bir hata yapacağına inanmak istemememdi.

 

-“Hayrabolu’da şu anda imara açık bin 100 parsel arsa varken, yeni imar alanlarının açılması kadar saçma sapan bir proje  ve düşünce olamazdı”

    

 

“PAZARYERİ HAKKINDA, MAALESEF ŞAİBELER DOĞMUŞTUR”

 

Ancak, ne zaman ki, Hayrabolu halkının tek nefes alacağı park ve ilçenin en büyük yeşil alanı Kültür Park’ın kapalı pazaryerine dönüştürüleceği ortaya atıldı, o zaman daha önce ovanın imara açılmasıyla ilgili söylentilerde taşlar yerine oturuyordu.

 

 Çünkü, Kültür Park’ın pazaryerine dönüştürüleceği açıklamasından sonra ovadaki tarlaların pazarlanmasıyla ilgili girişimlerde ciddi artışlar görülmeye başlandı. Demek ki, seçim öncesi hazırlanmış senaryo ve planlar adım adım uygulamaya geçiyordu.

 

Çünkü, Kültür Park’ın pazaryerine dönüştürülmesinin bölgede oluşturacağı cazibe merkezi hem bölgenin imara açılmasını, hem de tarlaların değerini yükseltip, satışlarını hızlandıracaktı. İşte bu aşamada ortaya atılmış iddiaların doğru olabileceğine ben de inanmaya başladım.

 

Çünkü, Hayrabolu’da şu anda imara açık bin 100 parsel arsa varken, yeni imar alanlarının açılması kadar saçma sapan bir proje de, düşünce de olamazdı!

 

Çünkü, ihtiyaç dahi olsa, yeni imar alanlarının ovada değil, daha verimsiz toprakları bulunan Uzunköprü yolu ile Malkara yolu üçgenindeki bölgede olması daha uygundu!

 

Çünkü, 6 belediye başkanının 30 yılda oluşturduğu Kültür Park, ilçenin nefes alınabilecek tek parkı ve yeşil alanıydı!.

 

Çünkü, Kültür Park, İlçenin en uç noktasındaki vatandaşın dahi gidip dinlenebileceği nefes alacağı “en yakın” yerken; bir pazaryeri için halka en uzak noktaydı!

 

 Çünkü, ilçede pazaryeri yapmak için bir çok alternatif varken, hiçbiri üzerinde durulmamıştı. Büyük bölümü yabancı olan pazarcı esnafının görüşü alınırken, pazarı kullanacak vatandaşın görüşü alınmamıştı!

 

Kültür Park’a yapılması düşünülen ve hatta ısrar edilen pazaryeri hakkında maalesef şaibeler doğmuştur.

 

Özetle pazar yapıldığı zaman köprünün açılması da tehlikeye giriyor. Köprünün açılması da pazaryerinin yapılmasını engelliyor. Ayrıca pazaryerinin açılması imar düzenlemesinin, Türkiye’nin en verimli tarım ovasına doğru ilerlemesine neden olacak ve tarım toprakları kaybedilecek. Burada bir rant söz konusudur. Bu durum ilçe için çok sakıncalıdır. Bu sadece Tekirdağ ve Tekirdağlılar’ın değil, Türkiye’nin sorunudur.

 

RÖPORTAJ: SERAP CÖMERTOĞLU 

Prefabrik & Çelik Evlerde Ekonomik Sağlam Çözümler Adalı İnşaat
Trakya Tur Balkanları Bizimle  Keşfetmeye Ne Dersiniz?
çorlu emlak ilanları
facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015