Yağcıoğlu: “Anayasa değişikliği paketinde meclisin yetkileri budanmak isteniyor.”

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
CHP Süleymanpaşa İlçe Başkanı Yağcıoğlu; Yeni Anayasa değişikliği, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun tutumu, 15 Temmuz ve sonrasında yaşanan gelişmeler, referandum öncesi son anket sonuçları ve AK Parti cephesinin söylemlerine ilişkin olarak Yeni İnan Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Haber Süleymanpaşa 14 Nisan 2017 Bu Haber 601 kişi tarafından okundu.

tekirdağ “REFERANDUM GERÇEKLERİ !” - TEKİRDAĞ HABERLERİ

CHP Süleymanpaşa İlçe Başkanı İlker Yağcıoğlu: “Anayasa değişikliği paketinde meclisin yetkileri budanmak isteniyor.”

 

 “Bu yetkileri Türkiye’deki en demokrat, demokratik kültürü en gelişmiş insana bile vermeyiz. Vermememiz lazım. Hele birde geçmişinde bu kadar hatası olan ve bu hatalarından dolayı Allah affetsin duasını eden bir siyasi iradeye böylesine büyük bir yetki verilir mi?”

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi Süleymanpaşa İlçe Başkanı İlker Yağcıoğlu ile Türkiye’nin gündeminde yer alan tarihi kararın verileceği referandum öncesinde bir araya geldik.

 

CHP Süleymanpaşa İlçe Başkanı Yağcıoğlu; Yeni Anayasa değişikliği, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun tutumu, 15 Temmuz ve sonrasında yaşanan gelişmeler, referandum öncesi son anket sonuçları ve AK Parti cephesinin söylemlerine ilişkin olarak Yeni İnan Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi cephesinden mevcut parlamenter sistemin bozuk olduğuna yönelik yapılan söylemler için Başkan Yağcıoğlu, “Şuana kadar yapılan hizmetlerin tamamı, parlamenter demokratik sistemde yapılan hizmetlerdir. Bu hizmetlerin bütçelerinin oluşturulması, planlanması, yapılması bu işlerin tamamı bu sistemle yapıldı. Demek ki sistemde bir sorun yok. Türkiye’de terör bitirilmek istendi de sistem mi mani oldu? Türkiye’de yatırımlar, yollar, köprüler, fabrikalar yapılmak istendi, dünyadan yatırımcı getirilmek istendi de parlamenter demokratik sistem mi buna engel oldu? Hayır!” dedi.

 

-Gündeme geldiği günden bu yana ‘Evet ve Hayır’ cephesinden yeni anayasa değişikliği ile ilgili birçok farklı yorum geliyor. Siz yeni anayasaya değişikliğini nasıl yorumluyorsunuz?

 

İ.Y: Bu anayasa değişikliği paketinde meclisin yetkileri budanmak isteniyor. Vekillerin soru sorması engelleniyor. Gen soru yok. Güvenoyu yok. Gensoru vermek istediğinizde yürütmenin başındaki 300 kişiden başlıyorsunuz, yüce divana havale için 400 milletvekili lazım. Bunlar hep yargılanmanın önünü kapatan süreçtir. ‘Bürokratik vesayeti bitireceğiz’ diyerek göreve gelenlerin 15 yıl sonra geldiği nokta; bütün bakanların, bütün Cumhurbaşkanı Yardımcılarının, bütün üst düzey devlet bürokrasisinin atamasında sadece Cumhurbaşkanının yani başkanın yetkili olacağı bir modeli ortaya koymaları çok hazin bir tablodur. Bürokratik vesayeti yıkacağız diye geliyorlar. 15 yıl sonra milletin önüne koyulan metin, tamamen bu milleti bürokratik vesayet altında ezdirme çabasıdır.

 

 

 “FETÖ’NÜN TATLICI AYAĞI VAR AMA SİYASAL AYAĞI YOK DERSEK, DOĞRU BİR YOLA GİTMİŞ OLMAYIZ”

 

 

-Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği ‘Kontrollü Darbe’ sözü gündeme oldukça damga vurdu. Yapılan eleştirilerle ile ilgili siz ne düşünüyorsunuz?

 

İlker Yağcıoğlu: Genel başkanımızın neden böyle bir söz söylediğine bakmak lazım. 15 Temmuz süreci yaşandı. 15 Temmuz süreci öncesinde komutanlar atandı. Bu atamalarda kimlerin hangi lobileri yaptığı, sadece 15 Temmuz da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değil, öncesinde yargı ayağı var. Emniyet teşkilatı ayağı var. Bu süreçte bu atamaların kimler tarafından yapıldığı, hangi milletvekillerinin etkili olduğu, hangi milletvekili danışmanlarının hangi görevlerde yer aldığı, atamalarda özellikle Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin, danışmanların, siyasetçilerin, nerelerde hangi pozisyonda görev yaptığının sözüdür aslında kontrollü darbe.  15 Temmuz’dan bu yana neredeyse 1 yıl olacak yakında. Bylock kullandığı gerekçisiyle görevlerinden uzaklaştırılan, memuriyetlerine son verilen bir dünya insan var. Bunların içerisinde hiç Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili yok mu? Türkiye de on binlerce kişiyi bylock kullandığı gerekçesi ile kimisinin iş yerine el konuldu, kimisi kamu kurumundaki görevinden uzaklaştırıldı. FETÖ’nün tatlıcı ayağı var ama siyasal ayağı yok dersek, doğru bir yola gitmiş olmayız. Sayın genel başkanımız hangi vekillerin, hangi akrabalarının bylock kullandığı gerekçesiyle, nerelerden uzaklaştırıldıklarını söyledi. Neden peki bylock kullananların listesi açıklanmıyor. Çok yalın bir soru? Bugüne kadar bylock kullandığı gerekçesi ile görevlerinden uzaklaştırılan veya servetlerine el konulan, kararname ile kayyum atanan kim varsa neden açıklanmıyor?

 

-Kamuoyundan gizlenmeye çalışılan bir süreç mi yaşıyor Türkiye?

 

İlker Yağcıoğlu: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şuanda bylock kullandığı gerekçesi ile uzaklaştırılan personeller kimse açıklansın ki bizde bilelim. O kişiler oraya nasıl gelmiş, o kişilerin oraya gelmesinde kimlerin imzası var? Kimler kulis yapmış? Bunları bilmemiz gerek. Genel Başkanımız bu süreçte çok doğru söylenmesinin kamuoyunu en çok aydınlatan cümle odur. Belli kesimleri çok rahatsız ettiği için bu kadar üzerine gidiliyor. Genel başkanımızın kontrollü dediği bu zaten. 15 Temmuz süreci yaşandı. Sonrasında inanılmaz bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri’nde değil sadece Türkiye’deki bütün kamu kurumlarında, örneğin sağlık bakanlığında, ulaştırma bakanlığında bir temizlik yapıldı. Demek ki bir çalışma var. Demek ki bizim milli istihbarat teşkilatımızın önceden bir çalışması var. Bizde işte bunu söylüyoruz. Belli bir bilgi var burada. Fakat sessiz kalınıyor. Neden sessiz kalınıyor bunu merak ediyoruz bizde. Neden harekete geçilmiyor? Türk silahlı kuvvetlerinde de bu isimler bilinirken, yüksek Askeri Şura’da tasfiye sürecinden bahsediliyorken, neden daha önce harekete geçilmedi? Sayın Genel Başkanımızın dediği bu aslında. Genel başkanımızın bu söylemi esasen bu süreçteki en dikkat çekici, en nokta atışı yapılarak söylenenlerden bir tanesidir. Kamuoyundan gizlenmeye çalışılan sürecin tekrar kamuoyunun gözünün önüne serilmesidir bu.

 

 

YAĞCIOĞLU: “ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİN ANLATILMASI GEREKEN HER ETKİNLİKTE, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE YER ALAN MADDELER ANLATILMIYOR.”

 

 

-BU SÖYLEM NEDEN ORTAYA ÇIKTI DERSENİZ?

 

İlker Yağcıoğlu: Anayasa değişikliğinin anlatılması gereken her etkinlikte anayasa değişikliğinde yer alan maddeler anlatılmıyor. 15 Temmuzlar olmasın diye evet denilmeli diyorlar. Şunu sormak istiyorum; 18 maddelik paketin hangi maddesi terör örgütleri ile etkin bir mücadeleye atıf yapıyor? Geçmişte FETÖ tarafından aldatılan, kandırıldığını söyleyen, sonrasında düzeltmeye çalıştı ama bunu da başaramadı. PKK, IŞİD, DAEŞ, Suriye, Irak, Barzani, Amerika, Yunanistan tarafından aldatılan, kandırılan bir irade bundan böyle hiç aldatılıp, kandırılmayacakmışçasına 16 Nisan’da sınırsız bir yetki istiyor. Babamız olsa bu yetkileri vermeyiz. Hele böylesine aldatılıp, kandırıldığını söyleyen birisine hiç vermeyiz. Çünkü geçmişinde defalarca hatalı işler yapmış, bir iradeden söz ediyoruz. 12 Eylül 2010 halk oylamasındaki afişlerde yazmıyor muydu ‘Bağımsız ve tarafsız yargı için evet’ diye.  Ne oldu o 12 Eylül oylamasından sonra. Türk yargısı bir terör örgütünün eline geçti. Hakim veya savcı kılığına girmiş teröristler, Türkiye’nin askerlerini, en değerli komutanlarını, sivil toplum örgütü temsilcilerini, basın duayenlerini adeta tavuk gibi boğazladılar. O zamanda anayasa değişikliği için evet diyordu Sayın Tayyip Erdoğan, şimdide evet diyor. Şimdi yanılmayacağını nereden biliyoruz? Öyle yetkiler istiyor ki sanki yanılmayacak gibi. Bundan böyle asla hata yapmayacakmış gibi. Bu yetkileri Türkiye’deki en demokrat, demokratik kültürü en gelişmiş insana bile vermeyiz. Vermememiz lazım. Hele birde geçmişinde bu kadar hatası olan ve bu hatalarından dolayı Allah affetsin duasını eden bir siyasi iradeye böylesine büyük bir yetki verilir mi?

 

 

YAĞCIOĞLU: "DÜNYADA SAVAŞ YÖNETEN, SAVAŞA KOMUTAN ATAYAN, KAÇ TANE MECLİS VARDIR ?"

 

 

-O halde yeni anayasa değişikliği, mevcut anayasanın tasfiyesidir mi diyorsunuz?

 

İ.Y: Aynen öyle. Bu tamamen Gazi meclisimizin tasfiyesidir. Neden gazi meclistir bizim meclisimiz? Bütün tersanelerine girildiğinde, bütün orduları dağıtıldığında, ülkemizi işgal eden bütün işgalcilerin, ‘Yunanlılar, İngilizler hilafet ordusudur aman karşı gelmeyin’ söylemlerine rağmen o meclis millet tarafından toplanmıştır. Bütün imkansızlıklara rağmen bir araya gelerek önce orduları kurmuştur. O ordulara komutan atamıştır. Sonrasında savaş yönetmiştir. Savaşı kazanmıştır. Bir devlet kurmuştur. Sonrasında da o kurduğu devletle beraber, devlet ve millet el ele Türkiye’yi, kurmuş olduğu ülkeyi muasır medeniyet seviyesine çıkartmak içinde yasaları ortaya koymuştur. Kanunları çıkartmıştır. Kadın erkek eşitliğini gerçekleştirmiştir. Bağımsızlığı için bütün müzakereleri yaparak, imzalamıştır. Bu yüzden Gazi meclistir. Dünyada savaş yöneten, savaşa komutan atayan, kaç tane meclis vardır? Bizim meclisimizin açık olduğu her zaman bu millet yine bir araya gelmiştir. Milletimize sunulan bu anayasaya değişikliğinde ise milletimizin kurduğu gazi meclis etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Nasıl etkisizleştirilmeye çalışılıyor? Çünkü vekilin bir fonksiyonu kalmıyor. Bakanların milletin meclisi ile ilişiği kesiliyor. Bakan olduktan sonra sadece başkana tabi oluyor. Milletvekilliğinden istifa etmek zorunda kalıyor. Tarafsız olması gereken, Cumhuriyetimizin başı olması gereken Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı oluyor. İstediği kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı atıyor. Kendisi rahatsızlığı durumunda ve Yurtdışına çıkması halinde bu atanmış olan kişiler o yetkileri kullanabiliyor. Bir siyasi parti genel başkanının Türkiye’de ki en yüksek yargı organından yani anayasa mahkemesinden başlayarak, Türkiye’deki bütün hakim ve savcıların atanmasında etkin olduğu bir rejim, demokratik bir rejim olabilir mi? Tamamen bizi kuzey Kore, Suriye, Saddam’ın Irak’ı, Mübarek’in Mısırı gibi yapan bir rejim bu getirilmek istenilen.

 

-TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında gelişmiş ülkelerin hepsinin başkanlık sistemi ile yönetildiğini dile getirdi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

İ.Y: En gelişmiş on ülke ve en gerideki on ülkeye bakalım. Hangisi parlamenter demokratik sistemle yönetiliyor? Hangisi başkanlık sistemi ile yönetiliyor? Sayın Şentop halkımızdan bazı gerçekleri gizliyor? Neden gizliyor?  Amerika’daki başkanlık sistemi ile kendi getirmek istedikleri sistemin aynısı olduğunu öne sürüyor fakat aynısı değil. Çünkü Amerika’da parlamento ile başkan farklı zamanlarda seçime giriyor. Parlamento farklı bir zamanda seçiliyor. Başkan ve yardımcısı farklı bir zamanda. Dolayısıyla bu iki organ, birbirini denetleyecek ortamı oluşturuyor. Parlamento başkanı, başkanda parlamentoyu gözetiyor. Karşılıklı bir denge sistemi var. Ayrıca Amerika’da Başkanın yardımcısı da seçime giriyor. Bizde ise yardımcı ve yardımcılar atama ile geliyor. Üstelik kaç tane yardımcı geleceği de belli değil. Türkiye’de getirilmek istenen sistemde atamalarda sadece Cumhurbaşkanı Kararnamesi geçerli. Amerika’da ise Büyükelçi bile atarken, parlamentonun onayı gerekiyor. Bırakın bakanların atanmasında, büyükelçinin atanmasında bile parlamentonun onayı gerekiyor. Ayrıca Amerika’da yargı bağımsızlığı çok belli bir noktada. Bizde ise çok yakın bir örnek vereyim; aralarında Atilla Taş’ın da bulunduğu yirmi kişi için tahliye kararı veren mahkeme heyeti görevden uzaklaştırıldı.  Türkiye’de başkanlık sistemi gerekli midir değil midir? Amerikan tipi bir başkanlık sistemi de Türkiye’de gerekli midir değil midir? Bunu tartışalım. Çünkü Amerika’nın coğrafi bölgesinin dağılımı ortada. Bizim sınırlarımız belli. Coğrafi bölgemiz belli. Bir sözcük benzeşmesi ile milletimizin kandırılabileceğini sanan değerli arkadaşlarımızın yanıldığını Türk milleti 16 Nisan’da ‘Hayır’ diyerek gösterecek.

 

-Şentop ayrıca Türkiye’de 94 yılda 65 hükumet kurulduğunu ve Türkiye’nin Avrupa'nın en istikrarsız, en çok hükümet değiştiren, en kısa hükümet ortalamasına sahip olan ülkesi olduğunu dile getirdi. Sizce doğru mu?

 

İ.Y: Tekirdağ’daki tüm mahalleleri ve elli dokuz köyü gezdim. Evet vereceğini söyleyen bazı hemşerilerimize neden evet vereceklerini sorduğumuzda, ‘Yolları, köprüleri yaptı. Birçok icraat gerçekleştirdi’ dediler. Bizde dedik ki bakın bu hizmetler demokratik parlamenter sistemle de olabiliyor demek ki. Bu hizmetlerin tamamı, sizin övündüğünüz, oylarınızı AK Parti’ye vermenize vesile olan bu hizmetlerin tamamı, parlamenter demokratik sistemde yapılan hizmetlerdir dedik. Bu hizmetlerin bütçelerinin oluşturulması, planlanması, yapılması bu işlerin tamamı bu sistemle yapıldı. Demek ki sistemde bir sorun yok. Türkiye’de terör bitirilmek istendi de sistem mi mani oldu? Türkiye’de yatırımlar, yollar, köprüler, fabrikalar yapılmak istendi, dünyadan yatırımcı getirilmek istendi de parlamenter demokratik sistem mi buna engel oldu? Hayır! 2002-2007 yılları arasında Türkiye büyüme gösterdi. Bunu kabul ediyoruz. Büyümede nasıl AK Parti’nin başarısı övülüyorsa şayet unutmamak lazım ki o dönemde parlamenter demokratik sistem vardı. Ne zaman Türkiye’de fiili başkanlık geldi ve 2014 yılında Cumhurbaşkanı dedi ki; ‘ Bundan böyle Türk Milleti parlamenter demokratik sistemi buzdolabına koymuştur.’ Geri dönmemek üzere sözünü söyledi. O günden bu güne Türkiye’de büyüme yüzde iki buçukları geçmiyor. Türkiye’de yapılan hizmetlerin ve işlerin tamamında parlamenter demokratik sistem var. Aksine Türkiye’de parlamenter demokratik sistem yani meclis susturulduğu anda antidemokratik tavırlar ortaya çıktı. Bu antidemokratik tavırlar, askeri kalkışma, darbe, muhtıra hep meclisi kapatmıştır. Hep meclisi etkisizleştirmiş. Şimdide aynısı yapılmak isteniyor. Darbe dönemlerinde de meclis kapatılmak istenmiştir.

 

-Bazı cephelerden Amerika’nın hükmetmek istediği devletlere tek adamlık rejimini getirerek, sonrasında ülkeleri kaosa ve savaşa sürüklediği, Türkiye’nin de gidişatının bu yönde olduğuna ilişkin söylemler var? Bu söylemler gerçeği yansıtıyor mu sizce?

 

İ.Y: İlla Amerika gibi o veya bu diyerek dış düşman aramaya da gerek kalmadan şöyle bir söylemek istiyorum. Bir kişiyi mi ikna etmek kolaydır yoksa bir meclisi mi ikna etmek kolaydır. Bir kişiyi mi kandırmak aldatmak kolaydır yoksa bir Meclisi mi yoksa bir heyeti mi ? Geçmişten bir örnek vermek istiyorum. 1 Mart 2003 Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı şuan ki Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan. Başbakan ise Sayın Abdullah Güldü hatırlarsınız. Meclise teskere geldi. Neydi o teskere. Ülkenin en kritik coğrafyasına, en sorunlu coğrafyasına, iç çatışmanın, terörün, yeniden ortaya çıkabileceği bu en sorunlu coğrafyasına 90 bin- 95 bin Amerikan askerinin gelmesi ve oradan Irak’ın kuzeyinde geçmesine ilişkin bir teskereydi bu. Ne kadar kalacak belli değil. Ne zaman gidecek belli değil. Hangi kuvvetler gelecek belli değil. Hangi silahları getirecek belli değil. Hatta bununla ilgili çeşitli ön anlaşmalar da yapılmıştır. Çünkü adamlar geldi ve buradaki depolar için kiralamalar başlamıştı. Ne oldu sonra? Mecliste o dönem iki parti vardı. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi. Sayın Tayyip Erdoğan, teskerenin geçmesini istiyor. Sayın Abdullah Gül de istiyor. Fakat kamuoyunda bir tepki var. Türk milleti,  ‘Ya yapmayın bu işi, bu iş doğru iş değil’ diyor. Bu adamlar ne olacak ne bitecek?  Yarın öbür gün başka çatışmalara sebep olabilirler burada. Belki kalacaklar. 95 bin askeri ne zaman çıkartacaksın. Nasıl çıkartacaksın? Herhangi bir hukuki bağlayıcı bir metin de yok orada. Milletin Meclisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi hiç fark etmez. Parti ayrımını gözetmeden söylüyorum. Bir araya geldiler. İstişare yaptılar. Evet diyen oldu. Hayır diyen oldu ve sonuçta yapılan oylamalar sonucunda teskere reddedildi. Milletin Meclisi, bu teskereyi Türk Milleti’nin menfaatlerine aykırı buldu. Teskereyi reddetti. Doğru bir karardı. Bugünlerde kararın ne kadar doğru bir karar olduğunu daha net anlıyoruz. Adalet ve Kalkınma Partili Sayın Cumhurbaşkanımıza güvenen, inanan, Adalet ve Kalkınma Partisinin yani hükümetin hizmetlerinden memnun olan hemşerilerime sesleniyorum. 1 Mart 2003’te kendi deyimleriyle reislerin dediği olsaydı ne olurdu bugün?

 

 

“BİR DEVLET; BİR KİŞİ HATA YAPMAYACAKMIŞ GİBİ O KİŞİYE BÜTÜN YETKİLERİ VERMEZ”

 

 

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gündemde yer alan ‘Aldatıldım’ sözlerini nasıl yorumluyorsunuz?

 

İ.Y: Biz diyoruz ki her insan hata yapabilir. Ben de hata yapabilirim. Sayın Genel Başkanımız da hata yapabilir. Bir devlet; bir kişi hata yapmayacakmış gibi o kişiye bütün yetkileri vermez. Devletin kurumları ve kuralları vardır. Görev bölümü paylaşımı vardır. Erkler ayrılığı vardır. Çünkü her işin herkes tarafından doğru bir şekilde yapılabilmesi mümkün değildir. Dışişleri ile ilgili dışişlerinde yıllardır görev yapan diplomatlar vardır. Zamanında diplomatlar monşerler diye küçümsenmiştir. O diplomatların tecrübeleri, deneyimleri küçümsenmiştir. Fakat sonrasında geldiğimiz nokta Türk toprağı olan o Süleymanşah Türbemizin maalesef kaçınılmazı olmuştur. Dolayısıyla bir kişi her işi yapamaz. Her işin bir ihtisası vardır. Uzmanı vardır. Biz diyoruz ki kurumlar ve kurallar olsun. İşleyişler olsun. İstişareler olsun. Sonrasında Türk Milleti’nin de dediği olsun. Türk milleti hangi siyasi partinin ülkeyi yönetmesi istiyorsa, hangi siyasi parti genel başkanının başbakan olmasını istiyorsa ona oyunu versin. Kime muhalefet görevi vermek istiyorsa ona oyunu versin. Kimi meclis dışında bırakmak istiyorsa, onu meclis dışında bıraksın. Böyle bir demokratik düzen olsun diyoruz. Bir elin nesi var iki elin sesi var diyoruz.

 

-Anket sonuçları ne durumda peki?

 

İ.Y: Bu sürecin başından beri hayırlar önde. Şuanda da önde. Hem de öyle 1-2 puanla değil.6-7 puanla önde gözüküyor. Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir Milletvekili’nin bir açıklaması olmuştu. ‘Hollanda’yla yaşanan kriz bize 2 puan kazandırdı’ demişti. O kriz sırasında evet oylarında tırmanış oldu. Fakat sonrasında gerçekler ortaya çıkınca artık Türkiye’de mağduriyet hikayesi bulamayanların, Avrupa’daki mağduriyet arayışlarını milletimiz anlayınca, oranlar tekrar normal seyre devam etti. İlk günden bu güne kadar ‘Hayır’ oyları önde. Ben ‘Hayır’ın çıkacağını gönülden inanıyorum.

 

-Son olarak neler söylemek istersiniz?

 

İ.Y: Benim özellikle teşekkür etmek istediğim hemşehrilerim var. Bu meseleye siyasi parti meselesi gibi bakmayan, farklı siyasal görüşlere sahip olduğumuz, sağduyusunu yitirmemiş olan hemşehrilerimize çok teşekkür ediyorum. Kendi çocuklarının, torunlarının geleceğini düşünerek, bu değişikliğin sadece bir kişi için değil, ondan sonra gelecek kişiler içinde olacağını gören, ona göre de sağduyulu davranan, partimize mesafeli, aynı zamanda partimize mesafesini de koruyan ve koruyacağını da açıkça beyan eden, hayır çalışması için emek sarf eden kim varsa, bütün ticari hayatını ortaya koyan, eşinin akrabasının kamudaki görevini ortaya koyan bütün hemşehrilerimize özellikle teşekkür ediyorum. Ayrıca, referandum gerçeklerini dile getirmek adına vakit ayırdığınız için gazeteniz Yeni İnan’a da teşekkür ediyorum. Bu devirde baskılara boyun eğmemek, böylesine dik durabilmek, gerçekten büyük iş. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak, tarafsız kalması gereken kim varsa bu taraf olmuş durumda. Milletin menfaati için harcanması gereken bütün paralar ‘Evet’ için harcanıyor. Baskı var. Satın alma var. Her türlü eşitsizlik var. Ona rağmen yüce Türk Milleti sağduyusunu ortaya koyuyor. İnşallah da 16 Nisan gecesi de bundan sonraki aydınlık günlerin ilk adımını atacağız. Ortaya yeniden bir istikrarsızlık pompalanmaya çalışılıyor. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partili ve Milliyetçi Hareket Partili vatandaşlarımıza ‘16 Nisan’da hayır çıkarsa istikrarsızlık gelecek, seçim isteyecekler’ deniliyor. Hiç öyle bir şey yok. Sayın Cumhurbaşkanımız görevinin başında. Hükümet ve başbakan belli. 16 Nisan’da ‘Hayır’ çıkacak. Sonrasında bizler, bütün siyasal partiler, milletimizin bu tercihini göreceğiz. Türkiye’mizin güçlenmesi için, etkin bir terörle mücadele için, şuanda çarkları dönmeyen ekonomi de yeniden çarkları döndürmek için, baskının azalması için, Türkiye’nin normalleşmesi için ne yapacaksak hep birlikte elimizi taşın altına koyacağız. Ülkemizi bulunduğu yerden daha yukarılara kaldırmak için ele ele çalışacağız.

 

 

RÖPORTAJ: MERVE KORKMAZ 

Prefabrik & Çelik Evlerde Ekonomik Sağlam Çözümler Adalı İnşaat
 haberleriRamazan Ayında 11 İlçede 11 Hatim


GÜNDEM 23 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleri2 Bin Süleymanpaşalı Oruçlarını Birlikte Açtı


GÜNDEM 23 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriKadir Gecesi’ne Ulaşmanın Mutluluğunu Yaşıyoruz


GÜNDEM 21 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleri"Engelsiz Bir Hayat Diliyoruz"


GÜNDEM 23 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriAtletlerimiz Yine İsimlerini Duyurdular


DİĞER BRANŞLAR 22 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriŞamiloğlu Sporcuları 24 Madalya Aldı


GÜNDEM 22 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriBu İkili Yıllardır Güldürüyor


BÖLGE HABERLERİ 22 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriÇorlu Spor Lisesi İnşaatı Tamamlanıyor


GÜNDEM 22 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriErgene Belediyesi İftar Sofrasını Makedonya’da Kurdu


GÜNDEM 22 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriTescilli Tarihi Yapılarla İlgili Görüşmeler Yapıldı


GÜNDEM 22 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriKesimoğlu’ndan Genç Çifte Sürpriz


GÜNDEM 21 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriAlternatif Sahne’de Farklı Etkinlik “Tiyatro Sporu” İlgi Gördü


GÜNDEM 21 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriSözlü Tartışma Kanlı Bitti


GÜNDEM 21 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriAdres Değişiyor Manzara Değişmiyor!


GÜNDEM 21 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriGaytancıoğlu, TMO’yu Göreve Çağırdı


BÖLGE HABERLERİ 21 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriTürkiye uyuşturucu ölümlerinde Avrupa birincisi


GÜNDEM 21 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
 haberleriImproved Columns Karma Resim Sergisi Sanatseverlerle Buluştu


GÜNDEM 20 Haziran 2017
Süleymanpaşa haberleri
Haber Ara :
Trakya Tur Balkanları Bizimle  Keşfetmeye Ne Dersiniz?
çorlu emlak ilanları
facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015