NATO’dan çıkması demek 400 yıllık Rusya’nın göz diktiği toprakların korumasız bırakılması anlamına gelir.

29.90tl limitsiz internet
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu: “Osmanlı Devleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihini bilmeden söylenen hamasi nutuklar, Türkiye’yi maalesef sıkıntıya sokmaktadır”
Haber Gündem 30 Kasım 2016 Bu Haber 613 kişi tarafından okundu.

tekirdağ Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu:

- “15 Temmuz kalkışmasına katılanları asamayacağınıza göre, kimi asmayı düşünüyorsunuz? Kimdir hedef?”

- “Şanghay İşbirliği Örgütü’nü ikame olarak görenlere cevabım şu; 50 sentin altında günlük yevmiye ile çalışanların ülkesi Çin’e ihracat yapabilmek için Türk insanını 25 sente çalıştırmak gerek.”

-"Şanghay İşbirliği Örgütü üyelerinin asgari ücreti yoktur, azami çalışma süresi yoktur, insani çalışma koşulları yoktur. Rekabet edebilmek için, yöneten oligarklar, büyük kitleyi sömürmek zorundadır." 

- “Türkiye’nin Ortadoğu’da bu tehdit, bu tehlikenin ortasında yaşamak zorundayken, NATO’dan çıkması demek 400 yıllık Rusya’nın göz diktiği toprakların korumasız bırakılması anlamına gelir.”

 

Tekirdağ Baro Başkanlığı hizmet binası açılışına katılmak için Tekirdağ'a gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu,   düzenlenen basın toplantısında gündemde yer alan idam cezası ve Şanghay İşbirliği ile ilgili açıklamalarda bulundu.

 

Tekirdağ Baro Başkanlığında basın mensuplarının karşısına geçen  Feyzioğlu, idamın kalitesizlikle tartışılıyor olmasının asıl nedeninin, hukuk fakültelerinin eğitim seviyesindeki  düşüşü olduğunu ifade ederek,”Biz aslında size semptomun nasıl tedavi edileceğini değil, hastalığın nasıl iyileşeceğini anlatmak istedik. Hastalığın iyileşme metodu, hukuk fakültelerinin eğitim kalitesinin artmasından geçiyor. Bunu yapmadığımız takdirde biz, idamı orta çağ ilkelliğinde tartışmaya devam ederiz” dedi.

 

 İdam cezası kararının  geriye yürütülemeyeceğini belirten  Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı birilerinin uyarması gerektiğini dile getirerek,“Birisi Sayın Cumhurbaşkanı’na, çok rica ediyoruz,  hangi ortamda söyler bilmiyorum, ‘idamı geriye yürütemezsiniz’ demesi lazım. Halka ‘siz isterseniz olur, kim karışıyor, Avrupa sana ne.’ denemez. Avrupa meselesi değil. Bizim kendi anayasamız, bizim bağlı olduğumuz uluslararası kurallar ve dünya insanlık tarihi, sonra konulan bir ağır cezanın geriye yürütülemeyeceğini söylüyor. İnsanlık tarihi bunu söylüyor. Bunun aksine uygulamalar var mıdır? Evet, kabile devletlerinde eminim vardır. Ama Türkiye Cumhuriyeti kabile devleti olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nden önce Türk milletinin kurduğu hiçbir devlet de kabile devleti olmamıştır. Türkiye’yi kabile devleti standartlarında tanımlatacak her türlü ifadeden kaçınmak lazım. İstirham ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanı’na birisi nasıl söyler bilmiyorum ‘geçmişe yürütemezsiniz bu cezayı’ diye anlatsın” şeklinde konuştu.

 

“HEDEF KİMDİR”

 

İdam cezası kararının daha önceki suçları  asla kapsamayacağını vurgulayan  Feyzioğlu, “O zaman soru şu 15 Temmuz kalkışmasına katılanları asamayacağınıza göre; kimi asmayı düşünüyorsunuz? Kimdir hedef? Ben bunu öğrenmek istiyorum, aklınızda kim var? Kimleri asacaksınız? Eğer, Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davalarda, idam cezası o tarihte olmuş olsaydı, bugün geriye ordu mordu kalmamıştı. Çünkü, şu an ordunun bel kemiğini oluşturan subayların, anlamlı bir kısmını, derhal, en hızlı tarafından idam etmiş olunacaktı. Böyle bir sorumsuzluk olabilir mi? Neyi anlatmaya çalışıyoruz burada? İdam telafisi olmayan bir cezadır. Bir yanlışlık yapıldığı ortaya çıktığında pardon demeniz yetmiyor" ifadelerini kullandı.

 

“HER BİRİMİZİN HANE HALKI REFAHINDAN KOPARILIP ALINACAK"

 

İdam cezasının getirilmesinin Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasına neden olacağını ileri süren Feyzioğlu, " Biz Avrupa Konseyi’nin çatısı altındayız, ABD’de idamın olması ayrı bir konu, o bizi hiç ilgilendirmiyor. Avrupa Konseyi altında idam cezası yok artık. Kıta Avrupa’sı sistemine dahil olan Avrupa devletlerinde idam yok ve biz de uluslararası anlaşmalarla idamı kaldırdık. Bugün idamı kabul edersek, Avrupa Konseyi’nden atılırız.Ben, Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten ekibin, devlet insanlarının bu sonucu bilmediğini düşünmüyorum ve ister istemez şu soruyu sordurtuyor; ‘acaba idamı getireceğiz zorlaması Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasını sağlamak için mi?’ Bu soruyu bugün haklı olarak sormak durumundayız. Dinleyicilerin ve okuyucuların,  Avrupa Birliği ile Konseyi’ni karıştırmalarını istemiyorum. Avrupa Birliği’ne üye değiliz. Ama;  'Avrupa’ya giderim, insan haklarına giderim' diye ifade edilen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi işte, biz onun parçasıyız ve o Avrupa Konseyi üyeliğimizden geliyor. Avrupa Konseyinden atılırsak veya üyeliğimiz askıya alınırsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin parçası olmaktan da çıkıyoruz. Ve o zaman vatandaşımız, 'Avrupa İnsan Haklarına giderim' diyemeyecek. Diyemeyeceğini gördükçe içerde birileri, yargı eliyle, işçinin hakkı sınırlanacak, kadının hakkı sınırlanacak, çalışanın hakkı sınırlanacak, gücün karşısında, güçsüzün hakkı sınırlanacak. Her birimizin hane halkı refahından koparılıp alınacak" sözlerini kaydetti.

 

“BU İŞ CİDDİDİR”


Türkiye ihracatının çok büyük kısmının Avrupa’ya yapıldığını hatırlatan Feyzioğlu, şunları kaydetti: “Bu ihracat,  Avrupa’ya yapılamaz hale gelirse, nereye yapmayı planlıyoruz. Şanghay İşbirliği Örgütü’nü ikame olarak görenlere cevabım şu: 50 sentin altında günlük yevmiye ile çalışanların ülkesi Çin’e ihracat yapabilmek için Türk insanını 25 sente çalıştırmak gerek. Başka türlü Çin pazarına, buzdolabı, bulaşık makinesi, televizyon satamazsınız. Bu bizi hukukçu olarak niye ilgilendiriyor? Bir süre sonra asgari ücreti, ayak bağı görmeye başlarlar. Azami çalışma sürelerini, hafta tatilleri, yıllık iznini, doğum iznini, bütün bunları ayak bağı olarak görmeye başlarlar. Çünkü o kamp odur. Şanghay İşbirliği Örgütü üyelerinin asgari ücreti yoktur, azami çalışma süresi yoktur, insani çalışma koşulları yoktur. Rekabet edebilmek için, yöneten oligarklar, büyük kitleyi sömürmek zorundadır. Sömürülmesine izin vermek zorundadır. Bunun bir adım sonrası, Şanghay Ekonomik İşbirliği’nin içine, silah sistemleri alımı kaçınılmaz olarak girer, silah alımı Rusya, ya da Çin’den yapılmak istendiği anda Türkiye’nin NATO’dan çıkışı anlamına gelir. Türkiye’nin Ortadoğu’da bu tehdit, bu tehlikenin ortasında yaşamak zorundayken, NATO’dan çıkması demek; 400 yıllık Rusya’nın göz diktiği toprakların korumasız bırakılması anlamına gelir. Bu iş ciddidir, bu iş hamasetle olmaz, mutlaka ve mutlaka, tarih bilmekle, müktesebat sahibi olmakla değerlendirilir. Osmanlı Devleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihini bilmeden söylenen hamasi nutuklar Türkiye’yi maalesef sıkıntıya sokmaktadır" 

 

HABER: SERAP CÖMERTOĞLU

Prefabrik & Çelik Evlerde Ekonomik Sağlam Çözümler Adalı İnşaat
Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
çorlu emlak ilanları
facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015