SON YILLARDA DEVAMLI TARTIŞILAN EĞİTİM - ÖĞRETİM VE BİZLERİ ÇOK DAHA FAZLA DÜŞÜNDÜREN LYS SONUÇLARI

Tekirdağ Estemed Kusursuz Bir Cilt İçin
Cahide Ulaş
SON YILLARDA DEVAMLI TARTIŞILAN EĞİTİM - ÖĞRETİM VE BİZLERİ ÇOK DAHA FAZLA DÜŞÜNDÜREN LYS SONUÇLARI
12.08.2017


Çocuklarımız en değerli varlıklarımız ve onları en iyi şartlarda yetiştirmek, en güzel okullarda okutmak, geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için elimizden geleni, belki de daha fazlasını yapıyoruz.

Fakat son yıllarda eğitim- öğretim o kadar çok tartışılır oldu ki; ebeveynler de ne yapacaklarını, hangi okullara göndereceklerini şaşırmış durumdalar.

Hemen hemen her yıl yeni düzenlemeler yapılıyor ve görüyoruz ki bu düzenlemeler de olumlu sonuçlar vermiyor.

Tamam; her yere okul hatta üniversite açılıyor, bu olumlu bir gelişme fakat eğitim ve öğretimi kaliteli hale getiremezsek, öğretim görevlilerini iyi yetiştiremezsek, okullardaki imkanlar çağın şartlarına uygun değilse, bu yüzden bilim ve teknolojide gerilerde kalmışsak bu kadar çok okul açılmasının ne faydası var?

İlköğretimden itibaren veliler devamlı iyi okul ve iyi öğretmen arayışındalar. Oysa bütün okullarda çağdaş eğitim- öğretim ve öğretim görevlileri olması gerekmiyor mu? Neden bu arayışın içine giriyoruz?

Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Meslek Liseleri ve bir çığ gibi çoğalan İmam Hatip Liseleri gereken verimi sağlayabiliyorlar mı?

Daha önceki yıllarda normal lise mezunları da üniversiteyi çok iyi derecelerle kazanabiliyorlardı. Benim çocuklarım da bunlara örnektir. Fakat şimdi en iyi okul dediğimiz okullarda okuyanlar bile üniversite sınavını kazanamıyorlar veya istedikleri bölümlere giremiyorlar.

Bir de özel okullar var, dünyanın parasını verip çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmeye çalıştığımız. Ama sonuç yine beklentileri karşılayamıyor.

Bizleri bu düşüncelere sevk eden de bu seneki üniversite Lisans Yerleştirme Sınav sonuçları..

Sonuç hiç de iç açıcı değil! Üniversitelere yerleşenler var ama bir o kadar da kazanamayan ve dışarıda kalanlar var.

Fen Liseleri çoğalmış, İmam Hatip Liseleri adeta her köşe başında açılmış durumda.

Sonuçlara baktığımızda bu liselerden mezun olanlardan kazananlar çok az. İmam Hatip Liselerinden mezun olanlardan sadece beş kişiden biri üniversiteyi kazanmış.

Çocuklarımızı geleceğe hazırlayamıyorsak bu okullar niye açılıyor?

Sebepleri son günlerde daha çok tartışılıyor ve tartışılmaya da devam edecek.

Dağa, taşa, kırsala, her yere üniversite yapıldı. Bu çok güzel ama içini doldurabildiler mi? Kırsal bölgelerdeki o üniversitelerde kaç profesör, kaç öğretim görevlisi var? Burada gençlerimiz gereği gibi eğitilebiliyor mu? Gelişen dünyaya ayak uyduracak bilgi birikimine sahip olabiliyorlar mı? Mezun olduktan sonra hayalini kurdukları, çok istedikleri işlere girebiliyorlar mı? Kaç tane bilim adamı yetişebiliyor?

Bu sorulara olumlu ve akılcı cevaplar verebiliyor muyuz? Öyleyse gelişen dünyada nasıl yerimizi alacağız?

 

BU KONUDA UZMAN ABBAS GÜÇLÜ’NÜN YAZISINDAN ALINTILAR

Trayakent’te çalışırken Abbas Güçlü Tekirdağ’a gelmişti ve Trakyakent’e de uğramıştı. Hatta yazısını benim masamda yazmış, yazısının içine benim küçük bir şiirimi de koymuştu.

Dikkatle takip ettiğim bir gazeteci ve araştırmacı olduğu için devamlı yazılarını okuyor, programlarını takip ediyorum. Belki gazetedeki köşesinde okumuşsunuzdur ama bir kez daha okumakta fayda var. Bakın yazısında neler diyor.

 

“Üniversite sınav sonuçları gençlerin üniversiteye, dolayısıyla, eğitime küstüğünün en önemli göstergesiydi. Daha düne kadar, üniversite olsun da neresi ve hangi bölüm olursa olsun diyen gençlerimiz bugün artık çok seçici.

Gelecek vaat etmeyen bölümlerde, bırakın öğrenim görmeyi, tercih bile etmiyorlar. İşte bu yüzden, bu yıl tam 214 bin kontenjan boş kaldı. Kazanıp da kayıt yaptırmayanlarla birlikte bu sayının 300 bine çıkması bekleniyor. Bir başka deyişle, her üç kontenjandan biri gençlerin ilgisini zerre kadar çekmedi. Peki, daha iyi bir gelecek ve üniversite hayaliyle yanıp tutuşan gençler yok mu? Fazlasıyla var. Bu yıl rekor bir katılım vardı. Tam 2 milyon 265 bin aday üniversite hayali için başvurdu ama sunulan kontenjanlar kendilerine iyi bir gelecek sağlayamayacağı için ellerinin tersiyle ittiler. İşte bu noktada, çok çarpıcı iki analiz ortaya çıkıyor. İlki, MEB’in başarısızlığı yani lise öğrencilerinin YÖK’ün koyduğu en sıradan barajları bile aşamayacak kadar donanımsız olmaları, ikincisi ise YÖK’ün kontenjan belirlemedeki öngörüsüzlüğü. Asli görevi ülke ihtiyaçlarına göre yükseköğrenimdeki insan gücü planlamasına yön vermek olan YÖK, gençleri tanımaktan o kadar uzak ki ilgilerini çekecek kontenjanlar yerine, günümüzde artık hiçbir geçerliliği olmayan meslekleri gençlere dayatmaya çalıştı ama ilgi görmedi. Geriye dönüp baktığımızda, YÖK’ün öyle ya da böyle, kalite ve gelecek adına attığı bazı adımlar var. Örneğin baraj puanı getirmesi, örneğin stratejik alanlara burs vermesi! Peki, MEB ne yapıyor? Sadece seyrediyor. Başarı dibe vurmuş, gençler eğitime küsmüş, dağa taşa açılan üniversiteler boş kalmış, hatta bazı bölümler, tek öğrenci tarafından bile tercih edilmemiş, okul birincileri bile açıkta kalmış, umurunda bile değil. Oysa eğitimin asıl patronu ne YÖK ne de ÖSYM! Siyasi sorumluluk tamamen iktidarda ve dolayısıyla MEB’de! Şu aşamada çıkıp, tıpkı YÖK gibi onların da bir analiz yapıp, bu tartışmalı tablonun sonuçlarını değerlendirmesi gerekirdi. Yapmıyorlar, çünkü, kendilerine hesap soran kimse yok!..”

 

GENÇLERİ VE HEPİMİZİ BELEYEN TEHLİKELER ETRAFIMIZDA KOL GEZİYOR

OKUYUNCA ÇOK ETKİLENDİM!

AMAN DİKKAT!!!! YER ISTANBUL…. Bir genç deniz kenarında, bankta yorgunluğunu atmak için oturmaktadır. Bir müddet tek başına oturduktan sonra 20–22 yaslarında baksa bir genç yanına gelerek bankın diğer ucuna oturur. 2-3 dakika sonra bu gencin arkadaşları olduğu anlaşılan iki akranı daha gelir ellerinde 3 bardak çayla… Gençler birer bardak kendileri alırlar ve 3.bardağı daha önceden gelip oturmakta olan diğer arkadaşlarına ikram ederler.. Fakat yoğun ısrarlara rağmen arkadaşlarına çayı sevmediğini zaten bildiklerini, bu yüzden de o çayı boşa aldıklarını söyleyerek reddeder… O zamana kadar hiç bir diyaloga girmedikleri arkadaşıma dönerek: ‘yaa hocam bu çayı aldık ama arkadaş içmeyecek… bari sen iç de israf olmasın’ derler.. İlk basta reddetse de ısrarlara dayanamayıp çayı alır ve içmeye baslar.. Bu arada 3’lu, ne kadar yan yana olsalar da arkadaşımdan bağımsız olarak koyu bir sohbete dalmıştır.. çayın sonlarına doğru baş dönmesi hissetmeye başlar, tabii o an anlar başına bir bela aldığını.. üçü ise sohbetlerine bununla ilgilenmeden hala devam etmektedirler. . Baş dönmesi ve halsizlikle olduğu yerde durmaktadır. . Bir an kendine gelip bunlardan uzaklaşması gerektiğini düşünerek ayağa kalkar ve biraz ilerdeki otobüs durağına zorda olsa varır.. Fakat 3’lu de bununla birlikte harekete geçmiş ve durağa gelmiştir… Otobüse binip koltuğa oturduğunda üçü de otobüse binip bunu rahatça görebilecekleri bir yere oturur..

Fakat bu arada artık neredeyse bilincini kaybetmek üzeredir.. Büyük bir gayretle cep telefonunu çıkarıp (teknolojinin gözünü seveyim) arkadaşını arar, başına böyle bir iş geldiğini, o an otobüste olduğunu,falanca durakta ineceğini söyler.. Durağa geldiğinde iner ve arkadaşının kucağına bayılır. . Arkadaşı ise bununla beraber inen 3’lüden şüphelenir. o an orda devriyede bulunan polise durumu bildirir Birlikte hemen bir taksiye binip hastaneye giderler.. Acilde doktorlar imdada yetişir ve arkadaşının yanına gelerek: “Arkadaşın intihar mı etti?’ diye sorar. Neden böyle bir şey sorduğunu sorar doktora. Doktor; ‘ aşırı dozda ilaç almış. Gecikseydiniz kurtaramayabilirdik ‘ diye cevap verir.. İşin daha ilginci ve can âlici noktasıysa bunların yakalanamaması bu 3’lünün ORGAN MAFYASI çetelerinden olduğu anlaşılır Yani hala ortalıklarda geziniyorlar.

_______________________________________________________________________________________

DEVLETİN DÖRT AYAĞI

Birisi olmadan, diğeri olmaz Adâlet, güvenlik, eğitim, sağlık. Bunlardır devleti, ayakta tutan Adâlet, güvenlik, eğitim, sağlık.

Bunlarsız ibâdet, edâ edilmez Hakk’a, hakikate, nidâ edilmez Biri diğerine, fedâ edilmez Adâlet, güvenlik, eğitim, sağlık.

Ülkeye yayılır, her türlü illet Biri eksik olsa, kol gezer zillet Bunlar yoksa yoktur, ne devlet, millet Adâlet, güvenlik, eğitim, sağlık.

Fikrin en güzelin, ören ördü de Bunlarla yaşayan, günün gördü de Herkese gerekli, bunun dördü de Adâlet, güvenlik, eğitim, sağlık.

Mâzide kalmıştır, o güzel günler Buram buram kokar, burnuma dünler Olmazsa olmazı, devletin bunlar Adâlet, güvenlik, eğitim, sağlık…

Hanifi KARA

______________________________________________________________________________________

Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz Unuttunuz başkalarının acısını duymayı Küçük çıkarların büyük kurnazları Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım.

Şükrü Erbaş

_______________________________________________________________________________________

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015