NE KADAR ÖZGÜRCE KARAR VEREBİLİYORSAK O KADAR ÖZGÜRÜZ ASLINDA

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
Cahide Ulaş
NE KADAR ÖZGÜRCE KARAR VEREBİLİYORSAK O KADAR ÖZGÜRÜZ ASLINDA
25.01.2018


Çok sık duyarız ve belki de sık sık kendimiz bile söyleriz. “Bu işi ben seçmedim, o sırada başka seçeneğim olmadığı için bu işe girmek zorundaydım.”

Bu cümle size de tanıdık geliyor mu? Sizden veya çevrenizdeki yakınlarınızdan buna benzer cümleleri çok sık duyar olduğunuzu tahmin etmek güç değil aslında.

Özellikle bu son yıllarda, sosyal medyanın hayatımızda çok fazla yer kapladığı hatta hayatımıza yön verdiği inkar edilemez bir gerçek.

Dikkat ederseniz, insanların sosyal medya hesaplarına koydukları fotoğrafların, videoların, hatta kendilerini etiketledikleri mekanların hemen hemen tamamında mutlu, güler yüzlü, eğlenceli, hatta imrendirici öğelerle karşılaşıyoruz.

İnsan doğası gereği, kendisini önemli ve değerli hissetmek istediği için bizler de bu paylaşımlara ister istemez kendimizi kaptırıyor ve kendi hesaplarımızdan da bu tür görselleri yayınlamak, beğenilmek ve yorum yapılan kişiler olmak istiyoruz.

Neticesinde de bu çarkın içinde var olmak ve konfor alanımızı terk etmemek adına; seçtiğimiz işin dışında başka bir seçenek bulmamayı seçerek, belki de kolaya kaçarak, şu anda yaşadığımız iş tecrübelerimizi kendimizin oluşturduğunu fark etmiyoruz bile.

Sonrasında ise, kendi yolumuzu bilinçli olarak yaratmadığımız için, sürekli başkalarının bizim adımıza karar vermesini istiyor ve bekliyoruz.

Aslına bakarsanız, neredeyse 25 sene boyunca okuyup, çalışıp mezun olduktan sonra girdiğimiz iş yerinde bile isteğimiz ölçüde özgür değiliz, hala iş arkadaşlarımıza “beni idare et” diyoruz.

Gündelik hayatımızın vakit olarak büyük çoğunluğunu kapsayan iş hayatımızda yaşadığımız bu durum, çoğu zaman iş dışındaki özel hayatımıza da yansıyabiliyor.

Örneğin restorana gittiğimizde bile garsona soruyoruz “ne tavsiye edersin, ne yiyelim?” diye. Veya berbere gidince “kafana göre kes” diyoruz. Onu bile düşünüp karar vermek istemiyoruz.

Hayatımız boyunca sınırsız sayıda tecrübe edindik ve edineceğiz.

Yaşadığımız başarısızlıkların bile bizler için birer tecrübe kaynağı olduğunu unutmadan, umutsuzluğa kapılmak yerine yolumuza umutla devam etmeliyiz.

Kendimizi yeni yaratıcı fikirlere ve deneyimlere açarak, aynı zamanda hayatımızla ilgili yapabileceğimiz seçimleri fark etmeli ve bu farkındalığı da arttıracağımızı bilmemiz gerekir.

Hangi yaşta, hangi durumda olursak olalım mutlaka kendimize özel fikirlerimiz, yaşamımıza ait deneyimlerimiz vardır.

Aslında kendi akıl, duygu, düşünce ve deneyimlerimiz ile başkalarına odaklanmadan özgürce kendi kararlarımızı verebilmeliyiz.

Ama o böyle yapmıştı, böyle demişti, böyle istemişti ya da uygulamada böyle yapmıştı demeden önce kendimize ve birikimlerimize, hayat tecrübemize güvenerek kararlarımızı özgürce verebiliyorsak; işte o zaman kendimizi daha özgür hissedeceğiz.

Tabii çevremizdeki insanlar, yaşanmışlıkları, tecrübeleri de bizleri etkileyecek ve doğru gördüklerimizi de örnek alacağız. Fakat hepsini kendi akıl, duygu, düşünce, birikim ve tecrübe süzgecimizden geçirerek kararlarımızı özgürce vermemiz gerekiyor.

İşte o zaman özgür kararlar verdiğimiz sürece kendimizi daha özgür hissedeceğiz.

Unutmayın, hayat yaşamaya değer. Yaşadığınız her güzel anın keyfini çıkarın!

 

SINIRLARINIZI AŞIN

Bugüne dek TEK BAŞINIZA…

Sinemaya gitmemiş,

Güzel bir restoranda oturup keyifli bir yemek yememiş,

Görmediğiniz bir ülkeyi, şehri keşfetmek üzere seyahate çıkmamış,

Arabanıza atlayıp sevdiğiniz müzikler eşliğinde uzun yol yapmamış,

Sokaklarda, restoranlarda, dükkanlarda karşılaştığınız ve daha önce hiç tanımadığınız insanlar ile sohbet etmemiş, yeni dostluklar kurmamışsanız, hayata dair pek çok şey kaçırıyorsunuz demektir.

Elbette hepimiz sosyal varlıklarız. Şüphesiz birlikte vakit geçirdiğimizde kendimizi güvende ve iyi hissettiğimiz ailelerimiz, hayatımızı paylaştığımız arkadaşlarımız, sevdiklerimiz var. Onlar iyi ki de varlar ve hayatımızdalar…

Ancak insanın iç dünyasını keşfetmesi ve özgürlük hissini tüm hücrelerinde hissetmesinin yollarından biri de: kendi kendine de keyif alabileceği kaliteli zamanlar yaratabilmesidir.

Bu fikir bazılarının hoşuna gitmemiş, kulağını tırmalamış, hatta ürkütmüş bile olabilir… Peki, ama neden?

Acaba;

Başkalarına bağımlı olarak hareket etmeyi mi tercih ediyoruz?

Kalabalık bir ortamda yalnız kaldığımızda kendimizi çıplak gibi mi hissediyoruz?

Herkes bize bakıyormuş gibi mi geliyor?

Ya da daha kötüsü;

Kendi kendimizle vakit geçirirken yüzleşmekten korktuğumuz duygu ve düşüncelerimiz mi var?

İç sesimiz ile baş başa kalmaktan çekiniyor muyuz?

Aslında kimse sizin yalnız olmanız ile sandığınız şekilde ilgilenmiyor. Aksine bulunduğunuz ortamda yalnız olmadığınızı hissettirebilmek ve size eşlik edebilmek için çoğu zaman ekstra çaba bile sarf edebiliyorlar. Hiç ummadığınız bir anda keyifli sohbetler başlayabiliyor ve güzel dostluklar kurulabiliyor.

İkincisi ve daha da önemlisi; başkalarını ve hayatı sevebilmek, önce kendini sevebilmekten geçiyor.

Kendini sevebilmek, kendini tanımaktan, kendini daha iyi tanımak ise özgürlüğü tatmaktan geçiyor.

Kendi başınıza hiçbir şeyi yapmaktan çekinmeyin ve yapmak istediğiniz herhangi bir şeyi kimse size o anda eşlik edemiyor diye ertelemeyin.

Özel yaşamımda da tek başıma kararlar verip uyguladığım zamanlar ne kar çok rahatladığımı ve mutlu olduğumu görmüşümdür.

Biliyorum herkesin bir özgürlük alanı var ve bir şekilde herkes bu alanı değerlendiriyor. Ama bahaneler arkasına sığındığımız ve değerlendiremediğimiz öyle çok zaman var ki; işte bu noktada kendimizin ne kadar değerli olduğunu düşünüp; özgürce kararlar verip uygulamamız gerekiyor. Tabii bu hepimiz için geçerli.

Sınırlarınızı aşmanız ve hayatı doyasıya yaşamanız dileğiyle…

 

TEKİRDAĞ ŞİİR İKİNDİLERİ GRUBU’NUN OCAK AYI TOPLANTISI

ESKİ VE ARAMIZA YENİ KATILAN SANATÇI VE SANATSEVERLER İLE

YİNE ÇOK GÜZEL VE ANLAMLIYDI

13 Ocak Cumartesi Günü her zaman olduğu gibi Namık Kemal Evi’nde gerçekleştirdiğimiz ocak ayı toplantımıza vazgeçilmezimiz olan vefalı üyelerimizin yanında yeni sanatçı ve sanatsever dostlar da katıldı.

Toplantımızda aramıza yeni katılan öğretmenler, İstanbul’dan ve Tekirdağ’dan gazeteciler, Namık Kemal Üniversitesi’nden öğrenciler ve TSM’ye gönül vermiş dostlar da vardı.

Almanya’dan bir yazar gelinimiz de vardı aramıza yeni katılan.. Sıcacık, sevgi dolu bir Tekirdağ gelini.. Aramızda olmaktan çok mutlu oldu ve artık bizim üyemiz..

Toplantının organizasyonunu ve sunuculuğunu da yapan başkan yardımcısı Ali İhsan Şeniz ilk olarak 5 Ocak 1975'te Ankara'da yaşamını yitiren Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’yı anarak başladı konuşmaya ve daha sonra en genç üyemiz Zeynel Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” şiirini okudu.

Yeni yıl ve yeni umutlar ile ilgili konuştuk. Yeni yıl kutlamalarının bizim tarihimizdeki yerini, tarihçilerin araştırmalarını ve söylemlerini paylaşarak anlattık.

17 Ocak 2004’te kaybettiğimiz Devlet Memuru, Şair, Yazar, Araştırmacı, Dergi sahibi, Basın Müşaviri. Basın Kartı Sahibi, Basın Şeref Kartı Sahibi Dünya Şairler Kongresi’nde Türkiye’yi

temsil eden ve 218 şiiri bestelenen Halil Soyuer’i hayatı ve eserleriyle andık. Sözlerini yazdığı o unutulmaz şarkıları hep birlikte söyledik.

Tarihçilerimiz yeni belgeler ile Tekirdağ tarihi ile ilgili konuları ve gündemdeki konuları paylaştılar.

Kısa süre önce sadık, vefalı ve vazgeçilmez üyelerimizden Emine Sonal babasını kaybetmişti. Getirdiği ve paylaştığı yiyecek ve içeceklerler ile babasının ruhuna dualar ettik.

Şubat ayı toplantısında buluşmayı diledik. Yeni kitabı çıkacak olan arkadaşlarımızın yeni kitapları ile gelip imzalayacak olmalarını da merak ve heyecan ile bekliyoruz..

 

BİR HİNT MASALI

Bir Hint masalına göre, kediden korktuğu için devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.Onu eski haline döndürür. Ve der ki,”Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.” Ünlü yazar Shakspeare, bu konuda söyle diyor : “İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için….

 

ARDINDAN

 

Gideceğin yere beni de götür Sorana başımın belası dersin Götür de istersen yerlerde yatır Elimde gönlünün dermanı dersin.

 

Adını iğneyle işle tenime Kölemdir desende gitmez zoruma Bunlar ne derlerse mektuplarıma Mahvolmuş bir aşkın romanı dersin.

 

Duysalar da coşup çağladığımı, Bilmezler sana bel bağladığımı, Görenler olursa ağladığımı, Fırat’ın en taşkın zamanı dersin.

Halil Soyuer

 

 

Eğer ruhta sevginin ışığı olursa, İnsanda güzellik olur.

Eğer insanda güzellik olursa, Evde uyum ve yardımlaşma olur.

Eğer evde uyum ve yardımlaşma olursa,

Ülkede düzen ve adalet olur. Ve eğer ülkede düzen ve adalet olursa,

Dünyada sulh ve barış olur.

Sevgi, saygı ve bilgelikle kalmanız dileğiyle…

Çin Ata sözü

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org