HER YIL 8 MART’TA YÜCELTİLEN KADINA TÜM YAŞAM BOYUNCA DEĞER VERİLMELİ

Tekpara GPR RADAR El Yapımı Alan Tarama Dedektörleri - Metal Dedektörü - Altın Arama Çubukları Fiyatları - Rezistivite Cihazı Modelleri Dedektör Dünyası
Cahide Ulaş
HER YIL 8 MART’TA YÜCELTİLEN KADINA TÜM YAŞAM BOYUNCA DEĞER VERİLMELİ
09.03.2018


8 Mart; direnişin, mücadelenin ve emeğin günüdür; kadınlara hediye alma, çiçek verme, indirim yapma günü değildir.

Kadını anlamak ve tüm yaşam boyunca ona verdiğin değeri hissettirmek gerekir.

MİLLE."Bir ulusun uygarlık seviyesini öğrenmek isterseniz, derhâl kadının statüsüne bakınız!"Diyor.

Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sözlerle göklere çıkarılan ve hediyelerle gönülleri fethedilmeye çalışılan kadınların ülkemizdeki yeri ve değeri ne kadardır acaba?

Gelişmekte ve uygarlaşmada önemli adımlar atmaya çalışıyoruz ama kadınlara verilen değer konusunda ne kadar yol alabildik?

Neden hala kadın cinayetleri her gün artışta? Taciz ve tecavüz haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Bunlar devam ettiği sürece nasıl uygar bir ülke olma yolunda ilerleyeceğiz?

Kadın ne zaman toplumda hak ettiği değeri görecek? Evde, işte ve devlet yönetiminde ne zaman hak ettiği yerde olacak?

Orhun Anıtları’nda şöyle deniyor:” Devleti yöneten erkektir, devleti bilen kadındır. ” denilmektedir. Bu sözler, Türk kadının hem ekonomik hem de siyasal bakımdan yerini açıkça ortaya koyuyor. Yani kadın üretici, ekonomik özgürlüğe sahip, tutumlu olmalı; devletin her aşamasında bulunmalıdır.

Ne var ki; zaman içinde Türk kadını ile Türk erkeği arasındaki eşitlik bozulmuş, kadınlar birer eşya durumuna gelmişler, bütün haklarından yoksun bırakılmışlardır.

Fransız Devrimi’nden sonra, Avrupa’da kadınların haklarından söz edilmeye başlanmıştır. Bu etki zamanla yayılmış, birçok toplumda benimsenmiştir.

Yurdumuzda, kadın hakları Tanzimat ile gündeme gelmiştir, bu konuda Namık Kemal etkili makaleler yazmıştır, Türk kadının toplumsal düzeyinin yükselmesi için çaba harcamıştır.

Türk kadını 1870’de ilköğretim, 1908′ de orta öğretim, 1915’te yüksek öğretim olanağına kavuşmuştur, 1920’den sonra da erkeklerle birlikte karma eğitim başlamıştır.

Zamanla kadın şairler ve yazarlar (Nigâr Hanım, Leyla Hanım, Fatma Aliye Hanım, Halide Edip Adıvar, Nakiye Elgün gibi) yetişmeye başlamıştır.

Türk kadını tarlada çalışmış, toprağı ekip biçmiş, erkeğiyle birlikte Kurtuluş Savaşı’na katılmış, omuz omuza dövüşmüş, sırtında mermi taşımıştır.

Cumhuriyet ilan edildikten sonra, Atatürk’ün öncülüğünde, Türk kadını büyük aşamalar geçirmiştir. Pek çok batılı milletlerin kadınlarından önce siyasal haklar kazanmıştır, belediye meclisine ve TBMM’ye girmiştir.

Ayrıca erkeklerin çalıştığı iş ve meslek kollarında da başarılı olduklarını kanıtlamışlardır.

Bugün vali, doktor, avukat, yargıç, şoför, vatman, hemşire, öğretmen, mühendis, tarımcı, pilot vb. pek çok iş kolunda çalışan; muhtarlık, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, milletvekilliği gibi görevlerde bulunan kadınlarımız vardır. Ayrıca resim, müzik, yontu, tiyatro, bale gibi güzel sanatlarla uğraşan kadınlarımız bulunmaktadır.

Sayılan bu aşamalara karşılık, henüz tam anlamıyla kadın haklarına ulaşıldığı söylenemez. Bunun için, hem kadınlarımız hem de erkeklerimizin buna inanması ve içtenlikle işe koyulması gerekmektedir.

Atatürk diyor ki :” — Ey, kahraman Türk kadını!.. Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde, göklerde, yükselmeye layıksın.”

“Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadının üstünde, kadın çalışmasından söz etmeye imkan yoktur, hiçbir milletin kadını, Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez.”

Dileğim Türk kadınlarının, Atatürk’ten aldıkları güç ile tüm baskılara karşı gelebilecek gücü bulmaları ve göstermeleridir…

 

 

TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK

Türkiye’de kadın olup, kadın kalmak güçlü olmak demektir. Çünkü Türkiye’de kadın olmak; her yerde ve hiç bıkmadan, kendinizi ezdirmeden mücadele etmektir.

Oysa kadın berekettir. O’na sunduğunuz her şeyi misliyle geri verendir…

Yüreği sevgi doludur, sorgusuz sualsiz sever, korkmaz, kaçmaz. Hatta batan gemide kaptandır, terk etmez gemisini..

İstediği sadece sevgi, saygı ve güvendir.

Köyde kadın olmak, kentte kadın olmak, dünyada kadın olmak, Türkiye’de kadın olmak, nerede olursa olsun kadın olmak zordur…

Kadın olmak bütünlük ister. Kadın, kimliğin renginde değil, aklın rengindedir. Geçtiği her yerde kendini toplamaktır heybesin ve ardından bir ayak izi bırakmaktır.

Ve kadın olmak, roman doğmaktır. Kadın olmak; kendi romanının kahramanı doğmaktır biraz.

Ve kadın olmak; zırhları giyinmek, kalkanları kuşanmak, onur tabelasını üstünde taşımak ve yeri geldiğinde erkekten daha erkek olmaktır.

Kadın olmak okyanusta damla değil, damlada okyanus olmaktır. Gökkuşağının ta kendisidir.

Türkiye’de kim ne derse desin çoğu erkeğin kaldıramayacağı kadar zor ve onurlu bir iştir. Zor zanaattır kadın olmak buralarda.

Kadın olmak, yürekli olmaktır.

Türkiye’de kadın olmak nerede tamamlanacağını öngöremediğin bir mücadeleyi her alanda sürdürmek zorunda kalmaktır.

Evde ev kadını olarak, okulda öğrenci olarak, iş dünyasında çalışan olarak, siyasette seçilmeyen olmaktır.

Yani hayatın her noktasında durup dinlenmeden “Ben de varım” diye haykırmak zorunda kalmaktır.

Çocukluğunu bir çırpıda geride bırakıp erkenden büyümeye mecbur olmaktır.

Baba evinde misafir sayılmak, iğreti yaşamaktır.

Ülkemde kadın olmak hep anlamak, ama hiç anlaşılmamaktır.

Hep ‘öteki’ olmak ne demekse, kadın olmak o demektir ülkemde.

Zordur velhasıl kadın olmak bu güzelim memlekette.

Atatürk, Türkiye’sinde ömür boyu süren gururlu bir mücadeledir.

Türkiye’de kadın olmak zor!

Nüfusun %50’sinin kadın olduğu bir toplumda, maalesef yeterince görünür olamamaktır.

Gücüne sahip çıkmak, dik durmak, acıyı ızdıraba dönüştürmemeye çalışarak ayakta kalmayı başarmak için çabalamaktır.

Cinsiyet eşitliği dendiğinde sadece akla kadının geldiği, erkeğin cinsiyet ayrımına girmediği bir toplumda umutla yaşamaktır.

Aile içinde dengenin, düzenin, sevgi ve şefkatin kaynağı olmak, ancak önemli kararlarda erkeğin söz hakkına saygı göstermektir.

Dayanıklı olmak, çok verip az almak ve buna rağmen her zaman gülümsemeyi başarabilmektir.

Topluma biricik evlatlar yetiştirmek için emek harcamaktır.

Halbuki kadın; elinin değdiği her şeyi güzelleştirmek gibi bir güce sahiptir.

Daha fazla kadın yönetici olsa, daha fazla kadın sporcu olsa, siyasette daha fazla kadın olsa çok daha barışçıl ve sevgi dolu bir ülkede yaşıyor olurduk.

Töre ve namus cinayetleri konusunda dünyada ilk üç sırada bulunan; mecliste yüzde 14 temsili başarı sayan; iş gücünde yüzde 25’lerde ve hâlâ 4 milyondan fazla kadının okuma yazma bilmediği bir ülkede ayakta durabilmek demektir.

 

BİR HİNT MASALI

Bir Hint masalına göre, kediden korktuğu için devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır…

Bir Hint masalına göre, kediden korktuğu için devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar.

Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki,”Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.” Ünlü yazar Shakspeare, bu konuda söyle diyor : “İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için….

________________________________________________________________________________________

 

KADIN Kainatın varlığından bu yana Gülün rengi balın özüdür kadın Doğuran üreten can katan cana Tabiat ananın gözüdür kadın Balım Sultan Nene Hatun Gül Bacı Kara Fatma Hüsne Gelin baş tacı Laik Cumhuriyet sundu ilacı Bu evrenin gücü tezidir kadın Fatımatül Zehra Halide Suna Yiğitler yiğidi Zübeyde ana Doğurdu Ata’yı kattı cihana Umudun baharı yazıdır kadın Kadın felsefede büyük bir tema Gülen gözlerinden nurlanır sema Anadır bacıdır canandır ama Kutsal değerlerin gizidir kadın Kederde sevinçte gerek korkuda Yıllarca işlenir şiir şarkıda Ağıtta destanda içli türküde Aşığın elinde sazıdır kadın Asil olan kem bakışı sindirmez Aşk atına edepsizi bindirmez Has bahçeye atmacayı kondurmaz Yüce Atatürk’ün kızıdır kadın Didari’yim hayranım ülkemize Değerini verir paka temize Toplumsal yaşamda omuz omuza Hayatın en gerçek yüzüdür kadın

Pakize ALTAN

________________________________________________________________________________________

 

"Kadın; bilmeyene 'nefs', bilene 'nefes'tir." - Şems-i Tebrizi

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org