15 TEMMUZ’ UN BİR DAHA YAŞANMAMASI YÜREĞİMİZDEN GEÇEN DİLİMİZDEN DÖKÜLEN TEK DUAMIZ

Tekirdağ Estemed Kusursuz Bir Cilt İçin
Cahide Ulaş
15 TEMMUZ’ UN BİR DAHA YAŞANMAMASI YÜREĞİMİZDEN GEÇEN DİLİMİZDEN DÖKÜLEN TEK DUAMIZ
18.07.2017


Tıpkı kişiler gibi, milletlerin de karakteri vardır. Bizim milletimizin karakteri, gerçekten erdemlerle donatılmıştır. Bu erdemlerden biri de, yeri geldiğinde vatanını korumak için canından vazgeçmeyi göze alabilmektir.

          Türk milletinin bu yüksek karakterini yüzyıllara uzanan destansı tarihimizde çok kez görmüşüzdür. İşte bunların sonuncusu, 15 Temmuz 2016’da tüm dünyaya millet olma dersini verdiğimiz gecedir.

        Üzerimizde hain emelleri olan batılı devletlerin maşası olan yapılanmalar, ülkemizde kaos ve kargaşa ortamı yaratmak isteyerek, bu milletin bağımsızlığına, demokrasisine, şerefine göz diktiler. Fakat biz, millet olarak el ele vererek köprülere, havaalanlarına, açık meydanlara koşarak, bayrağımıza sahip çıktık. Çanakkale‘deki o asil ruhu, 15 Temmuz’da Türkiye’nin dört köşesinde yeniden gösterdik.

       Herkes gördü ki; Türk Milleti asil kanlarıyla suladığı bu vatan toprağının bir karışını bile hainlere teslim etmez. Ve yine gördüler ki, demokrasiye göz diken kanlı ellerin asla hâkimiyetine girmez bu millet. Aramızda ayrılıklar yaratmak isteyen tüm güçler gördüler ki, Türk milleti gerçekten büyük ve asil bir millettir.

       15 Temmuz gecesi Türk halkının umutlarına, hayallerine ve geleceğine deyim yerindeyse darbe vurulmak istenmiştir.

       Aynen Atatürk’ün biz gençlere söylediği gibi cebren ve hile ile aziz vatanımızın bütün kaleleri zapt edilmiştir, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiştir.

        Ancak biz aziz Türk Milleti’nin evlatları olarak yine Ata’mızın bize öğütlediği gibi ona yaraşır, milletine yaraşır, vatanına yaraşır bireyler olarak istikbalimizin evlatları olarak o gece doğduk. Ve bize verilen vazifeyi yerine layıkıyla yerine getirdik.

        Türk İstiklalini ve Türk Cumhuriyetini kurtardık. Ve tüm dünya bir kez daha anladı ki “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asıl kanda mevcuttur”.
          Demokrasinin tanımı 15 Temmuz gecesi sadece halkın kendi kendini yönettiği bir sistem olmanın da ötesine geçmiştir.

          Bizler o gece sesimizi, rengimiz, inancımız, görüşümüz ne olursa olsun “biz biriz” demek için yükselttik.

         Rüzgara karşı yürüdüğümüz o gecede yüzlerce insanımız şehadet şerbetini içmiştir. İnanan bir halkın önünde hiçbir demir palet yürüyemez ve yürüyemedi de.

        Tekrar ve tekrar Türk Halkı olarak birleşince ne kadar güzel olduğumuzu tekrar göstermiş olduk.  
        Sahiplenilmiş bir vatanın hiç değişmeyecek değerde emanetçileriyiz biz.

        Hepimiz bu emaneti canımız pahasına korumaya her zaman hazırız.

        Türk Milleti’ndeki vatan, millet, bayrak ve cumhuriyet aşkı oldukça atalarımızın bizlere emanet ettiği ve bizim de bizlerden sonrakilere bırakacağımız bu vatana bayrağa kanımızın son damlasına kadar sahip çıkacağız!

        Ordumuzun içine de vatan hainlerinin dış güçlerin etkisinde kalan hainler girmişti ve onlar cezalarını çekiyorlar, çekecekler de..

       Bu hainlerin dışında bizim ordumuz tarih boyunca olduğu gibi şanlı, şerefli bir ordudur! Hainler ne yaparsa yapsın ordumuzun üzerine kara leke düşüremeyecek, biz ordumuzla, askerimizle gurur duymaya devam edeceğiz.

       Türk halkı yıllardır ‘Peygamber ocağı’ bildi orasını. Evladını oraya gönderirken onurla, şevkle gönderdi. Çünkü biliyordu ki "Askerlik üniforma değil yürek işiydi." Atatürk’ün ordusunun bir parçası olacaklardı, onurla gidiyorlardı, aileler gururla gönderiyordu evlatlarını. Yine de her zaman ve daima öyle olacak!
          Bir asker görevini şöyle tanımlıyor: 

       “ Suyun kıymetini, insanların kıymetini bilmektir askerlik... Öyle her şeye kapılamamaktır... Her yerde konuşamamaktır... Her engeli aşmaktır ve her yerde var olabilmektir... Doğuda terörle boğuşmak, batıda vatandaşla sarmaşmak demektir... Ve kutsal bir gül olan bayrağımıza sarılmaktır... Unutulmaktır ölmek... Bağışlanmaktır şehit tahtında... Gözleri açık gitmek ama yüzü güleç ölmektir... Koşuşturmaca yaşamak ve uyurken bile uyanık kalmaktır... Git gide elleri nasır tutmak, yüreği aydınlanmaktır... Gözleri kararmak alnı parlamaktır... Askerlik bütün sefalardan feragat etmektir… Bütün cefalara abone olmaktır… Ve askerlik ulular gibi yaşatmak ve kahramanlar gibi ölebilmektir...”
        Türk halkı her zaman askerine sahip çıkmıştır ve çıkacaktır. Kim ne derse desin bu halk bilir ki o askerler halkın, yani onların evladıdır. Ne olursa olsun askere güveni tamdır ve öyle olmaya devam edecektir. Kimsenin gücü asker ile halkın arasını açmaya yetmez! …

         Ve yine unutmayalım ki; o destan yazılmışsa yine o askerler tarafından yazılmıştır…

        Bu uğurda canlarını veren şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyoruz. Demokrasi şehitlerimiz, tarihin şerefli sayfalarına adını yazdırarak ölümsüzleştiler.

         İnşallah bu millet böyle bir tehlikeyi bir daha yaşamaz!.

 

         GELECEĞE UMUTLA BAKMAMIZI SAĞLAYAN GENÇLER İYİ Kİ VARLAR

 

         ÖRNEK BİR GENÇTEN BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ

         BİZİM GURUR KAYNAĞIMIZ

         ATAKAN ŞENİZ BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN MEZUN OLDU!

         Vatanı, milleti ve ailesi için hayırlı bir evlat, çalışkan, yapıcı, girişimci, daha üniversite yıllarında geleceğe yatırımlar yapan ve emin adımlarla yürüyen, sevgi dolu, saygılı örnek bir genç!

        Ailesinin, benim ve Tekirdağ şiir İkindileri Grubu’nun gururu olan Atakan Şeniz; üniversite öğrenimini sürdürürken Üniversite Medya Birliğini kurdu ve başkanı oldu.

       Türkiye çapında onlarca üniversiteyi üye yaparak bu birliğin çatısı altında topladı.

       Üniversite Medya Derneği’ni kurarak başkanı oldu.

       Sonra şirketleşerek Ajans UMB’yi kurdu.

     “Gençlik Odası” isimli televizyonları ve radyoları var.

       Yapılan bütün bu güzel ve başarılı işler yine başarılı bir ekip ile olurdu. Bu ekip öğrenim hayatları yanında Atakan Şeniz başkanlığında çok çalışarak, yarınlarını güvence altına almak ve geleceğe yatırım yapmak adına bu başarılara imza attılar.

      Atakan Şeniz; küçük yaşlarından itibaren şair olan babası Ali İhsan Şeniz ve annesi ile birlikte Tekirdağ Şiir İkindileri Grubu’na katıldı.

      Liseyi bitirene kadar şiirler yazdı ve o güzel yorumu ile usta şairlerin şiirlerini yorumladı.

      Okul programlarında ve resmi törenlerde görev aldı. Şiir yazma ve okuma dallarında ödüller aldı.

      Programlarımızda sunuculuk yaptı.

      Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandıktan sonra da okuldaki başarılarının yanında şiir ile ve grubumuzla ilgisi hiç kesmedi.

      Grubumuzu gittiği her yerde tanıttı. Atakan Şeniz üniversite gençliği arasında grubumuzun ve şiirin temsilcisi oldu.

     Atakan Şeniz grubumuzun üniversite gençliği ile yoğun olarak bağlantısını sağladı ve yine örnek bir genç olan Ferit Ömeroğlu başkanlığında gençlik kolumuzu kurduk.

      Atakan Şeniz ve arkadaşları ile her karşılaşmamızda, her konuşmamızda; onların sevgi saygı ile bugüne ve geleceğe yönelik verdikleri mesajları dinlediğimde “Umutlarım çiçek açıyor ve sizin gibi gençler oldukça yarınlara güvenle bakıyorum” diyorum.

      Atakan Şeniz gibi bir evlat yetiştirdikleri için Tekirdağ Şiir İkindileri Grubu Başkan Yardımcısı da olan babası Ali İhsan Şeniz’i ve annesi Emine Şeniz’i yürekten kutluyorum!

        Sevgili Atakan Şeniz; biliyorum başarıların yarınlarda da devam edecek ve ben başarılı olman için daima dua edeceğim.

         Benliğinde barındırdığın sevgi, saygı ve çalışma azminle, girişimci ruhunla, daima en iyiye, en güzele ve üstün başarılara ulaşacağına eminim.

         Seni bir evlat olarak çok sevdiğimi ve ihtiyacın olduğunda her zaman yanında olduğumu bilmeni istiyorum.

        Sevgili oğlum; sağlık ve mutlulukla yolun aydınlık başarıların daim olsun!

______________________________________________________________________________________

 

Kimiz?


 

Yaslıyız, kapkara olsak da hayâlet değiliz; 
Silemezsin, izimizdir yerin altındaki iz.

 

Şahlanır göklere inkâr edilen heykelimiz,
Gösterir ufku, ölürken bile, solgun elimiz.

 

Kırılan göğsümüzün darmadağın mermerine,
Bir alev dalgası mecz eylemişiz kan yerine.

 

Yerde dursak ne çıkar, gökte yürür maksadımız,
Titretip burcuna, bârûsunu zulmün, adımız.

 

Yüzümüz zulme susarken gözümüz ses kesilir; 
Zâlimin rûhuna zulmün leşi mahbes kesilir.

 

Dökülen kanlarımız, farzı muhâl olsa heder,
Yine tek damlasının kendi yeter, yâdı yeter;

 

O kızıl damla ki bir hutbesidir hakkımızın.
Gezer etrafını çığlık gibi âfâkımızın.

 

Boşa gitmez, heder olmaz, vurulup düşdüğümüz,
Zâlimin göğsüne çarpar düşüyorken ölümüz.

 

Canımızdır, acı hissetmeyerek, verdiğimiz; 
Şaşırırsın, şu asırlar sana anlatsa kimiz...

                            Mithat Cemal Kuntay

________________________________________________________________________________________

 

Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan oluşan ordulara sahip bir millet elbette hakkını ve bağımsızlığını bütün anlamıyla korumayı başaracaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından mahrum etmeye kalkışmak boş bir hayaldir. (1921-Ankara)

                                                                                                                         Mustafa Kemal ATATÜRK

________________________________________________________________________________________

 

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org