MESELE SADECE “TÜRK”E VE “TÜRKİYE”YE LAYIK OLUP OLMAMAK MI?

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
MUSTAFA ÇETİN - BOYAYNASI-
MESELE SADECE “TÜRK”E VE “TÜRKİYE”YE LAYIK OLUP OLMAMAK MI?
12.02.2018


Türk Tabipleri Birliği yönetiminin  Afrin’e Zeytin Dalı Harekatı başlangıcı sonrası yayınladığı “Savaş, bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı bildirisi, görülüyor ki tahmin edilemeyen sorunlara yol açacak.

Adı geçen meslek odasının, söz konusu -üstelik geçmişi 200 yıl öncesine dayanan bir metni içeren- bildirisi, Türkiye’nin sürdürdüğü Afrin operasyonuna karşıymış gibi algılanmasıyla başlayan tartışmada; haklı ya da haksız bulunması yahut operasyona karşı olunup olunmaması haricinde, salt ‘savaş olgusunun insanlara ve toplumlara zararlarının tespiti’ olarak değerlendirilemez mi? Bu, tabii ki farklı bakış açısıyla ilgili.

Ancak, meseleye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın el koymasıyla, konu farklı mecralara evrilmiş durumda. Erdoğan’ın, “O kuruluş ve benzerlerinin adlarının başındaki Türk ve Türkiye ibarelerinin kaldırılması Bakanlar Kurulunda görüşülmeli. Bu ibareleri kullanım hakkı, layık olanlara verilmeli” açıklaması çok ilginçti. Devamında da, “Meslek mensuplarının Meslek Odalarına kayıt mecburiyeti de kaldırılmalı. Tekliğine son verilmeli ” önerisi ise daha ilgi çekici!

OBJEKTİFLİKTEN UZAK SANAL

BİR DEĞERLENDİRME OLUR

İlk baştan itibaren, gelinen şu noktaya kadar tabloya analitik düşünce doğrultusunda ‘çözümlemeci’ bir yöntemle bakılacak olursa, bambaşka taraflar ortaya çıkacaktır.

Bir defa… “Türk” ve “Türkiye” ibarelerine kimin veya kimlerin layık olup olmayacağına karar verme eylemi, objektiflikten uzak sübjektif yani sanal bir değerlendirmedir. “Bence, bana göre, bizim nazarımızda..” vb bakış açısı, gerçekçi, mutlak değil; göreceli bir kavramdır. Zira, bünyesinde on binlerce kişiyi barındıran bir meslek odasını tümden aynı anlayışta varsaymak, ne derece doğrudur? Birbirinden farklı  görüş, düşünce, siyasi anlayış mensuplarını barındırır böylesi kuruluşlar.

MESLEK ODALARININ İŞKOLLARINDA

‘KONTROL’ İŞLEVİ UNUTULMAMALI

Öte yandan, her meslek dalında mevcut tek kuruluşa üye olma zorunluluğu kaldırıldığı takdirde, beklenmeyen olumsuz sonuçlar doğabilir.

Öncelikle, Türk Tabipler Birliği, Türkiye Barolar Birliği ve yine eczacılardan mimar ve mühendislere… Esnaf ve sanatkar odaları, onlarca meslek kuruluşlarına kayıt zorunluluğunun; o işkollarında -yetki belgesi ve kaydıyla- çalışma hayatının gidişatını kontrol ve denetleme açısından işlevi unutulmamalıdır.

Böylesine önem arz eden bir uygulama kalkacak olursa, hekiminden mühendisine, birçok alanda -icrayı sanat eyleyen!- sahtekarların önü alınmayacak ve sonunda olan, mağduriyet yaşayacak vatandaşa, topluma olacaktır.

DAYATMALARA KARŞI DEMOKRATİK

TEPKİLERLE BİR YAPTIRIM GÜCÜ

Bir diğer husus ise, çalışanların birliği ve gücünün Meslek Odaları’ndaki toplanışı ile sağlanıyor oluşudur. Bu sayede, gerek mesleklerini ve gerekse toplumu, ülkeyi ilgilendiren hususlarda “Tek ses, tek yürek, tek bilek” olunabilmekte… Bu da devlet bürokrasisinin dayatmaları karşısında, yanlışa karşı ortaya konacak demokratik tepkilerle, bir yaptırım gücü demektir.  

Durum böyleyken, muhtemel değişiklikle, -adeta- "Meslek Birliklerinin gücü ‘Böl-Parçala-Yönet’ taktiğiyle zayıflatılmak mı isteniyor?” varsayımı geliyor akıllara.

Şayet böyle bir düşünce söz konusu ise bu, demokrasiyle hiç de uyuşmayan bir girişimdir demektir. Çünkü meslek odaları, kendi üyelerinin ve işkollarındakilerin mesleki hak arayışları yanında milletin ve ülkenin çıkarlarının da savunucularıdır, yükselen sesidir, aynı zamanda.

Meslek Birlikleri (odalar) tekliğiyle, bir anlamda “Kamu Kurumu” niteliği taşıyan kuruluşlardır ve Anayasa'nın da 135. Maddesinde bu cihetiyle zikredilmektedir. Özellikle -yargı gibi- mesleklerde zararlı bölünmeleri önleyen bütünleştirici fonksiyonlarıyla vazgeçilemez önemdedir, anılan nitelik.  

DUYGUSALLIKTAN UZAK, AKILCI

KARARLAR ALMAKTA FAYDA VAR

İşte, tüm bu sebeplerle, sonradan geri dönülmesi ve vereceği zararların telafisi mümkün olmayacak girişim ve değişimleri; duygusallıktan uzak, akılcı bir metotla, düşünüp taşınılarak, önünü sonunu hesap ederek işleme koymakta fayda var. Bir kişinin ya da bir kesimin sübjektif bakış açısı ve değerlendirmesiyle alınacak kararlar yerine, “İstişare, dayanışma, anlaşma, birlik-beraberlik” ilkelerine göre  karar verme yöntemi, daha akılcı olsa gerek.

Aksi halde, sadece su-i zanlarla, sanal varsayımlarla, siyasi ölçütlerle şekillenecek uygulamaların vereceği zararlar, milletimize yazık etmektir. Toplumumuzun geleceğini, olmadık belirsizliklere sürüklemek demektir.

Türk Milleti ve Türkiye, buna ‘layık’ görülemez. Farklı inançta, kimlikte, düşüncede olsak da; meslek odaları, sendikaları, vakıfları, dernekleri, siyasi partileri ve bu kuruluşların mensupları ile hepimiz, ortak vatanımız Türkiye’de yaşıyoruz. Ve –ayrıştırmadan, ötekileştirmeden-  farklı düşüncelere tahammülün yansıması demokratik anlayışla, milletimizin birliği her şeyin üstünde…  

                  

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015