ADI: ŞİDDET

Size Özel Yeni Model Otantik - Özel Tasarım Takılar ve Aksesuarlar, kolye küpe bileklik modelleri en uygun takı fiyatları
Adnan Karadüz
ADI: ŞİDDET
10.03.2018


Şiddet, toplumsal acıların, trajedilerin kaynağı… İnsan olamama tavrı; birlikte yaşamanın ya da bir olabilmenin en büyük engeli... Ne de çok zarar verir toplumsal birlikteliğe, arkadaşlığa ya da aile olabilmeye… Sözlü ya da fiziki, her yaşta her ortamda, her zaman canlar yakan saldırı tarzı… Yaşama hakkının yok edilişinin zorbalığı… Öfke, linç, yok etme; paranoya halleri… Bazen sözle bazen de eylemle akseder… Güçlünün hukuku yok saydığı zamanlarda, ya da hukuku tedavülden kaldırdığı zamanlarda arzı endam eden zalimlerin silahı… Sessiz çığlıkların yüreklerde ölüp gittiği; çocukların, kadınların, mazlumların yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin ezildiği anlar… Daha neler, neler!. Ne kadar da çok olumsuz çağrışımları var “şiddet” kavramının… Ama öylesine yaşamımızda yer etmiş ki ve alışkanlık halini almış ki toplumun bu durumu kanıksadığı da oluyor.

Nasıl sorusu aklıma geliyor hemen ya da neden sorusu… Olumsuz çağrışımları gibi şiddetin yöntemi ya da üslubu o kadar çok ki… Bazen bir hastalık hali, bazen bir öfke, bazen yok etme, bazen de ele geçirme eylemi, üstün gelme arzusu ve de bazen mobbingin tezahürü. Ne yazık ki bazı insanlar hukuksuz yollardan da olsa ele geçirmeyi, üstün gelmeyi sever; ezmeyi, kontrol etmeyi ve yok etmeyi de... Bir tür güçlü olma, güç gösterme anlayışı diyelim şiddet severlere… İnsan dedim de ama hangi insan değil mi? O, öfke zırhını giyinip “şiddet” kılıcını kuşanan insan, kimdir bilir misiniz? Aslında iradesizliğini şiddetle telafi etme nümayişinde aciz, zavallı, ezik, içi boş insan tabi ki… Zafiyetinin tezahürü olarak güçlü olma, duygularını kontrol edememe, yönetememe hali… Şiddet yanlısı insan zayıftır, acımazsız, vicdansız ve ahlaksızdır da… Albert Einstein der ki “Şiddet, ahlak seviyesi düşük kişilere her zaman cazip gelmiştir.” Zayıf olan, ahlaksız olan şiddete meyleder demek ki… Aslında bu bir davranış bozukluğu durumu!..

“Nerede tezahür eder?” diye sormaya gerek var mı? Her yerde elbette…. Bazen sokakta, bazen ailede, bazen de kamusal alanlarda; bazen de basın yoluyla... Ailede şiddet denince psikolojik, fiziksel, cinsel, ekonomik vs. türleri geliyor aklıma. Ezilen kadınlarımız ve öfkeden ruhunda yıllar yılı sürecek travmalarla büyüyen çocuklarımız. “Ah vicdan, ah vicdan!” diyesim geliyor ama yetmiyor anlatmaya şiddetin kadınlarda, çocuklarda oluşturduğu travmaları. Şiddete maruz kalan, canı yanan, ciğeri kundaklanan insanların ruh hallerini, yaşadıklarını anlayabilir misiniz? Elinizde kocaman bir merhamet çınarı varsa anlayabilirsiniz tabi ki.

Sosyal medyada, yazılı ya da görsel basında şiddet öğretileri… Basında, spor sahalarında, spor programlarında, kamu kurumlarında insanın ya da insanlığın değersizleştiği her ortamda. Aklıma şiddete maruz kalan çocuklar gelince içim yanıyor. Çocuklarımız daha mı acımasız ortamlarda büyümeye başladı. Ya da onlar daha mı birbirlerine karşı daha acımasız olmaya başladı? Bazen okullar da şiddetin gizli ve hoyrat bahçeleri oluveriyor… Öğrencilerin ilişkilerinde hukuka, saygıya, özsaygıya olan inançlarının azalması… Anaokulundan üniversitesine kadar sözlü ya da fiziksel şiddet olayları… Genellememek lazım tabi ki… Bilinmeli ki şiddete, öfkeye maruz kalmışsa çocuklarımız minik yüreklerinde sevginin yerini öfke alır. Kişiliklerinde oluşan travmalar, nasıl da geleceklerine olumsuz yansır. Umarım gelecekte sağlıksız bir nesille baş başa kalmayız.

Daha hangisini yazmalı, bilmem ki vicdanın bam teline neresinden dokunmalı? Canı yananı, canı yakılanı mı yazmalı yoksa can yakanların birçok türünü mü sıralamalı? Çözüm, “vicdan ve adalette” demeli… Çözüm; yok olmuş adalet duygularını yeşertmekte, vicdanı yaşatmakta… Toplumu oluşturan bireylerde adalet ve vicdan duyarlılığı yeterince varsa, öfkenin dili değersizleşir. Toplumda daha çok saygı, güçlü ilişkiler varsa birliktelik ruhunun kuleleri o zaman gökyüzüne yükselir. Böyle bir farkındalığı oluşturmanın yolu, hukukun evrensel değerlerini yaşatan aile ve okul eğitimiyle değerleriyle donanmış toplumsal zeminin oluşturulmasından geçer. Daha da önemlisi, devletin sorumlu ve saygın yöneticilerinin varlığı ne de değerlidir toplumsal dayanışma adına!.. Bu değerlerin tohumu sevgi dolu bir yuvada atılır, saygın bir okul ve toplumsal eğitimle de bireylerdeki “adalet ve vicdan” neşvünema bulur.

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015 TASARIM muhabbet.org